Birilerine göre İstanbul Hükümeti tarafından Milli Mücadele'yi engeleme görevi olarak Anadolu'ya gönderilen Heyet-i Nasiha, kimilerine göre hükümetin memuru olan Akil İnsanlar, dün itibariyle Konya'ya geldi.
İlk olarak Sivil Toplum Örgütleri ve kanaat önderleri ile bir araya geldiler.
Çözüm süreci kapsamında, görüşlerini aldılar. Bir anlamda kanaat önderleri üzerinden Konya'nın nabzını ilk etapta ölçmek istediler.
Bu arada ifade edeyim salonda bulananlardan hiçbiri benim kanaat önderim olamaz. Çünkü Allah'a şükür akiller kadar aklım var...
Neyse tekrar akil insanlara dönelim.
Mesajları İstanbul'dan, Ankara'dan verdiklerinden farksız;
Artık analar ağlamasın,
Helalleşme, kardeşleşme zamanı,
Barış zamanı,
30 yıldır süren çatışma artık bitmeli,
Bu milli meseledir, çözülmelidir,
Herkes elini taşın altına koymalıdır
...
gibi dramatik cümleleri arka arkaya sıraladılar...
Bu dediklerine kimse itiraz etmez.
Fakat bu ifadeler Türk Milletini çözüm sürecine katılmasını sağlamaz ki.
Öncelikle şunları açıklayın;
PKK'ya ne taviz verildi;
Katil Öcalan, 2015'te İmralı'dan çıkıp Meclis'e girecek mi?
Anayasa'dan Türk Devleti, Türk Bayrağı, Türk Milleti kelimeleri kalkacak mı?
Ülkenin üniter devlet yapısı bozulup, federasyona gidilecek mi?
Anayasa'dan resmi dil kavramı çıkartılacak mı?
...
Bunları açıklamadan analar ağlamasın, akan kan dursun demek kolay ki ben de diyorum. Ama gözyaşların dinmesi, akan kanın durması için PKK'ye ne vereceğiz?
Toplantıda sık sık “Kürt halkından önce, Türk halkı ikna edilmeli” derken neyi amaçlıyorsunuz?
Anayasayı paçavraya çevirip, ülkeyi bölme noktasında mı Türk halkını ikna edeceksiniz?
Akıllı geçinen Akiller önce bunların cevabını bir verin.
Verin ki biz de sizin nasihatlarınıza, uyup uymamakta karar verelim...
“Türk Bayrağı'nın ismi değişsin Devlet Bayrağı densin" diyen Hilal Kaplan akil heyet içinde iken, toplantı masanıza Türk Bayrağı'nı bile vatandaşın isteğiyle koyduğunuz ortadayken, analar ağlamasın, akan kan dursun denmesini nasıl bekliyorsunuz?
Çanakkale'de bir kara parçası için 250 bin şehit verdiğimiz de analar ağlamamış mıydı?
Millî Mücadele yıllarında Nasihat Heyetlerini analar kovup, oğullarını cepheye yollamamış mıydı?
Bugün dahi, acısını içine atıp “Vatan sağolsun” sözleriyle çocuklarını toprağa veren Türk anası değil mi?...
Ankara'dan İstanbul'dan rahat koltuklarınızdan kalkıp Konya'ya gelerek ahkam kesen Akil İnsanlar, önce Türk Milleti'nin kültürünü, geleneklerini, örf ve adetlerini en önemlisi ise 2 bin yıllık tarihini öğrenin.
Kemal Tahir'in, “Devlet Ana”, Halide Edip'in “Ateşten Gömlek” kitabını okuyarak bu milletin devletini, vatanın nasıl kutsallaştırdığını öğrenin.
Bunları öğrenmeden, “Anadolu insanını çok kolay kandırırız” mantığıyla yola çıktıysanız, aklınıza şaşarım...
Türk milleti artık şunun çok iyi farkındadır ki gidebileceği ve yaşayabileceği tek toprak parçası Anadolu'dur. Ya Anadolu'da güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti (T.C.) olarak kalacak ya da Anadolu'da tarih sahnesinden silinecektir. Bu bilinçtir ki, analar şehitlerini toprağa verirken, “VATAN SAĞOLSUN” diyor...
Onun için Akil İnsanlar, Kürtlerden önce, Türk Milleti'nin isteklerini, korkularını, sitemlerini öğrenin. Bu ülkede yaşayan her fert kan ve göz yaşı istemez. Diğer yandan, sinek küçüktür ama mide bulandırır anlayışı içinde ortaya atılan iddialar ve girişimler kafalarda hala soru işaretidir. “Ne vaat edildiki eli kanlı katiller grubu PKK sınır dışına çekiliyor?” Sorusuna daha cevap verilmemişken, çözüm süreci için Anadolu'dan destek isteniyor.
Şunu ifade edelim ki kuyuya bir taş atıp Türk Milleti'nin taşı çıkarmak için kuyuya atlayacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Çözüm süreci noktasında zihinlerdeki ortaya dökülmediği sürece, yanlış hesap Bağdat'tan dönecektir. Görünen odur ki dönmesi de muhtemeldir...