Eğitim ve öğretim! Birbirinden ayrı düşünülemeyecek ve birbirine indirgenemeyecek, hafife alınamayacak önemli iki konu!
Bir memleketin geleceğini inşa etmek istiyorsak, ilk olarak eğitim ve öğretim ile başlamalıyız işe!
Neden ilk emir Oku!? herkes eminim ki bu soruya az ya da çok cevap verir. Ancak hakikaten anlatılmak istenenin, mevcut olayın farkında mıyız?
Öğretmenlerimiz, eğitimcilerimiz bunun farkında mı?
Anne babalar farkında mı?
Toplum bunun farkında mı?
Günümüz Türkiye'sinde işin öğretim kısmına ağırlık verilmekte benim kanaatim.
Ygs-Lys ya da Teog gibi sınavlarla öğrenciler bir yarışın içerisinde öğretim kısmına kanalize ediliyorlar, itiliyorlar.
Elbette ki genç nüfusu fazla olan bir ülkede öğrencilerin yerleşebilecekleri ya da yerleşmek istedikleri okullara girebilmeleri için bir sınav olmak da zorunda.
Benim sorun ettiğim kısım bugün bu nokta değil!
Ben işin EĞİTİM kısmındayım.
Gençlerimizin, çocuklarımızın ahlaki değerlerden uzaklaşması, milli ve manevi değerlerini bilmemesi ya da bildiklerini yaşamlarına uygulamamaları benim problemim.
Unutmamalıdır ki, bugünün çocukları yarının büyükleri olacaktır. Yarının eğitimcileri, siyasetçileri, doktorları, avukatları vs. anne babaları olacaklardır.
Toplumumuzda ahlaki yozlaşmanın her geçen gün arttığı gözlenmektedir. Elbette ki istisna gençler, aileler var. Sözümüz, yorumumuz genele!
İlk emir Oku! ile kalmıyor. Seni yaradan Rabbinin adıyla Oku! deniyor! Burası daha da önemli, bunun farkına varabilmek gerekir.
Mehmet Akif ne diyordu?
Alınız ilmini Garb'ın alınız san'atını
Veriniz mesainize hem de son sür'atını.
Biz Batı'nın ilmini, sanatını almadık, maalesef değerlerimize ters düşen ahlâksızlıklarını aldık. İlla bir şey almamız gerekiyorsa, biz Batı'nın ilmini, sanatını almakta bir yarışa girmeliyiz. (Burada şu polemiğe de girmek yersiz. İlim ve sanatı alırken değer yargıları ve ahlak da kaçınılmaz olarak gelecektir. Elbette. Ancak vurgulamak istediğimiz şey bugün bu değil.)
Milli ve manevi değerlerimiz için başta ailelere anne babalara sonra eğitimcilerimize ve toplumun değer algısına büyük işler düşüyor.
Şair ne diyor:
Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır;
Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Ahlaki gelişimi tam olarak oturmamış, milli ve manevi değerlerinin farkında olmayan bir genç, en iyi okulları kazansa ne olur?
Ne olur size söyleyeyim. Hak hudut bilmeden hep BEN der. Empati yapamaz.
Mesela; yasal olmadan, insanların özellerine girerek onları dinler, ahlaksızlığı insanlara normal olarak gösterir. Sırf kendi çıkarları ve kendi erki için. Bakınız ülkemizin son dönemde muhatap olduğu işlere, kaybettiklerimize. Ya da televizyon programı yapar, kimlere uşaklık eder kim bilir? Ahlaksızlıklar aile hayatlarımızın içerisine girer. Aldatmak, yasak ilişki yaşamak vs normal hale gelir. Bakınız son yıllarda ülkemizdeki boşanma artışlarına, ve bunların nedenlerine!
Bu nedenle ahlak, değer, kültür, maneviyat gibi öz değerlerimizin farkına varmak yani EĞİTİMİN farkına varmak ve toplumun farkındalık seviyesini yükseltmek gerekiyor, sevgili meslektaşlarım, kardeşlerim, toplumum!
Anne babalar, eğitimciler ve toplumumuz, BEN değil BİZ diyebilmek ve geleceğe daha güvenli bakabilmemiz için EĞİTİME daha da çok önem verelim.
Yazıma yine Mehmet Akif'in şu dizeleriyle son vermek istiyorum.
Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!
Tükürün ehl-i salîbin hayasız yüzüne!
Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!
Medeniyet denilen maskara mahlûku görün,
Tükürün maskeli vicdanına asrın tükürün!
Eğitim Danışmanı Mehmet Alper YOLCU
@mayolcu_ , [email protected]