Aişe radıyallahu anha, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim demiştir: İnsanlar, kıyamet gününde, yalın ayak, çıplak ve sünnetsiz olarak Allah’ın huzurunda toplanırlar. Bunun üzerine ben: Ya Resulallah! Kadınlar ve erkekler birlikte olunca, birbirlerine bakmazlar mı, dedim? Peygamber Efendimiz: Aişe! Durum, onların bunu akıllarına getiremeyecekleri kadar ciddidir buyurdu.
Bir başka rivayette: İş, birbirlerine bakamayacakları derecede şiddetlidir, buyurdu. (Buhari, Rikak 45; Müslim, Cennet 56,59. Ayrıca bk. Buhari, Enbiya 8, 48, Tefsiru sure (5), 14; Tirmizi, Kıyamet 3, Tefsiru sure (80), 2; Nesai, Cenaiz 118-119; İbni Mace, Zühd 33)
Kıyamet gününde insanların yeniden diriltilerek Allah’ın huzurunda toplanacakları ve hesaba çekilecekleri gerçeği, Kuran’ın pek çok ayetinde defalarca ifade edilir. O günün dehşeti, sıkıntıları, sevinçleri ve benzer haller de Kuran ve Sünnet’te anlatılır. Peygamber Efendimiz bu hadislerinde, mahşer gününde insanların nasıl görünümde bulunacaklarını bildirmektedir. Buna göre insanlar, o gün annelerinden doğdukları hal üzere bulunacak, kadın ve erkek hepsi bir arada olacaklardır. Fakat o günün dehşeti ve insanların her birinin kendi başının derdine düşmesi onlara her şeyi unutturacak, kimse kimseyle ilgilenmeyecektir. Peygamber Efendimiz, hanımlarından Hz. Aişe’nin sorusu üzerine bunu açıkça ifade etmiştir. Bir rivayete göre Hz. Aişe kendisine bu soruyu sorunca: Üstünde elbise olup olmaması sana bir zarar vermez, çünkü bana nazil olan bir ayet buna delalet etmektedir buyurmuş, Aişe annemizin hangi ayet olduğunu sorması üzerine O gün, onlardan her kişinin kendisine yeter derecede işi vardır [Abese suresi (80), 37] ayetini okumuştur (Ali el-Kari, Mirkat, IX, 475).
Kıyamet gününde bütün insanlar Allah’ın huzurunda toplanacaklardır. İnsanlar, mahşerde annelerinden doğdukları hal üzere bulunacaklardır. Mahşer yerinde herkes kendi derdine düşecek, insanların birbiriyle ilgilenmesi, hatta isteyerek veya istemeyerek birbirine bakması bile mümkün olmayacaktır. Peygamberimiz’in her sahih hadisinin Kur’an’da bir delili vardır; fakat biz onu görüp keşfedemeyebiliriz. Bir konuyu iyice anlamayan veya o konuda şüphe eden kimsenin bir bilene sorması gerekir.