Bu ülkenin gelecekleri için, ilk adım

Abone Ol

Yeni eğitim ve öğretim dönemi yeni umutlar, yeni yarınlarımız için başlıyor. Ben bugün eğitim hayatına, ilk kez adım atacaklara yani kreşe/anaokuluna başlayacak, bu ülkenin geleceklerine ve kreşe/anaokuluna bugün itibariyle başlayan çocuğu olan anne-babalara sesleneceğim.

Çocuklarının, yaşı ve gelişimi uygun olan ailenin, çocuğunu kreşe yollamaya karar verme süreci aile için önemli bir duygusal deneyimdir. Bu süreçte anne-babalar hem kreş/anaokulu seçimi konusunda hem de çocuğun gönderileceği kreşte/anaokulunda mutlu olması konusunda hassastırlar. Bu nedenle öncelikle çocuğa ve aileye uygun kreş/anaokulu seçiminin yapılması belki de yapılacakların başında yer almalıdır. Anne-baba olarak karar verdikten sonra bu konuda çocuğa karşı güvenli, kararlı ve tutarlı bir duruş sergilemek gerekir. Çünkü, çocuklar anne-babalarından gelen sözsüz mesajları kolaylıkla anlarlar. Kreşe gitme konusunda anne-baba endişeli ise suçluluk duyuyorsa çocuk bunu hemen hissedecektir.  Motive etmek için söylenen sözlerin çocuk için pek bir anlamı olmayacaktır. Burada önemli olan tutum anne-babanın rahat olmasıdır. Zira anne-babalar ne kadar rahat olurlarsa çocuk da o kadar rahat ve huzurlu olacaktır. Çocuğun kreş konusunda duygusal olarak hazırlanması anne-babanın duyguları yoluyla olacaktır.

İkinci adım ise çocuğu kreşle/anaokuluyla ilgili bilgilendirmektir. Kreşi/anaokulunu tanıtmak, orada neler yapacağını anlatmak, kreşi/anaokulunu gidip ziyaret etmek, öğretmeni ile tanışmasını sağlamak uyumunu kolaylaştıracaktır.

Aileden ilk ayrılış olan kreş dönemi, çocukların gelecekteki hayatlarının şekillendirilmesinde de büyük önem taşımaktadır. Çocuklarımızın kreşe/anaokuluna başlaması hem anne-baba için, hem de çocuk için yaşamı adına çok önemli bir adımdır. Günümüzde çocuklar genellikle apartmanlarda büyüdükleri için sosyalleşme ihtiyacı duyuyorlar. Çocuğun doğumundan itibaren model olarak gördüğü anne ve babasından alabileceğini alması ve kendisine tanınan fırsatlar ölçüsünde bir psiko-sosyal olgunluğa erişebilmesi söz konusudur ancak toplumsallaşma ve arkadaşlık ilişkileri gibi yani çevresel faktörler bağlamında bu gelişim sınırlıdır. İşte -çocuktan çocuğa gelişim dönemi değişmekle birlikte- özelikle 4-5 yaş dönemde, okul öncesi eğitim devreye girerek çocuğun gelişim alanlarını destekleyici çalışmalar yapabilmelidir/yapar. 

Bu nedenledir ki; kreşe/anaokuluna başlama olayı çocuğun toplumsallaşma sürecinde çok önemli bir basamağı oluşturmaktadır. Bir anlamda çocuğun ailesi dışında attığı ilk adım olan okul öncesi eğitim; çocuğun, evinden çıkarak anne ve babası olmadan yeni ve yabancı bir yere gitmesi önemli bir “ilk deneyim”dir. Çocuk, kreş/anaokuluna başladığı zaman tüm kurallarını bildiği aile ortamından henüz hiçbir kuralını bilmediği, tanımadığı kişilerin bulunduğu bir ortama girmektedir. Bu yeni durum, tabii ki çocuklarda uyum sorunu yaratabilir. Çocukların uyum sağlama kapasiteleri oldukça yüksek olmasına rağmen bazı çocuklar kreşe başlarken sorun yaşayabilirler. Bazıları da kreşe yeni başlamamış olmalarına rağmen uyumlarını bozan onları huzursuz eden sorunlar nedeniyle  kreşe gitmekte zorluk yaşayabilirler. Kreş/anaokuluna yeni başlayan çocukta, başlangıçta belirsizlik ve terk edilme(ayrılma) kaygısı yaşanır. Çoğunlukla koruyucu ve aşırı hoşgörülü aile ortamından gelen çocuklarda bu kaygılar daha yoğun yaşanır. Ancak çocuk ortama alıştıktan ve öğretmenlerini tanıdıktan sonra kaygılar ortadan kalkar.

Çocuklarımızın yanı sıra biz ebeveynlerde bu süreçte birçok kaygı yaşamaktayız. Bazen aileler çocuklarından ayrıldıkları için kendileriyle ilgili suçluluk ve kaygı duyguları yaşarlar ki bu sinyaller çocuğun okul korkusunu arttırıcı bir faktör olabilmektedir. Bu nedenle annenin kararlılığı ve iç rahatlığı çocuğun uyum süreci için çok önemlidir. Yani çocuğun kreşe/anaokuluna başlama sürecinde annenin de duygusal olarak hazır olması gerekir ki; çocuğun tanıdığı, kurallarını bildiği aile ortamından ayrılırken duygusal olarak annenin üzüntü ve kaygısını hissetmesi uyum sürecini zorlaştırmaktadır.

Uyum sürecindeki tepkiler çocuktan çocuğa farlılıklar gösterebilmektedir! Bazı çocuklar, ilk günlerde ya da bir-iki hafta ilgili ve istekli olur. Kreş/anaokulu onun için oyun parkı gibidir. Ancak zamanla annesinin yanında olmadığını fark eder ve annesi ile birlikte olmak ister, sürekli okula gelmenin anlamını yeni kavrayan çocuk bu duruma tepki göstermeye başlar. Diğer bazı çocuklar ise en baştan itibaren anneden ayrılmak istemez. Annesinin sınıfa gelmesini, yanında olmasını, yemeğini yedirmesini ister. Bu bir noktada doğaldır, çünkü çocuk, bugüne kadar anne-babasından hiç ayrılmamıştır ve çocuklar kreşe giderken ayrılma da sıkıntı yaşanabilir. Böyle bir durumda çocuğu bu ortama kademeli olarak alıştırmak iyi olacaktır. Kreşe bırakıp kaçarak değil, kısa bir süre yanında kalarak ve vedalaşarak ayrılmak, ilk günlerde kreşte daha az saat kalmasını sağlamak yerinde olacaktır. Çekingen, kendine güveni düşük, kural konmakta sıkıntı yaşanan başka bir deyişle evde hiç sınırlandırılmamış çocuklar kreşe gitmek istemeyebilirler. Kreşe/anaokuluna uyum sağlama konusunda yaşanan sorun yalnızca anneden ayrılma zorluğu değildir. Çocuk, okula başladığında evindeki güvenli ve tanıdık ortamı doğal olarak bulamaz. Artık karşı karşıya kaldığı ve yüzleşmek zorunda olduğu yeni çocukların bulunduğu farklı bir ortam vardır. Örneğin; çocuğun özellikle ben-merkezci olduğu bu kreş döneminde, eşyaları başkalarıyla paylaşmayı kabul etmek çocuk için oldukça zordur. Bu gibi durumlarda çocuğa seçme hakkı verilirse doğal olarak evi ve annesinin yanını tercih edecektir. Bunun yerine öğretmeni ile işbirliği yaparak zamanla uyumunu arttırmaya yönelik müdahaleler yapılması uygun olur. Bunların dışında çocuğun kreşe gitmek istememe sebeplerini iyi araştırmak gerekir. Kreş yetkilileri ve öğretmeni ile problemi çözmeye yönelik görüşmeler yapılabilir. Onlardan kaynaklanan bir sorun varsa bunun giderilmesi sağlanabilir.

Evde aile içinde yaşanan herhangi bir sorun da çocuğu etkiliyor olabilir. Çocuk yaşadıklarından dolayı kendini kaygılı, huzursuz, korkmuş ve güvensiz hissedebilir. Evde bir sorun olma ihtimali aileleri çoğunlukla korkutur ve kendilerini suçlanmış hissederler. Bunun için sorunu konuşmak, kabullenmek onlara zor gelebilir. Ya da yaşadıkları sorunla o kadar meşgullerdir ki çocuğu etkilediğinin farkına varamayabilirler.  

Yukarıdaki durumlardan hangisi ya da hangileri yaşanırsa yaşansın, bu durumlar kreş/anaokulunun önemini kaybettirmez. Çocuğun sosyalleşmesi, yaşama atacağı aileden uzak bu ilk adım-deneyim önemini korur. Çocuklar oyun oynayarak daha kolay öğrenirler. Zaten onların dünyasında her şey oyun değil midir? Kendi çocuklarınıza bir bakın. Çok ciddi durumlar bile oyun ekseninde naifleştirilebilmektedir. Ve bu oyun sayesinde çocuk ufkunu, hayata bakışını, psiko-sosyal becerilerini kazanabilmektedir. Okulöncesi eğitimle ilgili lisansüstü yapılan çalışmaların sonuçları incelendiğinde oyunun çocukların dil, sosyal, motor, öz bakım ve bilişsel gelişim alanlarını olumlu yönde etkilediği, anne babaların çocuğun gelişiminde oyunu önemli buldukları, okulöncesi öğretmen ve yöneticilerinin oyunun çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine yönelik olarak görüş birliği içerisinde oldukları ve oyunun özel eğitimde kullanılabilecek etkili bir yöntem olduğu belirlenmiştir. 

Yapılan araştırmalar sonucunda çocuğun kreşte/anaokulunda oyun ile kazandığı edimlere ilaveten, kreşte/anaokulunda çalışan öğretmenlere oyun etkinliklerini planlama konusunda hizmet içi eğitim verilmesi ayrıca ailelere çocuk ve oyun hakkında seminerler verilmesi ve okul öncesi eğitim kurumlarında aile katılımlı oyun etkinlikleri planlanması ile kreş/anaokulu eğitiminin geleceğimiz olan çocukların geleceklerinin şekillenmesine daha da olumlu etkisinin olacağı kesindir.

8 Eylül 2014, yani bugün tüm Türkiye'de birçok 2010 doğumlu çocuk kreşe/anaokuluna başlıyor. Ülkenin geleceği olmaları temennisinde bulunduğumuz bu çocuklardan biri de benim oğlum Mustafa YOLCU ...  Pilot-Başbakan olmak isteyen bu delikanlının önündeki koskocaman bir hayatın, sosyalleşmenin çeşitli beceriler kazanmanın ve bir sonraki eğitim hayatına bunları aktarması açısından önemli bir sürece ilk adımını atıyor. Bu hem onun için yeni ve bembeyaz bir sayfa hem de biz anne ve babası için yeni bir dönem. 

Sevgili evladım, tüm eğitim hayatında ve yaşamında başarılar diliyorum. Ahlaklı, erdemli, bilgili, ilim ve bilim sahibi olasın inşaAllah!

Kıymetli oğlum, Rabbim yolunu ve bahtını açık etsin, önünde açamayacağın kapı bırakmasın.

Kendi evladım gibi bu sürece başlayan tüm çocuklara da aynı temennilerimi sunuyorum. Siz değerli okuyucularımdan da bu ülkenin geleceği çocuklarımız için hayır dualarınızı bekliyorum.

Sevgi ve Muhabbetle!.