Teknolojinin dijitalleşmesiyle birlikte bir dönemin en gözde cihazları olan antika radyolar, gramofonlar ve lambalı televizyonlar tozlu raflarda ya da hurdacılarda kaderine terk edilirken, Konya’da bir zanaatkar bu döngüyü kırmak için büyük bir mücadele veriyor. Genç yaşta adım attığı tamir atölyesinde yarım asrı geride bırakan tecrübeli usta, geçmişin sesini ve ruhunu taşıyan mekanik hatıraları hurdaya dönmekten kurtarıp geleceğe miras bırakıyor.
1972 YILINDA BAŞLAYAN AŞK: BATARYALI RADYOLARDAN GÜNÜMÜZE
Mesleğe ilk adımını henüz küçük bir çocukken atan atmış yedi yaşındaki Abdurrahim Ceviz, zanaat yolculuğuna 1972 senesinde çırak olarak başladı. Küçüklüğünden beri elektroniğe ve ses sistemlerine büyük bir merak duyan Ceviz, babasının da yönlendirmesiyle o dönemin en ileri teknolojisi sayılan bataryalı radyoların gizemli dünyasını keşfetti. Vatan görevini tamamlayıp 1980 yılında memleketine döndüğünde kendi mütevazı atölyesini kuran usta, o günden beri elinden havyasını ve tornavidasını düşürmedi. İlk günkü heyecanını ve meslek aşkını hiç kaybetmeden çalışan Ceviz; makaralı teypler, eski nesil televizyonlar ve asırlık ses cihazları üzerinde uzmanlaşarak Konya’nın en aranılan restorasyon ustalarından biri haline geldi.

ASIRLIK CİHAZLARA HAYAT ÖPÜCÜĞÜ: ADIM ADIM RESTORASYON SÜRECİ
Abdurrahim ustanın ellerinde yeniden can bulan cihazların birçoğu 80 ila 100 yıllık köklü bir geçmişe sahip. Antika niteliğindeki bu radyoların tamir süreci ise sadece teknik bir onarımdan ibaret değil, aynı zamanda büyük bir sanatsal titizlik gerektiriyor. Cihazların aslına uygun olarak yaşatılabilmesi için ahşap kasalarından içindeki en küçük ampulüne kadar her detay orijinal yapısı korunarak elden geçiriliyor. Dış kısımdaki yıpranmış tahta gövdeler marangoz bir dostunun maharetli ellerinde ilk günkü parlaklığına kavuşturulurken, iç kısımdaki arızalı elektronik aksam, lambalar ve nadide parçalar Abdurrahim Usta tarafından dünyanın dört bir yanından temin edilerek yerlerine monte ediliyor.

POPÜLERLEŞEN ANTİKA MERAKI VE ÇIRAKLIK OKULLARININ ÖNEMİ
Son yıllarda toplumda geçmişe duyulan özlemin artması ve antika kültürünün yeniden popüler hale gelmesi, usta zanaatkarın iş yükünü artırsa da onu geleceğe dair umutlandırıyor. İnsanların evlerindeki eski cihazları çöpe atmak yerine kendisine getirip yeniden çalıştırmak istemesinden büyük bir huzur ve mutluluk duyduğunu belirten Ceviz, bu kıymetli birikimin yok olmaması için yeni nesillerin yetiştirilmesine de öncülük ediyor. Günümüzde eski usul çırak bulmanın zorluğundan bahsetse de devletin çıraklık okulları vasıtasıyla gençleri mesleki eğitime yönlendirmesinin sektöre can suyu olduğunu ifade ediyor. Kendi atölyesinde torunlarının ve genç çırakların yardımıyla bu zanaatı geleceğe aktaran yarım asırlık çınar, her tamir ettiği radyodan yükselen seste mesleğinin ölümsüzleştiğini hissediyor.






