Ne garip bir şehirsin ki sen, trilyonluk insanların yanında evi barkı olmayan, gün bulup gün yiyen, kışın karını, baharın yağmurunu, yazın sıcağını vücudunun en derinliklerinde hisseden insanları da bünyende barındırıyorsun.

Bu şehirde bir garip vardı. Yıllar önce bu şehre gelmiş, yıllarca bu şehrin havasını solumuş, kendi halinde yaşamış, kimseye karışmamış, derdini içinde yaşamış bir garip...

Garip bir şekilde gelmiş, garip bir şekilde ölmüş... Allah her şeyin olduğu gibi ölümün de hayırlısını versin dostlar...

Bu garibin nasıl öldüğünü merak edip ölümüyle ilgili fotoğraflara baktım. Sizlerle paylaşamayacağım kadar kötü bir ölüm olmuş.

Kimdi, neydi, neciydi, ne yer ne içerdi, ne yapar ne ederdi, nerede yaşar, nerede barınırdı kimse bilmezdi. Ama herkesin tanıdığı ve bildiği kimsesiz bir kimseydi bu garip...

2011 yılında değerli kardeşim Suntv Muhabiri ve Program Sunucusu Veli Özkan'ın yoğun ısrarları sonucunda kendisi ile röportaj yapmıştık. 

Unuttum gitti... Üzerinden yıllar geçmişti. Önceki gün, Veli bu röportajın görüntüsünü paylaşmış. 

Duygulandım...

Ve düşündüm... Bu dünya fani... Ölüm bir gerçeklik. Nasıl yaşarsanız yaşayın, herkesin gideceği yer aynı.

Az yaşa, çok yaşa, akıbet gelecek başa...

Poşetli, garip ve benzeri isimlerle anılan bu ihtiyar, 3-5 dakikalık bu röportajımızda kendisini özetleyivermişti. Verdiği bilgiler ne derece doğru bilemeyiz ama 'Konya benimle gurur duyuyor' sözleriyle başlayan röportajı ve onun dilinden dökülenleri olduğu gibi sizlere aktarmak istiyorum:

+ Konya'ya çok hizmetim var. 80'den önce Konya'ya geldim. Bir kapıya 10 defa giderim. Taş üstünde taş bırakmadım. Hala hizmetime devam ediyorum. 

- Ne işle meşgulsünüz?

+ Bir sıcak çorba içer işime devam ederim. Havada iner tavada yerim.

- Nerede yaşıyorsunuz?

+ Yerim yurdum belirsiz

- Konyalı mısın?

+ Değilim, uzak, Vanlıyım.

- Neden geldin?

+ Deprem vardı, depremden kaçıp geldim.

- Orada evin barkın var mıydı?

+ Depremde yıkıldı

- Devlet yardım etmedi mi?

+ Devlet adamına göre verir bize yok.

- Neden sana vermedi?

+ 'Kendi işini kendin hallet' dedi.

- Evlendin mi hiç?

+ Evlendim ama karı kaçtı. Bir apandist ameliyatı oldum Ankara Gülhane Hastanesi'nde. Doktor kadından uzak dur dedi. Bizim hatuna yanaşmadım. Sana da bir herif lazım dedi kaçıp gitti. 

- Evlendiğinde ne iş yapıyordun?

+ Amelelik başta olmak üzere her işi yaptım.

- Peki kış gününde zor olmuyor mu?

+ Bize ne soğuk geçer ne de sıcak geçer.

- Yaşın kaç?

+ 73

- İsmin ne?

+ İsmail Yetişmiş.

- 2011 seçimlerinde oy kullandın mı?

+ Yok benim şu an dokunulmazlık kağıdım var. Askeriyede silah deposunda görevliydim. Menderes'in askeriydim. O Yassı Ada'da içerideyken ben askerdim. 

Ben size en iyisi atom bombasını anlatayım.

 Ama onu daha önce anlattın

+ Türkiye senin gözünde nasıl bir ülke?

- Memleket iyi de herkes işini doğru dürüst yapsa, herkesin evine ekmek gitse daha iyi olacak.

Son cümlelerinde vermiş sosyal mesajı. Ondan sonra da görüşmedik zaten hiç. Şimdi ailesi bulunmuş. Aslen Çorumluymuş. İsmi Mehmet Keleşmiş. Yine bir rivayete banka hesaplarında 1 milyon TL'nin üzerinde parası varmış. Ailesi şimdi onu teslim almaya geliyormuş. 

Neredeydiniz şimdiye kadar? Neden bu adamın arkasını arayıp sormadınız? O garibin hüviyetine, temsil ettiği kimliği ve kişiliğe ayıp ettiniz bilginiz olsun.

Alın şimdi cansız bedeni sizin olsun. Şimdilik bir söylenti olan ama ateş olmayan yerden çıkmayan dumanın üstünde tüttüğü trilyonları da sizin olsun.

Gönül rahatlığıyla teslim alın!

Mesnevi'den:

“Gönül aynası saf ve pak bir hale gelince (onda) sudan, topraktan hariç suretler görürsün.”