12 nisan 2014 behcet buyukgokmen

Cevabı net olmayan meşhur sorudur bilirsiniz; “ tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar!”

Ben de merak edib soruyu Teyfik Bey'in  bana hediye ettiği ve kendisini İstanbullu yaptığım horoza sordum.

Horoz şöyle bir baktı ve kendinden emin bir şekilde “beni hiç ilgilendirmez ben işime bakarım” dedi.

Her önüne gelenin ayar çekmeye çalıştığı bir memlekette yaşıyoruz.

Halka tepeden bakan nesli kesilesice ayarcılar en  basit nezaket kurallarını bile hiçe sayabiliyorlar. Yıllardır alışmışlar!  kendilerini efendi bizleri de parya görüyorlar.

Küresel efendilerine sundukları “köle dereceli” bağlılık onlarda başkalarına karşı asgari ölçüde saygılı olmayı bile yok etmiş.

Ülkeyi hala babalarının çiftliği zannediyorlar.

Gözleri, kulakları öylesine efendilerine ayarlı ki, ülkenin içinde bulunduğu süreci bile  göremiyor, duyamıyorlar.

Halkın her defasında yüzlerine attığı şamar uyanmalarına vesile olmuyor.

Muhtemelen halkın şamarı ile efendilerinin tokadı karışıyor ve bunlar daha çok efendilerine kölelik arz ederek durumu kurtarmaya çalışıyorlar.

Oysa halkın şamarını fark etseler uyanacaklar!

Ama  uyanmaya hiç niyetleri yok. Bu gidişle  halktan daha çok şamar yiyecekler; görünen o!..

Halk aslında onları defalarca uyardı;  “yahu sizin ayarınız bozuk önce bir kendinize ayar verin.”

Ama nafile!  ibret alan yok.

Hâlâ alışkanlıklarından vazgeçmiyorlar.

Bunlar umutsuz vak'a!..

Biz yine de bir gün  millete ayar çekmeye çalışmaktan vazgeçip, milletin kendilerine çektiği ayarı anlar, akıllarını  başlarına devşirirler diye ümidimizi muhafaza edelim.

Sözümüz bütün  “ayarcılara”dır.

Herhangi bir ayrım yapmadığımı ifade etmek isterim.

Şimdi girişteki tavuk yumurta muhabbeti ile konunun ne ilgisi var diye düşünüyor olabilirsiniz.

Bir dostum telefonda oldukça sıkıntılı bir ses  tonu ile olan bitenden ziyade rahatsız olduğunu  ve kendini kötü hissettiğini söyledi. Bizim taraf agresif  davranıyor, onlar da saldırıyor!  ondan mı oluyor bundan mı oluyor kafam karıştı, huzurum  bozuldu diyor.

Bu horoz hikâyesini ona da anlattım; kocaman bir kahkaha patlattı, hay Allah senden razı olsun rahatladım yahu dedi!

Ben de bu görüşmeden ilham alarak hikâyeyi okuyucularımla paylaşmaya karar verdim.

 

Umarım halkımızın rahatlamasına bir katkı sunabilmişimdir.