Hep başka konuları yazmaya niyet ederken, bir bakmışınız başka bir konu meşgul ediveriyor zihnimizi. Hangi konudan başlayacağınıza şaşırıp kalıyorsunuz sonrasında. Ne yazsam? düşüncesi değil de, yazacağım şeyi nasıl anlatsam sarmalına kapılıveriyorsunuz bir anda. Yazılacak, konuşulacak, sorulacak, sorulan sorulara cevap bulunacak o kadar çok şey var ki.
Ama en önemlisi nasıl yazacağımız...
Hadi bismillah diyelim..
Hiç düşündünüz mü, yürek (psikolojik) acısıyla beden acısının farklarını?
İnanıyorum ki, bu satırlara göz atan okuyucularım bazen yürek (psikolojik) acısı, bazen de beden acısını mutlaka çekmişlerdir. Hangisi zordur diye bir soru sorulsa, hepimizin vereceği cevaplar çok farklı olacaktır.
Bu sorunun cevabını maddeler halinde sıralamak da kolay değil hani.
İlk olarak acı nedir sorusunu sormamız gerekir aslında. Birçok yerde kullandığımız bir kelime olduğu içinde çokça anlam yüklemişiz acı kelimesine. 1-Dışarıdan gelen bir etkiyle dış organlarda birdenbire duyulan ve o etkilerin kalkmasıyla geçen rahatsızlık. 2- Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, ıstıraplı...
Daha da sıralayabiliriz.
Acı Çalışmaları Uluslararası Birliği (IASP) ise, acıyı bir "deneyim" olarak tanımlamaktadır. Acılar, genellikle tehdit oluşturabilecek unsurlar karşısında dokularımızın uyarılarak gönderdikleri mesajlar sonucu oluşturulduğu söylüyor IASP.
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, psikolojik ve bedensel acıyı yaşarken beynin ''ikincil somatosensory korteks ve dorsal posterior insüla adlı bölgelerinde etkinlik gözlenmiştir. Michigan Üniversitesi'nden Ethan Kross ve Marc Berman yakın zamanda sevgilileri tarafından terk edilen 40 gönüllünün beyinlerini inceleyerek ayrılığın beyindeki etkisini belirlemeye çalıştı. Deneklere önce terk eden sevgililerinin fotoğraflarını gösterdiler. Onlar fotoğrafa bakarken işlevsel MRI ile beyinlerini görüntülediler. Kontrol amacıyla bir de romantik bir ilişkilerinin olmadığı arkadaşlarının fotoğraflarına bakarkenki beyin görüntüleri elde edildi. Denekler istemeyerek ayrıldıkları sevgililerinin fotoğrafına bakarken beyinlerinin ikincil somatosensory korteks ve dorsal posterior insüla adlı bölgelerinde etkinlik gözlendi. Oysa arkadaşlarının fotoğraflarına bakarken herhangi bir fark gözlenmedi.
Kross ve Berman bu sefer deneklerin kollarına sıcaklık uyarısı (ılık ve hoş bir sıcaklık uyarısı ya da acı veren sıcaklık uyarısı) verdi. Yine MRI ile beyin etkinlikleri belirlendi. Acı veren sıcaklık uygulandığında beynin yine aynı iki bölgesinin etkinleştiği gözlemlendi. Bu denemelere ek olarak araştırmacılar o güne kadar acı ve beyin konusunda yapılmış yaklaşık 500 çalışmayı incelediklerinde, bu çalışmaların % 88′inde beynin aynı bölgelerinin, yani ikincil somatosensory korteks ve dorsal posterior insülanın fiziksel acı ile ilgili olduğunun bulunduğunu gördüler.
Prof. Dr. Sedat Özkan ise, aldatıldığını öğrenen bir kişinin, kanser olduğunu öğrenen biriyle aynı acıları çektiği görüşünde!
Yine psikolojik testlere göre fiziksel acı ile duygusal acının beynimizdeki etkisi aynı imiş. Sosyal ya da duygusal acı aynen fiziksel acı gibi gerçek ve yoğun hissediliyormuş. Duygusal yaralanmalarda da fiziksel yaralanmalarda da aynı beyin ağları aktif hale geliyormuş. Beynimiz, fiziksel ve duygusal acı arasındaki ayrımı yapamıyormuş.
Konunun uzmanı değilim tabi ki. Ama dikkatinizi çekmek istediğim şey, her iki acı türünde de beynimizin önemi büyük. Bazı uzmanlar, beynimizin bizi korumaya aldığı için acı çektiğimiz görüşünde. Yani düşüncelerimizdeki büyüklüğü kadar acı çekiyoruz da denilebilir.
Yine bir çocuk vahşice katledildi. Gizem. Bıçaklanıp sonra da canlı olduğu halde yakılarak!
Ve sebebi, zanlının ifadesine göre Gizem'in ablasının kendisine verilmemesi ve kendi yaşadığı acının, Gizem'in ailesine de yaşatmayı istemesi! Ne kadar vahim bir durum! Zanlı tek Gizem'in ailesinin yüreğini acıtmadı, milyonların yüreğini de acıtmayı da başardı. Zanlıya, burada yazamayacağım birçok cümle kurguluyorum yüreğimde, acımdan kaynaklanan...
Unutmamak lazım,
Herkesin canı acır ancak herkesin canı sürekli olarak acımaz, bir gün mutlaka geçer...