Türkiye genelinde sayıları 16-17 milyon seviyesine ulaşan emeklilerin gözü kulağı önümüzdeki aylarda yapılması planlanan maaş düzenlemelerine çevrildi. Ekonomi yönetiminin ve ilgili bakanlıkların masasında yer alan başlıklar, enflasyon farkının ötesinde yeni adımların atılacağını gösteriyor. Özellik taban aylık alan 5,1 milyon vatandaşı yakından kapsayan çalışmalarda, uzun süredir konuşulan aksaklıkların giderilmesi ve alım gücünün korunması hedefleniyor. Sosyal güvenlik temsilcilerinin ve saha uzmanlarının değerlendirmelerine göre, gündemdeki seçenekler emeklilerin maş yapısında önemli değişiklikler yaratabilecek nitelikte.

Ocak ayında açıklanacak enflasyon verileriyle birlikte uygulanacak olan standart zam oranı, tek başına kök aylıkları düşük kalan vatandaşların gelirinde beklenen artışı sağlayamıyor. Geçmiş dönem tecrübeleri, alt sınır desteği olmadan yapılan oran zammının taban maaşları doğrudan yükseltmediğini gösterdi. Bu nedenle kulislerde, sadece dönemsel zam oranına odaklanmak yerine en düşük maaşı alan kesime yönelik kalıcı bir düzenleme formülünün devreye sokulacağı ifade ediliyor. Planlanan yeni strateji doğrultusunda, alt sınır desteğinin belirli parametrelere bağlanması ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Öne Çıkan İlk Seçenek Asgari Ücrete İndeksleme Yöntemi Olabilir

Tartışılan formüller arasında en çok dikkat çeken ve kamuoyunda destek gören seçenek, taban emekli aylığının net asgari ücret tutarına belirli bir katsayı üzerinden endekslenmesi oldu. Mevcut durumda 28.075 TL seviyesinde bulunan net asgari ücret ile 23.552 TL olan en düşük emekli maaşı arasındaki yaklaşık 4.523 TL'lik farkın kapatılması ya da bu farkın sabit bir orana oturtulması hedefleniyor. Yasal düzenleme ile hayata geçirilmesi planlanan bu adım sayesinde, asgari ücrete yapılan yıllık güncellemeler otomatik olarak alt sınır emekli maaşına da yansıyacak.

Böyle bir uygulamanın yürürlüğe girmesi durumunda, emekli vatandaşların her yılbaşında alt sınır desteğinin artıp artmayacağına dair yaşadığı belirsizlik tamamen ortadan kalkacak. Maaş artışlarının doğrudan yasal güvenceye bağlanması, dar gelirli emeklilerin gelecek planlaması yapmasını kolaylaştıracak. Ancak uzmanlar, sadece alt sınırı yükseltmenin kök aylığı bu sınırın hemen üzerinde olan emekliler açısından yeni adalet tartışmaları yaratabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle oran belirleme aşamasında detaylı hesaplamaların yapılması gerektiği vurgulanıyor.

Seyyanen Artış İhtimali Ve Dengeler Üzerindeki Etkileri

Masadaki ikinci seçenek ise belirli bir maaş skalasının altında kalan emeklilere sabit tutarlı seyyanen zam yapılması olarak öne çıkıyor. Daha önce kamu personeli aylıklarında uygulanan bu yöntemin, özellikle Hazine desteğiyle maaşı 23.552 TL'ye tamamlanan gruplara uygulanması gündemde. Bu yaklaşım, en alt grupta yer alan vatandaşların alım gücünü kısa sürede yükseltmeyi amaçlasa da sistem içindeki prim-maaş dengesini bozma riski taşıyor.

Yalnızca taban aylık alanlara uygulanacak bir seyyanen zam, kök maaşı 24.000 TL veya 25.000 TL olan ve zamanında daha yüksek prim ödeyen emeklilerin durumunu olumsuz etkileyebilir. Bu durumda uzun yıllar yüksek prim ödeyen ile alt sınırdan prim ödeyen kişilerin maaşları aynı noktada eşitlenmiş olacak. Emekli sivil toplum kuruluşları da bu eşitsizlik riskine vurgu yaparak, prim gün sayısı ve ödenen miktar göz önüne alınmadan yapılacak tek taraflı seyyanen artışların sistemdeki adalet duygusunu zedeleyebileceğini dile getiriyor.

Kalıcı Çözüm Olarak İntibak Düzenlemesi Masada

Sorunun temelden çözümü için önerilen üçüncü ve en kapsamlı formül ise intibak yasası olarak biliniyor. 2000 yılından önce emekli olan vatandaşlar için geçmiş yıllarda uygulanan intibak düzenlemesi, bu tarihten sonra emekli olanlar için henüz hayata geçirilmedi. 2000 yılı sonrasında emekli olan kişilerin aylık bağlama oranlarının daha düşük tutulması, aynı prim gününe ve çalışma süresine sahip olmalarına rağmen farklı dönemlerde emekli olanlar arasında ciddi maaş uçurumları oluşturdu.

İntibak seçeneğinin kabul edilmesi hâlinde, tüm emeklilerin kök aylıkları güncel katsayılar, toplam prim günleri ve çalışma süreleri dikkate alınarak sıfırdan hesaplanacak. Bu sayede yıllardır süregelen eşitsizlik ortadan kaldırılarak adil bir maaş dağılımı sağlanmış olacak. Yüksek maliyet gerektirmesi nedeniyle uygulanma ihtimali diğer seçeneklere göre daha zor görünse de intibak hamlesi, 2000 sonrası emekli olan milyonlarca kişinin uzun vadeli zam oranlarından daha yüksek oranda faydalanmasını sağlayacak en köklü çözüm olarak değerlendiriliyor.

Sanayide Ağustos'ta sürpriz düşüş!
Sanayide Ağustos'ta sürpriz düşüş!
İçeriği Görüntüle

Önümüzdeki Süreçte Takip Edilmesi Gereken Kritik Tarihler

Öte yandan SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin ocak ayında alacağı kesin zam oranı için yılın ikinci yarısındaki altı aylık enflasyon verileri belirleyici olacak. İlk 3 aylık dönem için açıklanan resmi veriler çerçevesinde şimdiden %9,00 ile %10,00 bandında bir enflasyon farkı oluşmuş durumda. Yapılacak hesaplamalara göre %8,70 düzeyindeki olası bir artışta 25.000 TL alan bir emeklinin maaşı 27.175 TL seviyesine, 30.000 TL alan bir vatandaşın maaşı ise 32.610 TL seviyesine yükselecek. Taban aylık için de benzer bir oran uygulandığında rakam 25.601 TL'ye ulaşıyor fakat bunun için Meclis onayı gerekiyor.

Emeklilerin maaş takviminde önümüzdeki haftalar büyük önem taşıyor. Kasım ve aralık aylarının başında ilan edilecek yeni enflasyon rakamları netleştikçe maaşlara yansıyacak kesin oran ortaya çıkacak. Aralık ayı boyunca çalışmalarını sürdürecek Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun alacağı karar, taban aylık endeksleme formülünün sınırlarını netleştirecek. Yılın ilk günlerinde ise hem kesinleşen enflasyon zamları hem de alt sınır aylıklarına ilişkin hazırlanan kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kuruluna sunularak karara bağlanacak.

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım