Türkiye genelinde cezaevi nüfusunun 440 bin aşıp doluluk oranının yüzde 131’e ulaşmasıyla birlikte yeni bir infaz düzenlemesi beklentisi zirveye çıktı. Avukat Selim Emre Tulukcu, Meclis Adalet Komisyonu’na gelmesi beklenen düzenlemenin genel bir af olmadığını; iyi halli mahkumlar, denetimli serbestlik süreleri ve adil infaz şartlarını hedefleyen özel bir yasa çalışması olduğunu vurguladı.
Son dönemde kamuoyunda yeni bir infaz düzenlemesine yönelik beklentiler artış gösterdi. Mahkumlar ve yakınları, kapsamlı bir yasal adım atılmasını beklerken, Cumhur İttifakı kanadından gelen açıklamalar da infaz mevzuatında yeni bir değişikliğin işaretlerini veriyor. Gazetemize konuşan Avukat Selim Emre Tulukcu, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmelerde mevcut cezaevi kapasiteleri, geçmiş yargı paketlerinin etkileri ve hazırlıkları süren 13'üncü Yargı Paketi’ne dair muhtemel senaryoları ele aldı.
CEZA EVLERİ YÜZDE 131 DOLULUĞA ULAŞTI
Mevcut veriler, Türkiye genelindeki ceza infaz kurumlarında ciddi bir kapasite aşımı olduğunu gösteriyor. Selim Emre Tulukcu’nun aktardığı bilgilere göre, mevcut tutuklu ve hükümlü sayısı yaklaşık 440 bin seviyesine ulaşırken, toplam cezaevi kapasitesi ise 330 bin civarında bulunuyor. Cezaevlerindeki 100 binin üzerindeki mahkum fazlası nedeniyle doluluk oranı yüzde 131'e erişmiş durumda. Bu tablo, Türkiye’yi nüfus oranına göre cezaevi doluluğunda Avrupa’da ilk sıralara yerleştirirken, fiziki şartların zorlaşması yeni bir infaz düzenlemesini idari ve hukuki açıdan zorunlu kılan başlıca etkenler arasında gösteriliyor.
Geçmiş yıllarda 2020 ve 2023 tarihlerinde yapılan düzenlemelerin yanı sıra, 2025 yılı Aralık ayında yürürlüğe giren 11. Yargı Paketi ile 31 Temmuz 2023 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından denetimli serbestlik sürelerinde uzatmaya gidilmişti. Ancak bu düzenlemelerin tüm suç kategorilerini kapsamaması ve parça parça hayata geçirilmesi, uygulamada bazı eşitsizliklere ve hukuki boşluklara yol açtı. Yeni çalışmayla birlikte bu boşlukların giderilmesi ve mevzuatın daha dengeli bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.
Yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte yasanın 13’üncü yargı paketinde Meclis Adalet Komisyonu gündemine gelmesi bekleniyor. Yasanın 13 üncü yargı paketinde veya ilerleyen tarihlerde meclise gelmesi planlanıyor. Tasarının şekillenmesinde cezaevlerindeki toplam mahkum ve tutuklu sayıları, mahkumların kurum içindeki iyi hallilik durumları ile yasa kapsamına girecek suç grupları ve infaz süreleri gibi kapsayıcı istatistiksel veriler ve etki analizleri belirleyici olacak.
TOPLUMDAKİ ‘AF’ ALGISI YANLIŞ
Siyasi kanattan yapılan açıklamalara dikkat çeken Tulukçu, gündemdeki çalışmanın bir "genel af" veya "kısmi af" niteliği taşımadığını, kendine özgü hususi bir infaz düzenlemesi olarak planlandığını vurguladı. Muhtemel düzenlemede iyi halli mahkumlar için koşullu salıverilme sürelerinin yeniden düzenlenmesi, denetimli serbestlik sürelerinin esnetilmesi veya uzatılması ve suç ayrımlarından doğan eşitsizliklerin giderilerek daha kapsayıcı bir çerçevenin çizilmesi öne çıkıyor.
Düzenlemenin toplumsal vicdanı zedelemeyecek bir denge üzerine kurulması gerektiğine işaret eden Avukat Selim Emre Tulukcu, cezaların caydırıcılık fonksiyonuna zarar vermeden ve kamuoyunda bir cezasızlık algısı oluşturmadan bu adımların atılmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Sosyal devlet anlayışının, cezası kesinleşen bir bireyin ömrünü cezaevinde tamamlamasını değil, ıslah edilerek yeniden topluma kazandırılmasını hedeflediğini ifade eden Tulukcu, Meclis Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerin ardından taslağın netleşerek kamuoyuyla paylaşılmasının beklendiğini aktardı.



