banner5

20 yaşımda adım attığım devlet memurluğu görevimi 24 yıl icra ettikten sonra 2005 yılında emekli olup yeni bir hayatın içinde buldum kendimi.

Devlet hizmetkârı iken mecburen katı bir disiplinin içinde olmak zorundasınız.  Hele de bu hizmet bir askerlik hizmeti ise bu disiplinin daha da koyusunu yaşıyorsunuz. Mesai saati diye bir mefhumunuz yoktur ama yine de o günkü kışla görevinizin bitip evinize geldiğinizde hemen ertesi günün planlarını yapmaya başlıyorsunuz. Bu şekilde başlayan, devam eden ve 2005 yılında kendi arzumla son bulan bir görevi n ardından kendinizi bir boşlukta hissediveriyorsunuz.

Emeklilik imzamı atıp bu hayata başladığımın ilk gününde “artık yarınımın bir planlaması da yok, meğer o planlama bile yapılan önemli bir işmiş, artık bir boşluğun içerisindeyim ve ben bunca zamanımı nasıl ve ne işle meşgul olarak geçireceğim?” düşüncesine kapılıp ağlamaklı olduğumu hatırlıyorum. Çarşıya çıktığım o gün bir girdabın içine girdiğimi ve eşimi arayıp bütün işlerini bırakıp yanıma gelmesini söylemiştim o ağlamaklı ses tonumla... Eşim yanıma gelmiş ve ona da açmıştım konuyu.  Benim için zor anlardı o anlar.

Birkaç günümü öylece geçirdikten sonra, aslında görev yaptığım süre içinde emeklilik dönemime ait planlar da yapmıştım. O planlar benim hayallerimdi. Zaten “hayaller hayatın planlamasıdır” diye düşünüyordum hep. Bir şeyin gerçekleşmesi için öncelikle o şeyi zihninizde kurgulayacaksınız, hayal edeceksiniz. Hayalleriniz ne kadar derin ya da karmaşık olur ise olsun üzerine gider ve gayret de ederseniz eğer gerçekleşme oranını önemli ölçüde artırabilirsiniz.

Teknolojinin insanlığın emrine verdiği ve özellikle de son birkaç on yıldır kullandığımız ve  adı “cep telefonu” olan ama içine sığdırılamayacak hiç bir konunun da olmadığı bir alet var hepimizin hayatında. O telefonun teknolojisinin anlatıldığı bir sunuma katılmıştım. Sunucu; “siz hayal edin, düşünün biz de sizin hayalleriniz ve düşüncelerinizi bu telefona uygulayalım” demişti. Gerçekten de hayal edilip, düşünülüp uygulanamayacak bir olayın bulunmadığı bir çağı yaşıyoruz.

İşte görev sürem boyunca “emekli olduğumda yerleşeceğim şehrin eğitim, sosyal ve kültürel programlarını, organizasyonlarını takip edeceğim, gerekirse sivil toplum kuruluşlarına üye olup insanlığın hizmetine, tabi ki kendi bilgi ve duygu dağarcığıma da faydalı faaliyetlerde bulunacağım” diye hayaller kuruyordum. Böyle yapar isem eğer emeklilik dönemimin çok rahat geçeceğini düşünüyor ve biliyordum.

Zira birçok meslektaşım ve genel olarak da tüm emekliler emeklilik dönemlerini kahvehane köşelerinde sigara dumanı içerisinde geçiriyorlardı ve buna da şahitlik ediyordum. Ne yalan söyleyeyim emeklilik dönemimin başlangıç bölümlerinde içinde aşırılıklar bulunmasa da öyle bir dönemi ben de yaşadım arkadaşlarımla birlikte. Ama bir müddet sonra o ortamlardan uzaklaşıp hayallerimin peşine düştüm.

Konya TYB, (Türkiye Yazarlar Birliği), Konya Aydınlar Ocağı, Selçukya Kültür Sanat Derneği, TEMAD (Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği) v.b. kültür ve meslek derneklerinin faaliyetlerine aksaksız olarak katılmaya başladım.

Yedi yıllık bir süre ile TEMAD’da üyelikten başlamak üzere, başkan yardımcılığı ve beş yıl da başkanlık yapıp yoğun faaliyetlerin içerisinde bulundum.

Bu süre içerisinde bir adet şiir kitabı yayınladım. Bir hikâye kitabı hayalim var şu an o hayalimin peşindeyim. Emekliliğimin 15 inci yılını bu güzelliklerle doldurdum. Halen de bu güzellikleri yaşamaya devam ediyorum.

Ancak son zamanlarda dünyanın başına musallat olan virüs belası yüzünden dört aydır evimizde neredeyse hapis hayatı yaşıyoruz. Zira bütün toplu faaliyet alanları kapatıldı, faaliyetlere geçici bir süre ara verildi. Bu günlerde yavaş yavaş bu kısıtlamaların kaldırıldığını görüyoruz.  Tamamen kaldırılacağı günü de sabırsızlıkla beliyoruz.

Üyesi olduğum ve faaliyetlerini yakından takip ettiğim derneklerle ilgili olarak birkaç cümle kurmak isterim.

24 yıldır kesintisiz program yapan Aydınlar Ocağımızın Değerli Başkanı Dr. Mustafa Güçlü,  Pandemi süresi boyunca, “Hakperestler-Putperestler” konusunda muhteşem sunumlar yapmaya devam etti. Bu sunumları Er Medya, Memleket TV olarak Gazeteci Arkadaşımız Sayın Hikmet Peker kayıt altına alarak ölümsüzleştiriyor. Geçtiğimiz salı günü dokuzuncu programın sunum ve kayıt işleminde yine beraberdik.

Selçukya Kültür Sanat Derneği’nin programları yine pandemi süreci içinde sanal olarak ve Başkanımız Av. Fatma Şeref Polat Hanımefendinin yönetiminde her pazartesi devam etti, ediyor.

TEMAD, daha ziyade belli bir yaş üzeri üyelerden kurulu olduğu için Başkan Hakan Topçu ve yönetim kurulu, sağlık kaygıları nedeniyle bu süreçte faaliyetlerine ara vermeyi daha doğru bir karar olarak gördüler.

TYB Konya Şubemiz de yine pandemi sürecini, sosyal medya kanalından sürdürmeye çalıştı ve son iki haftadır da eski sunum yeri olan Kılıçarslan Meydanındaki Kılıçarslan Salonunda; “sosyal mesafe, maske ve temizlik” kurallarına da uyarak faaliyetlerine fiilen başlamış bulunmakta.

Geçtiğimiz Cumartesi günü “Konya’da Film Çekmek, İhtiyarlar Taburu” konulu sunumuyla Senarist-Yönetmen Fatih Sezgin’in sunumunu takip ettik.

Meğerse programları çok özlemişiz. Meğerse özgürlüğe ve onun sağladığı güzelliklere susamışız.

Bu vesileyle bu alandaki susuzluğumuzu giderdiği için TYB Konya Şube Başkanımız Sayın Ahmet Köseoğlu Bey’e de teşekkürlerimi, hürmetlerimi sunuyorum.

Bütün güzelliklerde birlikte olmak dileğimle...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner52