Binlerce masum insanın hayatını kaybettiği bu kara leke, her yıl dönümünde sadece Bosna-Hersek’te değil, insanlık onuruna değer veren tüm coğrafyalarda derin bir hüzünle anılıyor.

Anne-babalar dikkat! Çocuğunuz odasında tablete bakarken aslında kiminle konuşuyor?
Anne-babalar dikkat! Çocuğunuz odasında tablete bakarken aslında kiminle konuşuyor?
İçeriği Görüntüle

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Aliya İzetbegoviç Kültür, Sanat ve Eğitim Derneği (AKSED) Başkanı İbrahim Günay, Srebrenitsa’yı anmanın geçmişe takılıp kalmak anlamına gelmediğini, aksine gelecekte benzer acıların yaşanmasını engelleyecek ortak bir duruş ve toplumsal vicdan inşa etmek olduğunu ifade etti.

Günay, 11 Temmuz 1995 tarihinde yaşananların sistematik bir imha politikası olduğunu belirterek, sekiz binden fazla savunmasız Boşnak’ın katledilmesinin küresel bir utanç vesikası olduğunu dile getirdi. Bugün dünyanın farklı noktalarında yükselen feryatların, Srebrenitsa’da gösterilen duyarsızlığın bir uzantısı olduğuna dikkat çeken Günay, Ortadoğu başta olmak üzere farklı bölgelerde sivillerin yine en ağır bedelleri ödediğini aktardı. Şehirlerin yerle bir edilmesi, insanların doğup büyüdükleri topraklardan sürülmesi ve masumların can vermesi, uluslararası hukukun ve insan onurunun ne denli büyük bir yara aldığını gösteriyor.

Ibrahim Gunay-2

BALKANLAR’DA KALICI HUZURUN ANAHTARI GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEKTEN GEÇİYOR

Bölgedeki kalıcı barışın ve istikrarın sağlanabilmesi, tarafların tarihi gerçekleri çarpıtmadan kabul etmesiyle doğrudan ilişkili görünüyor. Srebrenitsa’da yaşanan büyük trajedinin inkar edilmesi ya da hafifletilmeye çalışılması, adalet duygusunu derinden yaralıyor. Uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri, Sırbistan ve Bosna-Hersek’teki siyasi aktörlerin nefret söylemlerini bir kenara bırakarak diyalog zemininde buluşması gerektiğinin altını çiziyor.

Gelecek nesillere çatışmalardan arınmış, huzurlu bir Balkanlar bırakmanın yolu, özellikle Sırp toplumu ve siyasi liderlerinin tarihi sorumluluklarını üstlenmelerinden geçiyor. Gerilimi tırmandıran politikalardan uzak durulması, karşılıklı saygı ve hukukun üstünlüğünün benimsenmesi, bölgedeki etnik ve dini ayrışmaların panzehiri olarak kabul ediliyor. Kültürel ve eğitim odaklı çalışmalar yürüten kurumlar da Aliya İzzetbegoviç’in adalet ve özgürlük vizyonunu yaşatarak kardeşlik köprülerini güçlendirmeyi hedefliyor.

TÜRKİYE VE BOSNA-HERSEK HATTINDAKİ SARSILMAZ GÖNÜL KÖPRÜSÜ

Anadolu toprakları ile Bosna-Hersek arasındaki münasebetler, sadece resmi protokoller ya da diplomatik ilişkilerle sınırlı kalmayacak kadar köklü bir geçmişe dayanıyor. Asırlardır süregelen ortak kültür, medeniyet ve inanç bağları, iki toplumun sevinçte de kederde de tek yürek olmasını sağlıyor. Bosna’da yaşanan en ufak bir olumsuzluk Türkiye’de yankı bulurken, oradaki kardeşlerin huzuru da bu topraklarda memnuniyetle karşılanıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ