Geçen haftaki yazımı okuyanlar bilirler, 2015'in BM Toprak Yılı olarak ilanı üzerine bir şeyler yazmıştım. Bu hafta kafamda farklı bir konu tasarlarken geçtiğimiz hafta HEINRICH BÖLL STIFTUNG Derneği Türkiye Temsilciliği, Toprak Atlası, Toprak, Araziler ve Tarlalar Hakkındaki Olgular ve Rakamsal Veriler 2015 isimli bir rapor yayınlandı ve Toprak konusunu yazmaya devam etmeye karar verdim.
Toprak hakkındaki algıyı perçinleştirmek için; durumlar, tespitler ve rakamlar ışığında görsellikle bezenmiş güzel bir çalışma olmuş. Toprağın, geçmişten günümüze, altından üstüne hemen her gelişmeyi bu çalışmada görmek mümkün. Bu haliyle çalışma, yaklaşan tehlikeleri, içinde bulunduğu kaosu, geçirdiği evrimi ve farklı boyutlarıyla işleyişini ele alan ve öncelik farkındalığımızı harekete geçirmeye çalışan bir görünüm sergiliyor.
Çalışmanın 8-9. sayfalarında, Toprak ve Gezegen Hakkında Çıkarılacak Dersler, başlığı altında güzel özetlenmiş ve 12 maddeden oluşan çıkarım belki de çalışmanın en önemli olduğunu düşündüğüm kısmını oluşturuyor. Bu kısmı sizlerle de paylaşmak isterim; (1)
- Toprağın tüm dünyada çeşitli sosyal, ekolojik, kültürel, ruhani ve iktisadi etkileri vardır.
- Verimli toprak hayati önem taşır. Dünyanın yüzeyinde çok ince bir tabaka oluşturur ve toplamda 10 santimetrelik bu tabakanın oluşumu için 2000 yıl gerekir.
- Her yıl milyonlarca hektar toprak yanlış tarım teknikleri, şehirlerle yolların inşası ve ormansızlaştırma sebebiyle yok oluyor. Kentler tarlaları yutuyor; tarlalar, ormanlar ve otlakların yok olması pahasına genişletiliyor.
- Toprağı korumadan artan dünya nüfusunu beslemek, küresel ısınmayı 2 °C ile sınırlı tutmak ya da biyolojik çeşitlilik kaybının önüne geçmek mümkün olmayacak.
- Toprak mülkiyeti gelirden de eşitsiz bir şekilde dağılmış durumda. Açlık ve fakirlikle mücadelede toprağa erişim temel önem taşıyor. Pek çok ülkede kadınlar erkeklere göre dezavantajlı.
- Arazi fiyatları her yerde artıyor. Eğer bireysel ya da kamusal haklar güvence altına alınmazsa yerli halklar zorunlu göçe maruz kalacak.
- Arazi için rekabet artıyor. Bunun sebepleri arasında yemlik bitki üretiminin yaygınlaşması ve bitkilerin biyoyakıt üretimindeki kullanım oranının yükselmesi var.
- Küresel ticaret ekilebilir arazileri mobil bir kaynağa çevirdi. Gelişmiş ya da parlayan ekonomiler araziye olan açlıklarını gelişmekte olan ülkelere ihraç ediyor. Karşılığında bu ülkelerden yetişmiş ürün alıyor.
- Kimyasal gübrelerin kullanılması topraktan alınan verimde beklenen etkiyi yapmadı. Organik tarım, toprak organizmalarını besleyerek toprağın verimliliğini uzun vadede artırıyor. Mineral gübreler ise bunu yapamıyor.
- Modern şehir planlamasına toprağın korunması prensibi de dahil edilmeli. Altyapı ve konut inşaatları, özellikle de nüfusu azalan ülkelerde verimsiz topraklar üzerinde yapılmalı.
- İnsan hakları temelinde oluşturulacak uluslararası bir düzenlemeyle toprağın adil ve eşit bir biçimde dağıtılması; verimli topraklara sadece zenginlerin sahip olmaması sağlanmalı.
- Toprağı korumak küresel bir görev. Fakat bireyler de yerel gıda satın alarak ve daha az et yiyerek bu göreve katkıda bulunabilir.
2015 yılının Toprak Yılı olarak belirlenmesi belki de geç kalınmış bir karar. Ama her şeye rağmen, gündemimize tekrar girdiği için ve alınması gerekli kararları hatırlattığı için de bir o kadar önemli olduğunu düşünüyorum.
Toprağımız emanetimizdir.
- http://tr.boell.org/tr/2015/06/22/toprak-atlasi-toprak-araziler-ve-tarlalar-hakkindaki-olgular-ve-rakamsal-veriler (E.T.: 02/07/2015)