Rutin Kontrollerde Ortaya Çıkan Büyük Tehlike
Eskişehir'de yaşamını sürdüren otuz beş yaşındaki Fadime Borozan, ikinci kez anne olmanın mutluluğunu yaşarken gebelik takibi esnasında sarsıcı bir haberle karşılaştı. Yapılan detaylı ultrasonografik tetkiklerde, halk arasında bebeğin eşi olarak adlandırılan plasentanın, tıp dünyasında plasenta akreata spektrumu olarak bilinen sıra dışı bir anomaliden etkilendiği belirlendi. Bu tabloda plasenta, sadece olması gereken yere tutunmakla kalmıyor, adeta bir tümör gibi rahim duvarını tamamen aşarak çevre dokulara doğru istilacı bir şekilde ilerliyordu.
Durumun ciddiyeti üzerine acil yönlendirmeyle Konya'ya sevk edilen anne adayı, Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Acar'a başvurdu. Deneyimli bilim insanı ve uzman kadrosu tarafından yapılan kritik değerlendirmelerin ardından, hem anneyi koruyacak hem de bebeğin güvenle doğmasını sağlayacak planlı bir doğum stratejisi geliştirildi. Hamileliğin sınır haftaya ulaşmasıyla birlikte, hastanenin ameliyathanesinde adeta bir tıp koordinasyonu başlatıldı.
Dünyada Eşi Benzeri Olmayan Başarı Oranıyla Rahat Nefes Aldılar
Operasyonun perde arkasını ve karşılaştıkları tablonun vehametini anlatan Prof. Dr. Ali Acar, Fadime Borozan'ın durumunun son derece ileri ve komplike bir vaka olduğunu vurguladı. Plasentanın sadece rahimde kalmadığını, idrar torbasına, bağırsak yapılarına ve hatta hastanın sol bacağını besleyen ana büyük damarlara kadar nüfuz ettiğini belirten Prof. Dr. Acar, bu tarz ameliyatların küresel ölçekte en yüksek risk grubunda yer aldığını ifade etti. Dünyanın en gelişmiş tıp merkezlerinde bile bu tür tablolarda hastanın hayatını kurtarabilmek adına rahmin tamamen feda edildiğini söyleyen deneyimli cerrah, kendi geliştirdikleri özel yöntemler sayesinde bu vakaların yüzde 98'inde rahmi korumayı başardıklarını açıkladı.
Bu başarı oranının küresel tıp literatüründe eşi benzeri bulunmadığına dikkat çeken Acar, operasyon esnasında oluşan aşırı damarlanma yapısını kontrol altına alarak kanamayı durdurduklarını ve yüz güldüren bir sonuca ulaştıklarını kaydetti. Cerrahi ekibin üstün gayretleriyle gerçekleştirilen müdahalenin ardından, anne sağlıklı bir şekilde operasyondan çıkarken, "Barlas" adı verilen erkek bebek de gözlerini dünyaya sorunsuz bir şekilde açtı. Hastanede tamamlanan tedavi süreçlerinin ardından şifa bulan anne ve minik bebeği taburcu edildi.
Sezaryen Doğumların Gizli ve Artan Tehlikesi
Hastalığın anatomik kökenlerine dair hayati uyarılarda bulunan Prof. Dr. Ali Acar, bu ölümcül tablonun arkasındaki en büyük tetikleyicinin geçmişte yapılan cerrahi müdahaleler olduğunu söyledi. Bu anomalinin neredeyse tamamen daha önce sezaryen doğum yapmış kadınlarda görüldüğünün altını çizen profesör, hekimlerin neden ısrarla normal doğumu teşvik etmesi gerektiğinin bu vakayla bir kez daha anlaşıldığını belirtti.
Normal doğum süreçlerinde plasenta aşağı bölgeye yerleşse dahi bu tür agresif bir doku istilası veya anormal damarlanmanın meydana gelmediğini ifade eden Acar, son 10-15 yıllık süreçte dünya genelinde bu sendromun dramatik bir şekilde tırmanışa geçtiğini, bunun tek ve gerçek nedeninin ise kontrolsüz şekilde artan sezaryen operasyon sayıları olduğunu açıkladı.
Sağlık Çalışanı Anne Korku Dolu Günleri Geride Bıraktı
Yaşadığı zorlu süreci ve hissettiği duyguları paylaşan iki çocuk annesi Fadime Borozan, gebeliği boyunca kelimenin tam anlamıyla bir psikolojik savaş verdiğini dile getirdi. Kendisinin de sağlık sektöründe görev yapan bir profesyonel olması sebebiyle, hastalığın barındırdığı ölüm risklerini ve operasyonun ne denli kritik olduğunu çok iyi bildiğini söyleyen Borozan, bu durumun stresini iki kat artırdığını belirtti.
Konya'daki uzman kadroya güvendiğini ve şu an kendisini her geçen dakika daha da güçlü hissettiğini ifade eden fedakar anne, ameliyatı takip eden ilk günlerde şiddetli ağrılar çektiğini ancak doğru tıbbi bakımla kısa sürede ayağa kalkarak kendi başına yürümeye ve normal beslenme düzenine geçmeye başladığını sözlerine ekledi. Evladını kucağına almanın hafifliğiyle Eskişehir'e dönen aile, modern tıbba ve kendilerini hayata bağlayan doktorlara minnettar olduklarını belirtti.