Konya Aydınlar Ocağı’nın geleneksel olarak düzenlediği Selçuklu Salı Sohbetleri programı, bu hafta edebiyat dünyasının ve Mevlevîlik kültürünün abide şahsiyetlerinden birine ev sahipliği yaptı. Konevi Derneği Salonu’nda gerçekleştirilen ve Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Çıpan’ın konuşmacı olarak katıldığı programda, vefatının 75. yıl dönümünde “Aşka Mecbûr Bir Mevlevi Zarifi; Tâhirü-l Mevlevî” başlığı altında merhum Tâhir Olgun’un ilmi, edebi ve tasavvufi yönü kapsamlı bir şekilde ele alındı.

3 (5)-11

"BÖYLE BİR DEĞERLİ İNSANI DAHA İYİ ANLAYABİLMEK İÇİN TERTİP ETTİK"

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Tâhirü-l Mevlevî’nin Türk kültür hayatındaki ve edebiyat tarihindeki müstesna yerine dikkat çekti. Vuslatının 75. yılında merhum edebiyatçıyı rahmetle yad ettiklerini belirten Güçlü, "Vuslatının 75. yıl dönümünde rahmetle anıyoruz. Mevlevî zarifi değerli insanı daha iyi anlayabilmek için böyle bir program tertip ettik" diyerek etkinliğin önemini vurguladı.

"HİKÂYEMİZ YOKSA KİMLİĞİMİZ DE YOKTUR"

Açılışın ardından kürsüye gelen Dr. Mustafa Çıpan, konuşmasına Hz. Mevlânâ’nın "Kim bizi iyilikle anarsa, dünyada adı iyilikle anılsın" sözünü hatırlatarak başladı. İnsan kimliğinin doğduğu değerler dünyası ile biçimlendiğini ifade eden Çıpan, "Değerler dünyamızın zaafa uğraması durduğumuz yerin anlamsızlaşmasına ve törenin, örfün bozulmasına sebep olur. Hikâyemiz yoksa kimliğimiz de yoktur. Şairlerimiz ve bestekârlarımız hikâye oluşturan sanatkârlardır. Maharet, konunuz hikmet ve aşk olduğu, kelime, terkîb, vezin, ıstılah gibi unsurlarla tahdit edilmiş bir sahada, şairin söz mimarisine ehemmiyet vererek kendisine mahsus, farklı bir üslûp vücuda getirmesidir" şeklinde konuştu.

HZ. PEYGAMBER VE HZ. MEVLÂNÂ AŞKIYLA ŞEKİLLENEN BİR ÖMÜR

Konya-Afyonkarahisar yolunda düzenleme!
Konya-Afyonkarahisar yolunda düzenleme!
İçeriği Görüntüle

Tâhirü-l Mevlevî’nin kaleme aldığı Divan’ından ve nazirelerinden örnekler sunan Dr. Çıpan, onun Peygamber Efendimize ve Hz. Mevlânâ’ya duyduğu derin sevgiyi dile getirdi. Şairin Hz. Peygamber’i övmeye "Dökeyim pâyına eşârımı ben/Gıptalar etsin ana dürr-i Aden" beytiyle başladığını aktaran Çıpan, aynı zamanda Mevlevî, Kâdirî ve Rîfâî icazetnamelerine sahip olan üstadın sarsılmaz bir imana sahip olduğunu belirtti. Merhumun henüz 19-20 yaşlarındayken Fuzuli’nin meşhur Su Kasidesi’ne 12 beytlik nazire yazdığını hatırlatan Çıpan, onun genç yaşta bu mertebeye ulaşmış olmasının edebi dehasını gözler önüne serdiğini söyledi.

"OSMANLI İLE CUMHURİYET ARASINDA ÂDETA BİR KÜLTÜR KÖPRÜSÜ"

Konuşmasının son bölümünde dönemin büyük alimlerinin ve edebiyatçılarının Tâhirü-l Mevlevî hakkındaki görüşlerini aktaran Çıpan, Ahmet Süheyl Ünver’in tespitini şu sözlerle paylaştı: "Şâir, muharrir, Mevlevî dedesi, gazeteci, müderris, mesnevîhân ve edebiyat tarihçisi gibi çok yönlü bir kişiliğe sahip olan Tâhirü-l Mevlevî, Osmanlı ile Cumhuriyet nesilleri arasında âdeta bir kültür köprüsü teşkil eden âbide şahsiyetlerimizdendir." Ali Nihad Tarlan’ın da onun hakkında "Kalemine üstâdâne tasarruf eden çok değerli bir edebiyat hocası idi" değerlendirmesinde bulunduğunu vurgulayan Çıpan, Tâhirü-l Mevlevî’nin ders anlatırken ince nüktelerle en ağır konuları bile kolayca öğreten eşsiz bir muallim olduğunu dile getirdi. Programın sonunda Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü ve Konya Barosu eski başkanlarından Av. Hasip Şenalp tarafından Dr. Mustafa Çıpan’a teşekkür mahiyetinde kitap takdim edildi.

Kaynak: HABER MERKEZİ