Akademik kariyerini Siyasal Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı olarak sürdüren yerel yönetimler uzmanı, yerel yöneticilikten akademisyenliğe uzanan köklü tecrübesi ışığında modern kentlerin dönüşüm süreçlerini ve şehircilik vizyonunu değerlendirdi. Şehirleşme modelleri, imar politikaları, eğitim alanındaki fiziki yatırımlar ve yerel hizmet dengeleri üzerine son derece çarpıcı tespitlerde bulunan Prof. Dr. Esen, belediyelerin öncelikli odak noktalarının doğrudan sokak, mahalle ve komşuluk bağları olması gerektiğini vurguladı.

Gemini Generated Image 5Kk5Kk5Kk5Kk5Kk5

OKUL BİNALARINDAN OKUL ÖNCESİ EĞİTİME BELEDİYECİLİKTE DEĞİŞEN ÖNCELİKLER

Kendi görev süresi boyunca şehrin ve ilçenin hızlı büyümesine paralel olarak temel eğitim altyapısına büyük önem verdiklerini hatırlatan Prof. Dr. Adem Esen, o yıllarda yürütülen eğitim hamlelerinin meyvelerini zaman içerisinde topladıklarını belirtti. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla hayırsever vatandaşlarla yapılan protokoller sayesinde kamu kaynağı harcanmaksızın çok sayıda eğitim ve sağlık tesisinin kente kazandırıldığını ifade eden Esen, geçmiş ile günümüz arasındaki yaklaşım farklarına dikkat çekti. Kendi belediyecilik döneminde mahallelerdeki okul ve sağlık ocağı alanlarını bizzat takip ettiğini aktaran Esen, günümüzde ise okul öncesi eğitim kurumlarının, kreşlerin ve anaokullarının aile yapısı ile çalışan kadınlar açısından hayati bir gereksinim haline geldiğini dile getirdi. Okul öncesi altyapının güçlendirilmesinin yanı sıra çocukların kendi mahallelerindeki eğitim kurumlarına yönlendirilmesinin önemine değinen Esen, en iyi okulun eve en yakın okul olduğu prensibinin altını çizdi. Ulaşımda harcanan saatlerin ve fiziki yorgunluğun çocukların gelişimine zarar verdiğini kaydeden deneyimli idareci, imar planlamalarında çocukların oyun alanlarına daha fazla yer ayrılması gerektiğini belirtti.

KENT HAKKI RANT BASKISINA KARŞI NASIL KORUNACAK?

Belediyelerin vitrin projelere odaklanırken sokağın ve mahalle kültürünün asli ihtiyaçlarını göz ardı etmemesi gerektiğini savunan Esen, megapol ve metropol yönetimlerinde yaşanan yapısal sorunlara değindi. Büyüyen şehirlerde ortaya çıkan imar rantının ve kontrolsüz kentleşmenin toplumsal dokuyu zedelediğini ifade eden akademisyen, kent hakkı kavramının vicdan ve yasalar dengesinde korunmasının bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. Türkiye'deki yerel yönetimler mevzuatında belediye başkanlarının yetki sınırları ve meclis yapılarının işleyişi hakkında değerlendirmelerde bulunan Esen, imar düzenlemelerinde esnetilmemesi gereken katı kuralların uygulanması gerektiğini belirtti. Şehir merkezlerinde oluşan ekonomik rantın doğru yönetilmesi durumunda şehirlerin özgün yapısının korunabileceğini vurgulayan tecrübeli isim, kontrolsüz dikey mimari ve site yaşamının komşuluk ilişkilerini zayıflattığına, yerel yönetimlerin bu sosyal bağları yeniden ihya edecek sosyal projeler geliştirmesi gerektiğine dikkat çekti.

Konya Alaaddin Tepesi-2

MARKA ŞEHİR OLMANIN TEMEL ŞARTI TEMİZLİK VE KENTSEL DİSİPLİN!

Konya’da bereketin adresi bu kez Meram oldu!
Konya’da bereketin adresi bu kez Meram oldu!
İçeriği Görüntüle

Uluslararası platformlarda Türkiye'yi temsil etmiş ve büyükşehir belediyeciliği alanında danışmanlık üstlenmiş bir uzman gözüyle kentsel marka değerini analiz eden Prof. Dr. Adem Esen, marka şehir yaratmanın gösterişli projelerden değil kentsel temizlik ve kentsel disiplinden geçtiğini kaydetti. Şehir estetiğinin en temel ögesinin sokakların temizliği, görsel kirlilik oluşturan tabelaların düzene sokulması ve toplumsal nezaket olduğunu belirten Esen, bu sürecin sadece yerel yönetimlerin çabasıyla değil, vatandaşların kentsel bilinciyle yürütülebileceğini aktardı. Kabahatler Kanunu gibi hukuki düzenlemelerin varlığına rağmen asıl çözümün kentsel ahlak ve kurallara koşulsuz uyum olduğunu ifade eden akademisyen, iktisadi ve kentsel gücü elinde bulunduran her kesimin şehre karşı sorumluluk taşıması gerektiğini söyledi.

SİYASET GÜCÜ VE ÜRETİM ODAKLI KALKINMA HAMLESİ

Yerel yönetimlerin iktidarın ve devletin hizmet eli olarak konumlandığını hatırlatan Esen, siyasetin temel amacının topluma kamu eseri bırakmak ve kentsel yaşam kalitesini artırmak olması gerektiğini vurguladı. Siyasi gücün ve sermayenin toplumsal fayda yönünde kullanılmasının vicdani bir sorumluluk olduğuna işaret eden deneyimli akademisyen, kalıcı iz bırakmayan yönetimlerin tarih sahnesinden silineceğini ifade etti. Türkiye'nin küresel ve bölgesel sınamalar karşısında ayakta kalabilmesinin yegane yolunun nitelikli üretim ve aralıksız çalışma olduğunu dile getiren Esen, gerek beden gücüyle gerekse entelektüel ve teknolojik birikimle katma değer üretmenin önemini vurguladı. Ülkenin sanayi altyapısının ve üretim kapasitesinin güçlü bir potansiyel barındırdığını kaydeden Esen, mevcut iktisadi zorlukların üretim ve dayanışma azmiyle aşılacağını belirterek konuşmasını tamamladı.

Muhabir: SERHAT YALDIZ