Türkiye Cumhuriyeti'nin son dönemdeki en kapsamlı altyapı hamlelerinden biri olarak değerlendirilen bu yeni düzenleme, karayolu ağının yönetim modelinde köklü bir paradigma değişimini işaret ediyor. İlgili makamların uzun süredir yürüttüğü hazırlık çalışmalarının ardından yayımlanan son Cumhurbaşkanlığı Kararı, milyonlarca sürücünün günlük yaşamını ve ülkenin ticari koridorlarını doğrudan etkileyecek detayları beraberinde getirdi. Ülkenin ekonomik büyüme ivmesine paralel olarak artan trafik yükünü hafifletmek, operasyonel verimliliği en üst seviyeye çıkarmak ve hizmet kalitesini uluslararası standartlara taşımak amacıyla atılan bu adım, ulaştırma sektöründe geniş yankı uyandırdı.

Söz konusu stratejik hamle, sadece yeni bazı güzergâhların sürece dâhil edilmesiyle sınırlı kalmayıp, geçmiş yıllarda atılan adımlarla entegre çalışan devasa bir ekonomik ve operasyonel halkalar zinciri oluşturuyor. Ülkenin iki yakasını birbirine bağlayan simgesel projelerden doğudaki sınır kapılarına uzanan arterlere kadar geniş bir coğrafyayı kapsayan bu süreç, Türkiye’nin lojistik üs olma vizyonunu da destekler nitelikte kurgulandı. Uzmanlar, hayata geçirilen bu modelin kamu maliyesine yük olmaksızın özel sektör dinamizmini altyapı yatırımlarına entegre edeceğini vurgularken, sürecin her aşamasında devlet denetiminin en üst düzeyde tutulacağının altını çiziyor.

HANGİ OTOYOL VE KÖPRÜLER ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINA DAHİL EDİLDİ?

2027 ÇKS başvuru tarihi belli oldu!
2027 ÇKS başvuru tarihi belli oldu!
İçeriği Görüntüle

Yayımlanan son kararnameyle birlikte, ulaştırma ağının en kritik halkaları tek bir çatı altında toplandı. Daha önceki dönemlerde farklı tarihlerde özelleştirme programına alınan ana arterler, yeni eklenen güzergâhlarla birlikte devasa bir bütün oluşturuyor. Bu kapsamda, İstanbul Boğazı’nın gerdanlıkları konumundaki 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü süreçteki yerini korurken, ülkenin doğusunu batısına, kuzeyini güneyine bağlayan Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep ve Toprakkale-İskenderun otoyolları da bu ağın omurgasını oluşturuyor.

Bununla birlikte, Gaziantep-Şanlıurfa, İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyolları ile Ankara, İzmir ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü çevre otoyolları da bu geniş kapsamlı düzenlemenin ana unsurları arasında bulunuyor. Yeni yayımlanan kararnameyle bu devasa halkaya eklenen son halkalar ise Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan Kavşağı ile Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümü oldu. Yalnızca ana yollarla sınırlı kalmayan bu genişleme; söz konusu güzergâhların tüm bağlantı yollarını, bakım ve işletme tesislerini, hizmet noktalarını, ücret toplama ve yük aktarma merkezlerini de içine alacak şekilde tasarlandı. Böylece Türkiye’nin kara ulaşımındaki ana arterler, bütüncül bir yönetim anlayışıyla yeniden ele alınmış oldu.

İŞLETME HAKKI DEVRİ MODELİ VE 30 YILLIK SÖZLEŞME SÜRESİ

Uygulanacak ekonomik modelin detayları, kamuoyunda en çok merak edilen konuların başında geliyor. Yetkili merciler tarafından yapılan açıklamalarda, bu sürecin kesinlikle bir mülkiyet devri veya varlık satışı anlamına gelmediği, aksine mülkiyetin tamamen devlet elinde kalmasını esas alan bir sistem üzerine kurulduğu net bir şekilde ifade edildi. Buna göre, otoyol ve köprülerin mülkiyeti devlete ait kalmaya devam ederken, tesislerin işletme hakkı belirli bir süre için özel sektöre devredilecek.

Yasal çerçevesi çizilen bu modelde; işletme hakkının verilmesi, kiralama, mülkiyetin gayri ayni haklarının tesisi, gelir ortaklığı modeli veya işin doğasına uygun diğer hukuki tasarruf yöntemleri tek başına ya da birlikte uygulanabilecek. Belirlenen bu esnek ve çok yönlü yapının, yatırımcıların ilgisini artırırken kamu yararını da maksimum düzeyde koruması hedefleniyor. Yapılan resmi düzenlemeye göre, söz konusu varlıklar için imzalanacak özelleştirme sözleşmelerinin süresi 30 yıl olarak kararlaştırıldı. Tüm bu operasyonel süreçlerin ve ihale hazırlıklarının 31 Aralık 2031 tarihine kadar tamamlanması öngörülüyor.

GEÇİŞ SÜRECİNDE DENETİM VE BAKIM SORUMLULUĞU KİMDE OLACAK?

Özelleştirme ihale süreçleri resmi olarak tamamlanıp devir işlemleri gerçekleşene kadar geçen süre zarfında, otoyol ve köprülerin operasyonel sürekliliğinde herhangi bir aksama yaşanmaması için sıkı tedbirler alındı. Bu süreçte tüm otoyollar, çevre yolları, köprüler, bakım-onarım tesisleri, hizmet alanları ve ücret toplama merkezlerinin yönetim, bakım, onarım ve işletim sorumluluğu eksiksiz bir şekilde Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) tarafından yürütülmeye devam edecek.

Özelleştirme süreçleri tamamlandıktan ve devirler gerçekleştirildikten sonra bile devletin denetim mekanizması devre dışı kalmayacak. Varlıkları devralacak yeni işletmeci şirketlerin uymak zorunda olduğu bakım, onarım, güvenlik ve işletmecilik standartları doğrudan Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından belirlenecek. Ayrıca, işletme dönemi boyunca tüm bu kriterlerin hayata geçirilmesi ve hizmet kalitesinin düşmemesi amacıyla gerçekleştirilecek düzenli denetim ve kontroller yine KGM'nin yetki ve sorumluluk alanında kalmayı sürdürecek. Böylece vatandaşların güvenli, konforlu ve kesintisiz bir seyahat deneyimi yaşaması güvence altına alınmış olacak.

Kaynak: Haber Merkezi