Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)'de beklenen oldu ve muhalif kadroların faaliyetleri sonlandırıldı...
Muğla, Çankırı, Sakarya ve Konya İl Teşkilatları sırasıyla kapatıldı...
İl Başkanlarının açıklamalarına bakıldığında görevden alınmadılar, teşkilatları kapattılar...
Genel merkezden gelen yazıdan kim ne anlarsa anlasın hedef; Koraycılar grubu...
Durumun bu noktaya geleceği ise MHP'nin 10. Büyük Olağan Kurultay'da belli olmuştu.
Sayın Devlet Bahçeli, kurultay konuşmasında part içi muhalefete sert bir çıkış yapmıştı.
Ne demişti MHP Lideri Bahçeli; "Olumsuz propagandayı içimize şırınga edenler Türk milletinin son kalesini dağıtmak ve yıkmak isteyen işbirlikçilerdir. Bunlara dikkat edin, bunlara karşı her daim hazırlıklı olun. Zira bizdenmiş görünüp altımızı oymak isteyen bunlardır."
Bu sözler muhalif teşkilatla çalışmayacaklarını net bir şekilde göstermişti...
Kamuoyunda merak edilen ise parti içinden muhalefetin tavsiye edilip, edilmeyeceği oluşturuyordu.
Uzun sürmedi 2 ay sonra görevden alındılar...
Aslında bu süreçte muhalif kadroda bir inatlaşmanın içine girdi.
“Görevimizin başındayız” söylemlerle teşkilatları kapatma noktasına getirdiler.
O açıdan suç biraz da kendilerinde...
Kendilerine randevu dahi verilmeyen ve açıkça Koray Aydın'ı desteklediklerini belirten teşkilatların fiili olarak bir geçerlilikleri kalmamıştı...
Genel Merkez katında meşruluk zeminlerini yitirmişlerdi.
Parti tüzüğü kapsamında da teşkilatları kapatıldı...
Süreci bu noktaya getireceklerine muhalif teşkilatlar yeniden olağanüstü il kurultaylarına gitselerdi veya istifa etselerdi siyasi kariyerleri açısından daha iyi olurdu.
Fakat bunu yapmak yerine adım adım Genel Merkez'in kendilerini görevden almalarını beklediler.
Dün parti binası önünde veda açıklaması yapan İl Başkanı Hasan Kaya, “Teşkilatı kapatarak partilileri üzdüler, bölücülüğün arttığı bir zamanda ülkücülere zarar verdiler” dedi.
Acaba bu zararda kendilerinin payı yok mu?
İnat uğruna, “Koray'ı desteklesek de Sayın Bahçeli bizimle çalışır” mantığı içinde partinin kapatılmasında sorumluluğa da ortak oldular...
Oysa Meram İlçe Başkanı Sabit Atabey'in yaptığı gibi istifa etselerdi parti kapatılmayacaktı. Kısa sürede de kurultaya gidilecekti.
Bu fırsatı Kaya ve yönetimi kaçırdı; belki de böyle olmasını Koray Aydın için daha faydalı olacağını düşündüler!
Sayın Kaya, konuşmasında isim vermeden Kurultay'dan önce Genel Başkan Yardımcısı olan Faruk Bal'ı suçladı. Kendilerine karşı teşkilatı tehdit ettiğini ileri sürdü. İl teşkilatı içinde fesatçılık yapmakla suçladı...
Böylece kapatılmalarının arkasındaki kişi olarak Sayın Faruk Bal'ı ilan etti. Günah keçisi Sayın Bal oldu...
Kendilerinin tek suçunun ise Koray'cı olmak olduğunu belirtti...
İyi de Koraycı olmanıza rağmen Sayın Bahçeli'yle nasıl çalışacakdınız? Bahçeli'nin yeniden genel başkan olmasının önüne geçmek için partinin menfaatlerini nasıl koruyacakdınız? Tabii ki koruyamayacakdınız!
Çünkü Sayın Bahçeli ne kadar çok prestij kaybederse, Sayın Koray o kadar yükselecekti!...
Bu süreci genel merkez çok iyi bildiği için tek cümlelik yazı ile 4 il teşkilatını kapattı.
Kapatıldıkları için teşkilat üzgün...
Ancak ne olursa olsun teşkilatın oy vereceği yer yine MHP...
Sayın Kaya da bunu ilan etti. “Herşeye rağmen bizim yuvamız MHP” dedi...
Şunu da ifade etti Kaya: “Mücadelemizden dönmeyeceğiz!”
Bir anlamda Bahçeli gidene kadar “Koraycı” kalacaklarını ilan etti.
Bundan sonra Koraycıların yeni yol haritası sine-i millette bir ferdi mücahit olmak!
Tabii ki ferdi mücahit olabilirler. Ancak görüştüğüm bazı muhalif kadroya göre Türkiye'nin şu an ki durumu karşısında kısır döngü içinde uğraşmaya niyetleri yok.
Yani “Bahçeli'yle yola devam edeceğiz” kararı içindeler. Zaman ne gösterir onu bilemem, bildiğim tek şey ise teşkilatın kapanmasında sorumluluğun en fazla inatlaşma düşüncesi içinde yer alan Koraycılar da olduğudur...