SİVAS'TAKİ DEV ZİRVEDE 66 CEMİYET VE 9 FEDERASYON BİR ARAYA GELDİ
Medya sektörünün çatı örgütlenmelerinden biri olan Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu'nun (TGK) 31. Başkanlar Kurulu Toplantısı, 17-19 Temmuz 2026 tarihleri arasında Sivas 4 Eylül Gazeteciler Cemiyeti'nin ev sahipliğinde Sivas'ta yapıldı. Kentin ev sahipliğindeki bu geniş katılımlı organizasyona, TGK’ya üye 9 gazeteciler federasyonu ile 66 gazeteciler cemiyetinin başkan ve temsilcileri katıldı. Sektör paydaşlarının yoğun ilgi gösterdiği oturumlarda; yazılı basından görsel medyaya, işitsel yayıncılıktan internet haberciliğine kadar geniş bir yelpazede yaşanan darboğazlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.
Zirvenin odak noktasını, akademisyenlerin, hukukçuların ve meslek örgütlerinin uzun süredir üzerinde titizlikle çalıştığı yasal düzenleme metni oluşturdu. Katılımcıların sunduğu görüş ve öneriler doğrultusunda güncellenen metne son halinin verilmesi ve sürecin hızlandırılması amacıyla geniş kapsamlı bir çalıştay düzenlenmesi yönünde fikir birliğine varıldı. Toplantının bitiminde ilan edilen kararlar, medyanın bağımsızlığı ve sürdürülebilirliği adına hayati talepleri içeriyor.
YENİ DÖNEMİN ŞARTI: BASIN MESLEK YASASI TASLAĞI MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINIYOR
Yayınlanan deklarasyonun en güçlü maddelerinden birini, habercilik faaliyetlerinin belirli standartlara kavuşturulması talebi oluşturdu. Günümüz Türkiye'sinde herhangi bir mesleki yeterlilik kriteri aranmaksızın bu görevin yürütülebilmesinin etik aşınmalara yol açtığı belirtilen açıklamada, çağdaş demokrasilerde olduğu gibi kuralların netleşmesi gerektiği savunuldu. Hazırlanan mevzuat taslağının özgürlükleri kısıtlamak amacıyla değil, tam aksine gazetecilerin güvenli ve bağımsız bir çalışma ortamına kavuşması için kurgulandığı aktarıldı.
Kanun taslağının mesleğe kabul esaslarından sürekli eğitime, etik kodların uygulanmasından hak ve sorumluluklara kadar geniş bir alanı kapsadığı ifade edildi. Ayrıca, sektörün kendi kendini denetleyebileceği, kamu kurumu niteliğinde ve tamamen özerk bir yapıda faaliyet gösterecek Türkiye Basın Meslek Birliği'nin kurulması gerektiği yönünde güçlü bir irade ortaya konuldu. Bu yapının siyasi ve ekonomik yönlendirmelerden uzak, Anadolu'daki tüm şehirleri eşit oranda temsil eden şeffaf bir yönetim anlayışıyla inşa edilmesi istendi. Hazırlanan bu taslağın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği çağrısı yapıldı.
ANADOLU BASINI EKONOMİK DARBOĞAZDA: YEREL MEDYA YAŞATILMALI
Toplantıda, demokrasinin yereldeki gözü ve kulağı olan yerel gazetelerin ve internet sitelerinin yaşadığı finansal krizlere geniş yer ayrıldı. Artan gazete kağıdı, baskı, dağıtım, enerji ve personel maliyetlerinin medya kuruluşlarını ciddi bir varoluş mücadelesine sürüklediği vurgulandı. Resmi ilan sisteminde yapılan değişiklikler, ilanların birleştirilmesi ve doğrudan temin usulünün yaygınlaşması gibi etkenlerin taşra basınının gelir kapılarını adeta kilitlediği belirtildi.
Ekonomik bağımsızlığını kaybeden bir kuruluşun yayın ilkelerini korumasının da güçleştiğine dikkat çekilerek, yerel basının desteklenmesi adına acil önlemler sıralandı. Bu kapsamda Resmi ilan sisteminin güçlendirilmesini isteyen sektör temsilcileri, ilan kesme cezalarının sadece çok istisnai durumlarda uygulanmasını talep etti. Basın İlan Kurumu komisyon oranlarının düşürülmesi, kamu kurumlarının ilan yükümlülüklerinin artırılması, dijital dönüşüm yatırımlarına özel hibe ve teşviklerin verilmesi ile düşük faizli finansman modellerinin devreye sokulması, sektörün geleceği için zorunlu adımlar olarak nitelendirildi. Bir yerel medyanın kapanmasının, o şehrin hafızasının silinmesi anlamına geleceği aktarıldı.
YAPAY ZEKA VE DİJİTAL ÇAĞDA ETİK STANDARTLAR BELİRLENMELİ
Teknolojik devrimin habercilik pratiklerini dönüştürdüğü gerçeğinden hareketle, dijitalleşme ve yapay zeka konuları da ajandanın önemli başlıkları arasında yer buldu. İnternet medyasının sunduğu hız avantajının yanında sahte ses, görüntü ve metinlerin kamuoyunu yanıltma riskine dikkat çekildi. Konfederasyonun yeniliklere karşı duran değil, bu araçları doğruluk ve şeffaflık ilkeleriyle harmanlayan bir vizyonu desteklediği ifade edildi.
Yapay zeka sistemlerinin hiçbir zaman editör ve muhabirlerin yerini alamayacağı, sadece yardımcı araçlar olarak konumlandırılması gerektiği belirtildi. İçeriklerin editoryal sorumluluğunun ve hukuki hesap verebilirliğinin tamamen insanda kalması gerektiği aktarılırken, telif haklarının korunması ve dijital dönüşüm eğitimlerinin artırılması istendi.
Bildirgenin son bölümünde ise Cumhurbaşkanlığı, ilgili bakanlıklar, siyasi partiler ve üniversiteler ortak bir sorumluluk almaya davet edildi. Gazeteciliğin onurunu ve halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını savunmanın sadece basın çalışanlarının değil, demokratik bir ülkeye inanan tüm toplumun ortak görevi olduğu paylaşıldı.




