TAM GÖRENLERİN SÖZLERİNDE AYRILIK OLMAZ
Hindliler halka seyrettirmek için bir fil getirdiler. Karanlık bir yere koydular. Meraklı insanlar fili görmek için o karanlık yere girip çıkmağa başladılar. Karanlıkta fili gözle görmek mümkün olmadığı için ellerini sürerek fili anlamağa çalışıyorlardı.
Seyircilerden birinin eli filin hortumuna tesadüf ettiği için: Fil koca bir oluğa benzer, dedi. Birinin eli filin kulağına erişti, fil ona yelpaze gibi geldi. Biri elini filin ayağına sürüp: Filin şeklini direk gibi gördüm, dedi. Biri de elini sırtına koyunca: Fil taht gibi bir şey, dedi.
Seyircilerin her biri karanlıkta filin neresini ellemiş ve nasıl sanmışsa fili ona göre anlatmağa başladı. Her birinin görüşü ayrı oldu.
Seyircilerin elinde bir mum yani hidayet nuru bulunsaydı sözlerinde ayrılık olmazdı. His gözü el gibidir onun için bir şeyin (filin) bütününü görmesi mümkün değildir.
Ey beden gemisinde uyuyan, vücut gemisini harekete getiren suyun (yani ruhun) hareketi olduğunu anladın. Bir de suyu (yani ruhu) hareket ettiren kudrete, Allah'ın iradesine bak.
Ey cömert gönüllüler! Bu dünya bir ağaç gibidir, bizse üzerinde daha tam olmamış (ham) meyveleriz. Ham meyve ağacın dalına sıkıca tutunur. Çünkü ham bir meyve ne köşke, ne saraya layık değildir. Meyve olgunlaşıp tatlanınca dalı gevşek tutar. (İyice olgunları dökülür) o ikbal ve saadetten ağzı tatlanınca dünya mülkü insana soğuk gelir.
Dünya dalına sıkı sıkı sarılmak ve aşırı düşkünlük göstermek hamlıktır. (Şerh-i Mesnevi, c.9,s.330-337)
İNSANIN BİLMEDİĞİ İŞE GİRİŞMESİ AHMAKLIKTIR
Bilhassa Hindistan'da yılan tutan ve zurna çalarak bunları meraklılar önünde oynatan yılancılar vardır. Bunlara mâr-gir denir.
Hırsızın biri yılancının görkemli bir yılanını çaldı.
İnsanın bilmediği işe girişmesi ahmaklıktır ama hırsız bunu bir ganimet saydı. Yılanı çalınan yılancı Cenab-ı Hakk'a duâ ederek hırsızı bulmak ve yılanını kendisinden almak istiyordu.
Çok geçmeden çalınan yılan, kendini çalan hırsızı sokarak inlete inlete öldürdü. Yılanının çalındığına yanan yılancı da yılanın zehirlemesinden kurtuldu. Yılan sokması ile zehirlenip ölen hırsızın cenazesini görünce kendi kendine:
Bizim yılan onu temizlemiş, dedi. Cenab-ı Hakk'a dua ederek hırsızı bulmak ve yılanımı kendisinden geri almak dilemiştim. Allah'a çok şükür bu duam reddedildi. Yılanın çalınması bana zarar diyordum meğer fayda imiş dedi.
Duâ edenin zararına hatta mahvına sebep olacak duâlar vardır. Allah onun duasını kabul etmeyerek isteğini verir. (Şerh-i Mesnevi, c.6,s.52)
(Yaşar Çalışkan, Kızıl Postun Eşiğinde Hz. Mevlânâ'dan Seçme Hikâyeler, Nüve Yayınları, Konya, 2008)