DOĞRU SÖZLÜ OLMAYANIN SÖZÜNE İNANMA  

Güzel bir çam ormanında dolaşan ayının boynuna saban oku gibi bir yılan dolanmıştı. Korkudan bağıran aslanın acı çığlığını duyan yürekli bir adam koşup ayının imdadına yetişti.

Dünyada dertli ve mazlumların sesini duyar duymaz imdadına koşan aslan yürekli nice adamlar vardır. Onların kulakları mazlumların sesine hassastır. İşitir işitmez yardıma koşarlar. Bu şefkat ve merhamet sahibi kimseler bozuklukları düzelten gizli dertlere deva olan faziletli insanlardır. Yaptıklarından karşılık beklemez, niye yaptın diyenlere onların dert ve çaresizliğinden cevabını verirler. 

Nerede dert varsa deva oraya gider. Su neresi alçaksa oraya akar. Sana (İlahi) rahmet suyu lazımsa alçak gönüllü ol.

Allah'ın rahmeti sonsuzdur, birbirine tirkelidir, bire kanaat etme hepsini iste. 

Şefkatli anne, çocuğum ağlasa da süt versem diye bahane arar. Peygamberimiz Allah'ın analardan şefkatli olduğunu bildirdi. Siz de ağlayın ki Hakk'ın merhamet sütü ihtiyacınıza yetişin.

Seni yükseklere çeken her sesin yükseklerden geldiğini bil. Seni hırs ve düşkünlüğe sürükleyen her sesi de insanı parçalayan zalim kurdun uluması farz et. Bu yükseklik şüphesiz akıl ve ruh yüksekliğidir. 

Bir meclisin başköşesine uzak olan yer her ne kadar alçaksa da bir yerin yüksekliği şerefiyledir. 

İyi biri büyüklerden birinin altında da otursa gerçekte üst tarafında oturmuş sayılır. 

Ağaçtan maksat meyvedir. İstenilmede meyve önce ağaç sonradır. (Ağacı meyvesi için dikeriz.)

 

Zavallı ayı, koca yılanın korkusu ile acı acı bağırınca aslan gibi cesur yiğit adam hile ve kurnazlıkla onu yılanın şerrinden kurtardı ve yılanı öldürdü. 

Dünyada ve insanlık içinde ne varsa hepsi yücelikler âleminden gelmiştir. Uyanık ol gözünü yükseklere çevir. Yükseğe bakış göze nur ve kuvvettir

Ta baştan sonu görmek görüş sahibi olmana işarettir. Şehvet (ve arzularına esaret) insana mezar sıkıntısı verir. 

Körsen görüş sahibine kafa tutma, onun rehberliğini fırsat bil. 

Ayı, yılanın korkunç belasından kurtulunca kendini kurtaran adama sevgi ve minnetle peşine düştü. Uysal bir dost gibi ondan ayrılmadı. Ayı, canını kurtaran adamla beraber giderken yaz sıcağında adam yorulup bir ağaç altına oturdu. Yakınlarından geçen bir çiftçi ayıyla adamın dostça yakınlığını görünce şaşırıp sordu:

-Birader bu ne hal? Ayıyla bu derece dostluk niye? Ayı senin neyin olur? dedi. Adam ayının başından geçenleri kısaca anlattıktan sonra:

-Ayıyı yılan belasından kurtarınca minnettarlıkla bana bağlandı, dedi. Çiftçi kuşkulu bir şekilde içinden “Budala” dedikten sonra:

-Ayıya itimat etme! Dedi. 

Budalanın dostluğu düşmanlıktan kötüdür. Ondan tek kurtuluş yanından kovmaktır. 

Adam, çiftçinin öğüdüne karşı:

-Bizi kıskanma. Ayılığına bakma da sen ondaki sevgiyi gör, dedi. Çiftçi:

-Safların sevgisi aldatıcıdır. Bana kıskanç, haset diyorsun benim hasedim onun sevgisinden çok iyidir. Benimle gel, ayıyı insana tercih etme. 

-Bırak hasetlenmeği de işine bak. 

-İşim buydu yani seni tehlikeden kurtarmaktı ama şansın yokmuş. Ey şerefli dost, bizi ayıdan aşağı belleme. Onu bırak da arkadaş lazımsa ben olayım. Allah'tan içime doğdu. Başına gelecek bela kalbimi ürpertiyor. 

Çiftçi alçak gönüllükle daha birçok söz söyledi. Ama kötü zamanından dolayı berikinin kulağına gitmedi. Kendini ve yaptığını bir şey zannetti. Çiftçi çaresiz kalınca: 

-Akıllı dost değilmişsin, benden söylemesi, gidiyorum, dedi. Adam:

-Çok münasebetsiz oldun, git, git diye bağırdı. Çiftçi hâlâ ısrar ediyordu:

-Ben senin düşmanın değilim. Benimle gelirsen iyiliğine, dedi. Adam esneyerek cevap verdi: 

-Uykum var. Bırak beni de işine git.

-Hayırlı bir dostun, akıllı bir arkadaşın yanında uyuman daha iyi olur. 

Şeyh Sadi: “Körün gittiği yolda kuyu olduğunu görüp de ses çıkarmazsam günaha girerim” demiş.

Adam, çiftçinin söz ve ısrarına öfkelenip ona sırt çevirerek kendi kendine:

-Galiba benden bir menfaati var. Beni ayıdan ayırmağa bahse girmiş gibi, dedi. Kafasındaki mikrop, ayının uysallığını bir insanın samimi dostluk ve öğütlerine tercih ettirdi. 

Sapıklık kimi cezbeder (çeker)? Sapıkları. Tembellere ne hoş gelir?  Tembellik. 

Her cins kendi cinsinden olanı çeker, öküz, aslana doğru gider mi?

Hazret-i Ebubekir, Muhammed Mustafa'nın hoş kokusunu alınca bu yüz yalancı değildir diyerek müslüman oldu. Ebu Cehil, Peygamberin parmağının işareti ile ayı ikiye ayırma “şakk-ı kamer” mucizesini gördüğü halde peygamberliğini kabul etmedi. 

Çiftçi sözlerinin boşa gittiğini görünce kendi kendine: Ben söyledikçe inadı ve kalbinin bozukluğu artıyor. Demek ki buna nasihat yolu kapalı, dedi. 

Senin ilaç olarak sunduğun öğüt onların dert ve nefretini artırıyorsa bırak, sözleri isteyen ve anlayana söyle. (Abese süresini hatırla.)

Çiftçi bırakıp gidince adam, olduğu yerde uzanıp uykuya daldı. Adam uyuyunca bir sinek gelip yüzüne kondu. Ayı bir hareketle sineği kovdu. Ama sinek gitmek nedir bilmiyordu. Ayı kovdukça geliyor, kovaladıkça tekrar konuyordu. 

Ayı sineğe kızdı. Gidip kenardan kocaman bir kaya parçasını kucakladı. Getirip adamın yüzüne konmuş olan sineğe fırlattı. Koca kaya, adamın kafasını parçalayıp öldürdü. 

Ahmağın sevgisi ayının sevgisine benzer. Kini sevgi, sevgisi kindir. 

Doğru sözlü olmayanın sözüne de yeminine de inanma. 

Yeminsiz sözünü tutmayan, yeminli hiç tutmaz. Çünkü nefsi bağlanmağa kızar. 

Kur'an, akdinizde ve sözünüzde vefalı olmağı buyurdu. Yeminle Allah'ı sözüne vekil gösteren, kiminle sözleştiğini bilen kimse, vücudunu iplik yapıp ahdinin etrafında döner. (Şerh-i Mesnevi,c.7,s.610-670  / Mesnevi,c.2,s.150)