Kazvin şehri, Alp Er Tunga'nın kızı Kaz'ın kurduğu, Safevîlere başkentlik yaptığı ve bu gün üniversiteler ve zengin enerji tesisleri ile kaplı İran'da eski bir medeniyet merkezi.
Vücudun el, kol ve kürek kemiği gibi çeşitli yerlerine iğne batırarak dövme yaptırmak Kazvin şehri ahalisi arasında âdet halinde yaygındı.
Kazvinli biri Sultan Hamamı'nda tellaklık yapan dövme ustası birinin yanına gidip ona:
-Lütfen bana bir dövme yap dedi. Tellâk:
-Pehlivanım, ne resmi yapayım? Diye sordu. Kazvinli:
-Kükremiş, heybetli bir aslan resmi, cevabını verdikten sonra ekledi: Benim burcum aslandır. Binaenaleyh aslan resmi yap. Boyasının da bolca olmasına gayret et, ta uzaktan görünsün.
Tellâk anladım anlamında başını salladıktan sonra hazırlığını tamamlayıp tekrar sordu:
-Nereye çizeyim? Dedi.
Kazvinli yerini eliyle işaret etti:
-Tam küreğimin üstüne aslan resmini kondur, emrini verdi.
Tellâk istenilen yere aslan resmini önce kalemle çizdikten sonra iğneyi batırarak dövme yapmağa başladı. İğnenin acısı, canı pek tatlı olan Kazvinlinin kürek kemiğine işledi.
Kazvinli pehlivan inleyerek:
-Ey büyük usta, beni öldürdün, dedikten sonra bilmiyormuş gibi sordu:
- Ne resmi yapıyorsun?
-Aslan resmi yap demedin mi?
-Neresinden başladın? Kazvinlinin sorusuna tellâk:
-Kuyruk tarafından başladım, diye cevap verdi.
Kazvinli:
-Aman iki gözüm, kuyruk tarafını bırak, dedikten sonra dayanamayıp gözleri yaşararak:
- Aslanın kuyruğunun acısı soluğumu kesti, nefesim tıkandı. Usta, yaptığın aslan varsın kuyruksuz olsun, batırdığın iğnelerin acısı kalbime işledi, dedi.
Dövmeci, Kazvinlinin yalvarıp yakarışına bakmadan, merhamet ve şefkat duymadan aslanın başka bir tarafını yapmak için iğneleri batırmağa başladı. Kazvinli yine inleyerek:
-Aman, amann bu aslanın neresi? Diye haykırdı. Tellâk:
-Genç yiğidim, kulağıdır, izahında bulundu.
-Ey hünerli usta, kulağı da olmasın. Kulağı bırak, elini çabuk tut, diye rica etti.
Tellâk iğneyi başka tarafa batırmağa, Kazvinli de tekrar bağırıp çağırmağa başladı:
-Bu üçüncü yer aslanın neresi? Diye sorunca tellâk:
-Karnıdır azizim karnı, cevabını verdi.
Kazvinli daha büyük bir ızdırapla:
-Aman, aman karnı da olmasın, derdim arttıkça arttı. Gözünü seveyim usta, iğneyi çok batırma, deyince tellak çok şaşırdı. Uzun müddet hayret içinde parmağı ağzında kaldı. Sonra öfkeyle iğneyi yere fırlattı:
-Böyle bir iş dünyada kimsenin başına gelmiş midir? Kuyruksuz, başsız ve karınsız aslan görülmüş şey mi? Allah böyle bir aslan yaratmadı.
Birader, iğne acısına (Hakk'a kulluk sıkıntılarına) sabret ki kendi kâfir nefsinin iğne derdinden kurtulasın.
Kalbinde ilahi aşk ışığı yananları güneş (cehennem ateşi) yakmaz. (Şerh-i Mesnevi, c.5,s.1399-1410)
Gündüz gibi aydınlanmağı istersen gece karanlığına benzeyen varlığını yak.
Gülden yana gidene diken de hoş görünür. (Şerh-i Mesnevi. c.5,s.1399-1410)