ŞERH-İ MESNEVİ ÇAĞLAYANINDAN İBRETLER -31

Yaşar Çalışkan

 

SEVGİYLE BAKAN GÖZ KUSURLARI GÖRMEZ

 

Gözünde şaşılık hastalığı olanlar biri iki görürler. Usta, şaşı olan çırağına:

- İçeriye gir, içerdeki şişeyi çıkar, dedi. Şaşı çırak:

- Usta o iki şişeden hangisini getireyim? Tarif et deyince, Usta:

- O iki şişe değil, bırak şaşılığı da fazla görücü olma, dedi. 

Çırak:

- Usta beni azarlamayı bırak, dedi.

Ustası:

-O iki şişeden birini kır, diye emretti. Çırak birini kırınca ikisi de gözünün önünden kayboldu.

İnsan taraf tutmaktan, öfke ve şehvetten şaşı olup biri iki görür yolu şaşırır. Şişe tekti, çırağın gözüne iki görünüyordu. Birini kırınca diğeri de yok oldu. 

Öfkelenen insanın hünerleri gizlenir.

Sevgi ile bakan bir göz ayıp ve kusurları görmez. Öfkeyle yuvasından oynayan göz bütün kötülükleri ortaya serer.

Hâkim kalbinden rüşvet almadığı geçirirse suçlu ile suçsuzu (zalimle mazlumu) nasıl ayırt edebilir? (Şerh-i Mesnevi, c.1)

 

HÜNERLİ VE BİLGİLİ KİŞİ İYİDİR

 

Dünya malının değeri yoktur. Gece gelir, gündüz dağılıp kaybolur. Güzellik de kalıcı değildir, bir diken yarasıyla sararıp solar. 

Meşhur ve zengin birinin oğlu olmak gençleri gururlandırır. Fakat nice büyüklerin evlatları kötü çıktı. Yaptığı kötülüklerle babalarına ar oldular. 

Hünerli ve bilgili kişi iyidir. 

Gönül gözü açık olmayanlar sakaldan sarıktan başka bir şey görmez. Birinin ileri veya geri olduğunu bilenlerden sorup öğrenir. 

Akıl, derdi gönülden olana beden ilacı tesir etmez, diyor. 

Hayvanlar otla semirir, insanlar yücelik ve şerefle gelişir. İnsan kulağından, hayvan boğazından gelişir.

Dünyanın bütün nimetleri uzaktan pek hoş yaklaşınca sınamadan ibaret görülür. Uzaktan su görünen şeye yaklaşınca serap olduğu anlaşılır. 

Sabretmek gerek, çünkü sabır sıkıntının anahtarıdır. Sonu bilinmeyen şeyler, taneleri meydanda tuzağı gizli nimetten başka nedir?

Kul ol da yeryüzünde at gibi yürü. Cenaze gibi insanların boynuna binme. Başa geçmeği fazla isteme. 

Büyükler insanların sırtına ağır yük yükler ve sıkıntı verirler. Yükünü kendin taşı. Yoksulluk daha iyidir.

Allah Resulü, sahabelerden Sevban'a: Allah'tan cenneti istiyorsan kimseden bir şey isteme. Kimseden bir şey istemezsen cennete gireceğine ve Hakk'a ulaşacağına ben kefilim, buyurdu. Hazret-i Peygamberin kefilliği üzerine Sevban, bir gün atla giderken elinden kamçısı düştü, kimseden istemedi, atından inip kendisi aldı.

Allah iyilerin dileğini bilir ve istemeden verir. (Mesnevi, c.6,s.30) 

 

SÖZÜ UZATMA

 

Be alçak bir şey biliyorsan ve söyleyeceksen söyle. Bilmiyorsan geveleyerek nane yeme. Ben “Nerelisin kardeşim?” diye soruyorum sen “Ne Konyalıyım, ne Kayserili, ne Erzurumluyum ne İstanbullu, ne de Edirneli” diye uzatıp duruyorsun. Nereliysen söyle de kurtul. Burada istediğini söylememek aptallıktır. 

Sözü uzun uzadıya gevelemek niye? (Mesnevi, c.6,s.60)

 

(Yaşar Çalışkan,  Kızıl Postun Eşiğinde Hz. Mevlânâ'dan Seçme Hikâyeler, Nüve Yayınları, Konya, 2008)