Marmara Bölgesi genelinde 14-15 Ekim tarihlerinde kaydedilen ve son 84 senenin en yüksek yağış oranlarına ulaşan meteorolojik afetin bilançosu netleşmeye başlarken kamuoyunda bazı ticari kuruluşların mali yetersizliğe düştüğü iddiaları gündeme geldi. Yaşanan su baskınlarının ardından bölgedeki konut, iş yeri ve taşıtlarda ciddi miktarda maddi hasar meydana geldi. Oluşan devasa zararların ardından dijital mecralarda üç ticari kurumun yükümlülüklerini yerine getiremeyerek faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığı yönünde haberler dolaşıma girdi. Söz konusu söylentilerin ardından hak sahiplerinde oluşan tedirginliği gidermek adına Türkiye Sigorta Birliği tarafından resmi bir bilgilendirme yapıldı.
Yetkili makamlarca gerçekleştirilen duyurularda, piyasada yer alan kurumların finansal yapılarının sağlam olduğu ve tazminat süreçlerinin aksamadan sürdürüleceği bildirildi. Yağışların hemen ardından sahada aktif olarak görev alan uzman ekipler, zarar tespit çalışmalarını kesintisiz şekilde yürütüyor. Afet sonrasında oluşan maddi zararların sözleşmeler doğrultusunda eksiksiz biçimde ödeneceği ifade edilirken, kamuoyunda güvensizlik oluşturmaya çalışan beyanlara karşı hukuki adımların atılacağı vurgulandı. Sektör temsilcileri, sistemin işleyişine ve kamu güvencelerine dair merak edilen detayları paylaşarak dedikoduların önüne geçmeyi hedefliyor.
Mesnetsiz Haberlerle Ticari İtibarı Hedef Alan Paylaşımlara Karşı Sert Uyarı
Türkiye Sigorta Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar, sahada görev yapan uzmanlar ve tüm temsilcilerle birlikte sürecin yakından takip edildiğini aktardı. Temel gayenin, mağduriyet yaşayan vatandaşların zararlarını hızla tespit edip poliçe şartları çerçevesinde ödemeleri gerçekleştirmek olduğunu belirten Yaşar, piyasa düzenini bozmaya yönelik hareketlere tepki gösterdi. Belli başlı kuruluşların ortaklık yapılarındaki değişimlerin, doğrudan kurumların özkaynak gücü ve yükümlülükleriyle ilişkilendirilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Yaşar, çıkan haberlerin dayanaktan yoksun olduğunu söyledi.
Yasal düzenlemeler çerçevesinde ticari itibarın korunmasının esas olduğuna dikkat çeken sektör yetkilileri, 5684 sayılı kanun hükümlerini hatırlattı. Kurumların pazardaki konumunu zayıflatacak veya müşteriler nezdinde şüphe uyandıracak nitelikteki asılsız içeriklerin paylaşılmasının cezai yaptırımlara tabi olduğu ifade edildi. Sosyal medya ya da kitlesel yayın araçları üzerinden yürütülen yanıltıcı bilgilendirmelere karşı vatandaşların temkinli davranması gerektiği kaydedildi. Finansal göstergelere dair en doğru bilginin resmi denetim organı olan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu aracılığıyla edinilebileceği altı çizildi.
Küresel Teminat Sistemi Sayesinde Maddi Yükün Büyük Kısmı Yurt Dışına Aktarılıyor
Yaşanan afetin ardından yetkili birimlere ulaşan bildirimler, hasarın boyutunu gözler önüne seriyor. Şu ana kadar toplam 1700 adet konut ile ticari işletme ve 440 adet motorlu taşıt için resmi başvuru yapıldığı kayıtlara geçti. Yapılan ilk analizlerde, ortaya çıkan toplam zararın yaklaşık 400 milyon dolar seviyesine ulaşabileceği hesaplanıyor. Piyasada oluşan bu büyük meblağın yerli kurumlar üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde, uluslararası güvence mekanizmalarının devreye girdiği görülüyor.
Uzmanların aktardığı verilere göre, hesaplanan dev zararın yalnızca yüzde 10,0'lik bölümü yerli şirketlerin özkaynaklarından karşılanacak. Geriye kalan yüzde 90,0'lık devasa pay ise küresel koruma sağlayan reasürans ortaklıkları tarafından üstlenilecek. Bu sayede yurt içinde hizmet veren kurumların finansal dengeleri sarsılmadan tüm tazminat süreçleri emniyet altına alınıyor. Kurumsal altyapı ve küresel teminat ağının, bu tür büyük doğal afetlerde finansal dayanıklılığı en üst seviyede tuttuğu belirtiliyor.
Bireysel Birikimler Ve Zorunlu Sistemlerdeki Yasal Güvence Şemsiyesi
Gündeme getirilen iddiaların bir diğer boyutunu ise uzun vadeli tasarruf sistemleri oluşturuyordu. Bireysel Emeklilik Sistemi bünyesindeki birikimlerin tehlikede olduğuna dair söylentileri yanıtlayan yetkililer, sistemin son derece sıkı denetim ilkeleriyle korunduğunu duyurdu. Katılımcıların sistemdeki fonları, işletici kurumların kendi mal varlığından tamamen ayrı hesaplarda tutuluyor. Bağımsız saklama merkezlerinde muhafaza edilen bu varlıklar, hizmet veren kurumun olası bir mali güçlüğe düşmesi halinde dahi hiçbir şekilde risk altına girmiyor.
Öte yandan, genel piyasa düzeni Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından sürekli olarak takip ediliyor. Belirli sermaye yeterlilik oranlarını korumakla yükümlü olan ticari yapılar, olumsuz bir tablo belirdiğinde doğrudan kamu müdahalesiyle karşılaşıyor. Olası ekstrem durumlarda vatandaşların hakları Güvence Hesabı gibi kamusal yapılarla teminat altına alınıyor. Dolayısıyla, doğrulattırılmamış haberlerle acele kararlar vererek poliçelerini sonlandıran kişilerin ciddi hak kayıplarına uğrayabileceği bildiriliyor.
Hak Sahiplerinin Ödeme Sürecinde İzlemesi Gereken Temel Adımlar
Su baskını felaketinde mülkleri veya araçları zarar gören hak sahiplerinin tazminat haklarını eksiksiz alabilmeleri için belirli prosedürleri uygulaması önem taşıyor. Olayın hemen ardından ilgili kurumlara zaman kaybetmeden ihbar yapılması ve zarar gören alanların fotoğraflar ile detaylı şekilde kayıt altına alınması gerekiyor. Hasarlı eşyaların görevli eksperler gelip inceleme yapmadan elden çıkarılmaması ve gerçekleştirilen tüm tamirat harcamalarının faturalandırılması belgelendirme sürecini kolaylaştırıyor.
Teminat kapsamı hususunda ise poliçe detaylarına dikkat edilmesi tavsiye ediliyor. Motorlu araçlarda su baskını zararlarının karşılanması için kasko sözleşmesinde ilgili maddelerin yer alması şart koşuluyor; zira zorunlu trafik poliçeleri bu tür afet hasarlarını tazmin etmiyor. Konut ve iş yerlerinde ise Zorunlu Deprem Sigortası sel felaketini kapsamadığından, yalnızca isteğe bağlı olarak yaptırılan ve içeriğinde su baskını klozları barındıran özel mülk poliçeleri üzerinden ödeme alınabiliyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım





