Boşanma aşamasına gelen çiftler arasında senelerdir süregelen ve adliye koridorlarında en büyük uyuşmazlık konularının başında yer alan düğün takılarının paylaşımı meselesi, yargının en üst mertebesinden çıkan son kararla yeni bir hukuki boyuta taşındı. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından verilen bu tarihi kararla birlikte, yerel mahkemelerin takı iadesine dair kararları için artık yıllar süren boşanma davası kesinleşme süreçlerinin beklenmesine gerek kalmadığı açıkça hükme bağlandı.
Uzun yıllar devam eden evliliklerini sonlandırma kararı alan bir çiftin mahkemeye intikal eden çekişmeli sürecinde, Aile Mahkemesi kadının lehine karar vererek düğünde takılan tüm altınların kendisine iade edilmesini kararlaştırdı. Hak ettiği alacağı doğrudan tahsil edemeyen mağdur kadın, yerel mahkeme ilamını alarak eski eşi aleyhine derhal icra takibi başlattı, ancak borçlu koca boşanma kararının henüz Yargıtay nezdinde kesinleşmediğini öne sürerek icra takibine resmi olarak itiraz etti.
Yerel İcra Mahkemesi Ve İstinaf Dairesi Tarafından Yapılan Hukuki Değerlendirmeler
Borçlu koca tarafından sunulan itiraz dilekçesinde, aile hukukuna ilişkin kararların ve buna bağlı olarak verilen maddi nitelikteki hakların boşanma hükmü tamamen kesinleşmeden icra takibine konu edilemeyeceği savunuldu ve takibin iptali istendi. İcra Hukuk Mahkemesi yaptığı detaylı incelemeler sonucunda borçlu kocanın haksız şikayetini reddetti, bunun üzerine karar üst mahkeme olan Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine taşındı.
Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi de dosya üzerindeki incelemesini tamamlayarak kocanın istinaf başvurusunu esastan reddetti. Bölge Adliye Mahkemesi kararında, takibe konu edilen alacağın doğrudan Aile Mahkemesinin sunduğu ziynet iadesi ilamına dayandığını, takip içeriğinde takıların yanı sıra yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de yer aldığını ve uygulamanın hukuka uygun olduğunu vurguladı.
Yargıtay Tarafından Yapılan İncelemede Ziynet Alacağının Bağımsız Niteliği Vurgulandı
Dosyanın temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, şahıs ve aile hukukuna dair kararlar ile boşanmanın doğrudan fer'i niteliğindeki tazminat ve vekalet ücretlerinin kesinleşmeden icra olunamayacağını kabul etmekle birlikte takılar için çok önemli bir ayrım yaptı. Yüksek mahkeme, ziynet eşyalarına ilişkin kararların tarafların şahsi veya ailevi medeni durumlarında herhangi bir doğrudan değişiklik yaratmadığını, sadece tarafların maddi mal varlıklarını etkilediğini belirtti.
Bu doğrultuda Yargıtay, düğün altınlarının iadesine ilişkin verilen kararların boşanma hükmünün fer'i yani ayrılmaz bir parçası olmadığını, aksine bağımsız bir edat ve ödeme yükümlülüğü barındırdığını karara bağladı. Alacağın bağımsız niteliği sebebiyle, boşanma davasının üst mahkemelerdeki kesinleşme süreci beklenmeden tıpkı diğer sıradan alacak ilamları gibi derhal icraya konulabileceğinin altı çizildi.
Pratik Hayatta Başlayan Yeni Dönem Ve Mağduriyetlerin Önlenmesi Amaçlanıyor
Alınan bu emsal karar sayesinde, Aile Mahkemesinin ziynet iadesine hükmettiği andan itibaren alacaklı taraf ilamı alarak doğrudan icra dairesinin yolunu tutabilecek ve borçlu taraf davanın Yargıtayda devam ettiğini bahane ederek takibi durduramayacak. Türkiye'de boşanma davalarının istinaf ve Yargıtay süreçleriyle birlikte ortalama 3 ile 5 yıl kadar sürebildiği göz önüne alındığında, bu kararın altınlarını geri almak isteyen taraflar açısından ne kadar kritik bir dönüm noktası olduğu görülüyor.
Yıllarca süren yargılama boyunca borçlu tarafın mal kaçırması, altınları elden çıkarması veya mal varlığını sıfırlaması riskine karşı bu karar tam bir hukuki kalkan görevi üstlenecek. İlk derece mahkemesinin karar vermesiyle birlikte icra kanallarının açılması, alacaklı eşin hak ettiği değerlere zaman kaybetmeden ve enflasyonist baskı altında ezilmeden kavuşmasına olanak sağlayacak.
Düğün Takılarının Hukuki Aidiyeti Ve İspat Yükümlülüğündeki Temel Esaslar
Yargıtay'ın öteden beri süre gelen yerleşik içtihatlarına paralel olarak, düğün esnasında kime takılmış olursa olsun tüm takılar ve ziynet eşyaları aksi bir yazılı anlaşma bulunmadıkça kadına ait kabul edilmektedir. Boşanma davalarında bu altınların koca tarafından bozdurulduğu, ev veya araba alımında harcandığı ya da geri verilmemek üzere alındığı ispatlandığı takdirde, kadın bunların aynen ya da davanın açıldığı tarihteki rayiç bedel üzerinden iadesini talep edebilmektedir.
Mahkemeler nezdinde yürütülen ispat süreçlerinde ise düğün videoları, detaylı fotoğraf kayıtları, kuyumcu dökümleri ve tanık ifadeleri belirleyici roller oynamaktadır. Uzmanlar, dava açacak kişilerin hak kaybına uğramamaları adına dava dilekçelerinde ziynet taleplerini net ifadelerle belirtmelerini, delillerini eksiksiz sunmalarını ve olası bir üst mahkeme bozma kararı durumunda tahsil edilen meblağların iadesi riski hususunda profesyonel hukuki destek almalarını tavsiye etmektedir.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım



