Allianz Trade tarafından yayımlanan "Ekonomik Görünüm 2026-2028" raporuna göre, küresel ticarette korumacı politikalar ve tarife belirsizlikleri derinleşiyor. ABD'de kasım ayında gerçekleştirilecek ara seçimlerin ardından Trump yönetiminin ticaret politikalarını daha da sertleştirmesi ve ticaret savaşlarını yoğunlaştırması öngörülüyor. Jeopolitik gerilimler ve enerji arzındaki aksaklıklarla birlikte küresel ticaret yapısı köklü bir dönüşüm sürecinden geçiyor.
Çin Şoku ve Avrupa Ekonomileri Üzerindeki Baskı
Raporda, ABD'nin uyguladığı gümrük tarifeleri ve Çin'deki zayıf iç talep nedeniyle Çinli şirketlerin ihracatlarını Avrupa ve Küresel Güney ülkelerine yönlendirdiği belirtiliyor. "Çin şoku 2.0" olarak nitelendirilen bu sürecin Avrupa ekonomileri üzerinde ciddi bir rekabet baskısı oluşturduğu vurgulanıyor. Avrupa'nın artan Çin ithalatı ve azalan ihracat fırsatlarıyla karşı karşıya kaldığı aktarılırken, ABD'nin tarifeleriyle bağlantılı ihracat kayıplarının 2025'te 74 milyar dolar olduğu, 2026'da ise 42 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklediği ifade ediliyor. Olumsuz senaryolarda ortalama gümrük tarifesi oranının yüzde 21,3'e kadar yükselebileceği tahmin ediliyor.
Yapay Zeka Talebi Küresel Ticareti Destekliyor
Küresel mal ticaretinin hacim bazında 2025'te yüzde 4,7 büyüdüğü, bu oranın 2026'da yüzde 4'e, 2027 ve 2028'de ise yüzde 2,9'a gerilemesinin beklendiği kaydediliyor. Yapay zeka teknolojilerine yönelik artan talebin bu yıl küresel mal ticaretindeki büyümeye 4,8 puan katkı sağlaması bekleniyor. Buna karşılık, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ticaret büyümesinden 2,1 puan, devam eden ticaret savaşlarının ise 0,4 puan götüreceği vurgulanıyor. Öte yandan Asya-Pasifik ekonomilerinin ihracat performansının, yapay zeka ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinden olumlu etkilendiği, Güney Kore ve Tayvan gibi ülkelerin bu süreçte öne çıktığı belirtiliyor.
"Ticaret Artık Kaynak ve Teknoloji Kontrolüne Dönüştü"
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Al, ABD'deki ara seçimlerin ardından ticaret savaşlarının sertleşmesinin şaşırtıcı olmayacağını belirterek, Çin’in küresel ekonomideki ağırlığının pek çok ülke için kritik ham madde güvenliğini ve teknoloji altyapısını etkilediğini ifade etti. İç talepteki zayıflama ve üretim fazlasının Çinli şirketleri dış pazarlarda daha agresif kıldığını aktaran Al, Avrupa'nın yalnızca ucuz ürün girişiyle değil, üretim kapasitesini elde tutma mücadelesiyle de karşı karşıya olduğunu kaydetti. Al, ticaretin artık basit bir mal satışı olmaktan çıkıp kaynak, para, teknoloji ve güzergah kontrolüne evrildiğini vurguladı.





