Sosyal medyada uzun bir süredir, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi'yle ilgili çeşitli iddialar dolaşıyordu.
İddiaların odağında ise Reklamcılık Bölümü vardı.
Peki, iddialar neydi?
Reklamcılık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Altunbaş'ın haksız yere görevden alındığı...
Reklamcılıkla ilgisi olmayan Prof. Dr. Süleyman Karaçor'un bölüm başkanlığına getirildiği...
Gibi onlarca iddia twitter ve facebook üzerinden lanse ediliyordu.
Hatta söz konusu atama ve görevlendirme sosyal medya savaşına da dönüştü.
Bunun yanında çeşitli internet haber sitelerinde ve yazılı basında da söz konusu iddialarla ilgili haber yapıldı ve yazılar yazıldı.
Bugüne kadar üniversite yönetiminden bir açıklama gelmediği için de, kamuoyunda iddialar doğru kabul edilmeye bile başlandı, işi siyasi rant kavgasına götürenler bile oldu.
Yani kamuoyunun çeşitli kitle iletişim araçları ile zihni bulandırılmış fakat bu bulanıklığı giderecek açıklama gelmediği için bir anlamda iddialar doğru kabul edildi.
En önemlisi ise kendi alanında marka olmuş ve Konya'ya her yıl aldığı ödüller ile değer katan Selçuk İletişim, söz konusu kitle iletişim araçları ile zarar gördü.
Üstelik bu zararı Reklamcılık Bölümü Başkanlarını koruma adı altındaki öğrenciler ile atamayı doğru veya yanlış bulan çevreler sosyal medya üzerinden verdi.
Bindikleri dala bir anlamda balta vurmuşlardı...
Sosyal medya savaşına işin muhattabı her iki hocanın da sessiz kalması, öğrencilerini ve kendilerini sevenleri susturmaya çalışmamaları bu zararı daha da arttırmıştır ki bu da işin ayrı bir boyutudur...
Neyse gelinen süreçte Selçuk Üniversitesi yönetimi dayanamadı ve açıklama yapma gereği duydu.
Atanmanın neden yapıldığını ve bölüm başkanının neden değişmesi gerektiğini kamuoyuna, twit atan öğrencilere ve çevrelere açıkladı. Eleştirilerin haksızlığından yakınıldı.
Atamanın en büyük nedeni olarak yüksek lisans ve doktora eğitimi gösterildi. YÖK'ün kriterlerine göre bölümde en az 2’si doçent veya profesör olmak üzere 3 öğretim üyesinin bulunmadığı için yüksek eğitim programlarının açılamadığı vurgulandı.
Bölüme bir profesör kadrosunun açılmasının, alandaki bu eksikliği gidermeye yönelik bir girişim olduğu belirtildi.
İşi bu açıdan düşündüğümüzde doğru bir açıklama kabul edebiliriz. Çünkü bir anabilim dalında lisansüstü ve doktora programları hayati derecede önem arz etmektedir.
Üniversite yönetimi mevcut bölüm başkanının neden görevden alındığını ise “Üniversiteler liyakatın esas alındığı eğitim kurumlarıdır. Söz konusu bölümde profesör var iken, aynı bölümdeki doçentin bölüm başkanı olarak görevini sürdürmesi mevzuat gereği kesinlikle mümkün değildir” ifadeleri ile açıkladı.
Herhangi bir keyfiliğin olmadığına cevap verilmiş oldu. Nasıl ki bölüm ilk açıldığında doçent ünvanına sahip Altunbaş bölüm başkanlığına getirildiyse, bölüme profesör geldiği için görevini doğal olarak bırakması gerektiğine işaret edildi...
Açıklamanın en önemli yerini ise bölüme başkan olarak görevlendirilen Prof. Dr. Süleyman Karaçor'un iletişimci olmadığı yönündeki iddialarla verilen cevap kısmı oluşturdu. Karaçor'un doktorasını, doçentliğini reklamcılık alanında yaptığı ve çalışmaları kamuoyuna yansıtıldı.
Karaçor'un iddia edildiği gibi reklamcılık alanında boş bir insan olmadığı açıklanmaya çalışıldı.
Başarılı olundu mu onu bilemem bunu ancak bölüm öğrencileri ve hocaları karar verebilir. Önümüzdeki yıllarda yönetemin vurguladığı “İletişim ve Reklamcılık alanında kitap, makale ve bildiri sayılarının yanı sıra yeterli bilgi birikimi ve donanıma sahiptir” sözlerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını ölmez, sağ kalırsak görürüz.
Açıklamanın son kısmında üniversite yönetimi “Dünyanın En İyi 500 Üniversitesi arasında girme ideali doğrultusunda akademik ve bilimsel düşünceden asla ama asla taviz vermeyecektir” ifadesini kullandı.
Selçuk Üniversitesi'nin Sayın Rektörü Prof. Dr. Hakkı Gökbel, evet hedefiniz için asla taviz vermeyin. Fakat 500 hedefi için, fakültelerinin isminin kirletilmesine de izin vermeyin. Bir şeyler yaparken kamuoyunu, en önemlisi ise önce öğrencilerinizi bilgilendirin. Yoksa bugün Selçuk İletişim'in başına gelenin yarın başka fakültelerinin de başına gelmeyeceğinin kimse garantisini veremez...