Hekimlik mesleğinin birinci kuralı, Hipokrat'a atfedilen Primum nihil nocere sözüdür.
***
Hipokrat deyince yanlış anlar bazıları. Hoca, bize Allah'ın Yunanlısının reklamını yapma ne olursun! gibi yüksek perdeden tepkiler aldığımız da olur. Önce şunu söylemeliyiz ki Hipokrat Yunanlı falan değildir. Sizin bizim gibi bir Anadolu çocuğudur. Ömrünün büyük bölümünü Anadolu'nun uzantısı On iki Adalar'dan biri olan İstanköy Adası'nda hekimlik yaparak geçirmiştir. Tabii ki o zaman Anadolu'da hâkim olan dili, yani Yunanca'yı konuşmuştur, Yunanca yazmıştır. Mevlâna Celâleddin-i Rûmî'nin Farsça yazması onu Fars kılmadığı gibi Hipokrat'ın Yunanca yazması da onu Yunan kılmaz.
***
Primum nihil nocere Türkçe'de önce, zarar verme anlamına gelir. Bir hekimin ilk yapması gereken budur. Bu sözün sadece hekimliğe mahsus olduğunu düşünmek, en azından, dar görüşlülüktür. İnsanın bireysel ve sosyal hayatını şöyle bir gözden geçirirsek, bu düsturun her yerde, her zaman, herkes için geçerli olması gerektiğini hemen fark ederiz.
***
Almanların Şeytan ayrıntıda gizlidir atasözü pek meşhurdur. Bu atasözünü konumuza uyarlayarak şöyle bir cümle kursak ne dersiniz: Şeytan faydada gizlidir.
***
Aklınızdan Ama ile başlayan cümleler geçtiğini tahmin etmek zor değil, çünkü biz faydaya, başarıya, kahramanlıka odaklanmış bir toplumun üyeleriyiz. Toplum olarak gözünü budaktan sakınmamak gibi körlükle sonuçlanabilecek bir eyleme çok olumlu anlamlar yüklememiz sözünü ettiğim odaklanmanın Türk dilimine yansımasıdır.
***
Fayda zaten normal olandır, tabii olandır. Faydalı olmak için ekstra bir şey yapmanıza gerek yoktur; yapılması gerekenleri yapmak yeterlidir. Faydalı olmak insanın fıtratında içkindir. Asıl olan zararlı olmamaktır.
Faydalı olmak için ekstra bir şey yapmaya kalkıştığınızda lütfen bir durup düşünün; hatta üç kere düşünün. Kuşkusuz insanın faydalı olmaya çalışması her zaman kötü sonuçlar doğuracak değildir, ancak bu faydalı olma fikrinin nereden doğduğu, neye hizmet edeceği ve sonuçta bizi nereye götüreceği inceden inceye irdelenmelidir.
***
Fayda konusundaki bu sözlerim âfâki geldiyse Kur'an-ı Kerim'de Hz. Adem ve Havva'nın cennetten çıkışı kıssasını hatırlamanızı tavsiye ederim. Şeytan, Adem babamızı ve Havva annemizi ne ile kandırdı? Ebedi hayatla, yani faydayla. Onlar Şeytan'ın iğvasına kapılıp, o faydayı temin için yasak ağaca yaklaştılar. Oysa cennetteydiler, zaten faydalı olabilecek her şey cennetin doğası gereği kendilerine verilmişti.
***
Önce zarar vermeyelim. Hâl ve vaziyetin gereğini yaptığımızda fayda kendiliğinden gelecektir. Faydalı olacağız diye maceralara sürüklenmenin anlamı olmadığını idrak ettiğimizde vakit çok geç olabilir.
Hâlâ aklınız yatmadı mı? Olabilir. Ben susayım. Yazımın baş kısmında adını andığım Mevlâna Celâleddin-i Rûmî konuşsun: Aşkın şerhinde akıl, çamura saplanmış eşek gibi yattı kaldı.
***
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. (Mevlâna)