Yoğun bir katılımla gerçekleştirilen istişare toplantısında konuşan Erzurum MTTB Derneği Başkanı Salih Akverdi, teşkilatın yarım asrı aşan köklü geçmişine, tam bağımsızlık karakterine ve hiçbir güce boyun eğmeyen duruşuna dikkat çekti. Dünyevi hiçbir beklentisi olmayan, sırf Allah rızası ve vatan sevgisiyle bir arada duran insanların oluşturduğu bu topluluğun taşıdığı berekete vurgu yapan Akverdi, Konya’da kendilerini ağırlayan tüm emniyet ve yerel idare birimlerine şükranlarını sundu.

RÜŞTÜ ECEVİT’İN TARİHİ HAMLESİ VE DAVA İNSANLARININ YİĞİTLİĞİ
Konuşmasında teşkilat tarihine yön veren çok önemli bir kırılma noktasına değinen Salih Akverdi, Milli Türk Talebe Birliği’nin kurumsal kimliğinde devrim yapan Rüştü Ecevit’e özel olarak parantez açtı. Geçmiş dönemlerde MTTB’nin ambleminde yer alan kurt sembolünün kaldırılarak, yerine birliğin ve medeniyetin asıl pusulası olan kitabın yerleştirilmesinin tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Konya kökenli olan ve bu anlamlı buluşma için Medine’den gelerek salondakileri şereflendiren Ecevit’in varlığı, salonda büyük bir alkış tufanına neden oldu.

Akverdi, Erzurum mezunlarının en belirgin vasfının "kendi emeğiyle var olmak" ve "kimseden icazet almamak" olduğunu söyledi. Gençlik yıllarında babalarından gelen kısıtlı harçlıkların dörtte birini dahi teşkilatın ayakta kalması için feda ettiklerini hatırlatan Akverdi, bu hareketin hiçbir zenginin, hiçbir gücün veya hiçbir holdingin kapısını çalmadan, tamamen tabanın ihlasıyla bugünlere ulaştığını ifade etti. Teşkilatın hiçbir siyasi ikbal, milletvekilliği ya da başkanlık hırsı gütmeden, dünyalık defterleri çoktan kapatmış bir adanmışlıkla yoluna devam ettiğini sözlerine ekledi.
15 TREMMUZ DÖNÜM NOKTASI VE YAKIN TARİHİN KARANLIK SAYFALARI
Geçmişi unutmamanın geleceği inşa etmedeki hayati önemine değinen Salih Akverdi, panelin ana teması olan "Dünü Unutma ki Yarını İnşa Edesin" başlığı altında çarpıcı tarihi kıyaslamalar yaptı. 15 Temmuz gecesinin Türk milletinin çıplak elleriyle yazdığı muazzam bir destan ve dönüm noktası olduğunun altını çizen Akverdi, Tanzimat döneminden bu yana İngiliz entrikalarıyla yönlendirilen, Jön Türkler'den İttihat ve Terakki zihniyetine uzanan yapıların bu topraklara verdiği zararların iyi analiz edilmesi gerektiğini belirtti. İmparatorluk mirasının nasıl tasfiye edildiğini, 5 milyon kilometrekareyi aşkın toprağın kaybedilerek küçülmüş bir haritaya nasıl razı olunduğunu çarpıcı bir kumarbaz benzetmesiyle aktardı.
Tarih kitaplarının çarpıtmalarına karşı gerçeklerin konuşulması gerektiğini söyleyen Akverdi, 28 Şubat sürecinde Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'nde başörtüsü zulmü yaşayan genç kızların Fransa’ya giderek okumak zorunda kaldığı döneme atıfta bulundu. İstiklal mücadelesini başlatan kahraman şehir Maraş'ın ruhuna aykırı bu sahneleri ve Konya sokaklarında mukaddesata yönelik açılan hakaret afişlerini asla unutmayacaklarını dile getirdi. Çanakkale’de evlatlarını şehit veren ve ilerleyen yaşlarında İsveç Kralı'na mektup yazarak yardım istemek zorunda bırakılan Nene Hatun’un maruz kaldığı vefasızlığın, geçmişin en büyük yaralarından biri olduğunu hatırlattı.
KUR'AN'IN İSTİKAMET EMRİ VE ÖZELEŞTİRİ ÇAĞRISI
Konuşmasının son bölümünde İslam dünyasına ve katılımcılara yönelik derin bir özeleştiri sunan Salih Akverdi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) "Allah'a iman ettim de ve istikamet üzere ol" hadis-i şerifini hatırlatarak Müslümanların duruşlarını netleştirmesi gerektiğini söyledi. Liyakat, adalet ve bilimden uzaklaşan toplumların hangi ideolojiye sığınırsa sığınsın çürümekten kurtulamayacağını belirten Akverdi, Kur'an-ı Kerim’in defalarca "Düşünmez misiniz?" ve "Emaneti ehline veriniz" emirlerini vazetmesine rağmen, günümüzde sadakatin liyakatin önüne konulmasını sert bir dille eleştirdi.
Geri kalmışlığın faturasını dışarılarda aramak yerine şapkayı öne koyup özeleştiri yapma zamanının geldiğini ifade eden Akverdi, ahlakın yeniden ayağa kaldırılması, düşüncenin sıfırdan inşa edilmesi ve Kur'an'ın adalet çağrısının tüm dünyaya gür bir sesle duyurulması gerektiğinin altını çizdi. Yurt dışı seyahatinden uçaktan iner inmez ayağının tozuyla Konya’daki panele katılan İhsan Süreyya Sırma Hoca’ya da şükranlarını sunan Akverdi, teşkilat çalışmaları esnasında bilmeyerek kırdıkları veya üzdükleri tüm dostlarından helallik isteyerek konuşmasını tamamladı.

‘YALNIZCA ÜNİVERSİTE MEZUNU OLMADIK!’
AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan, imam hatiplilerin geçmiş yıllarda yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, bugün gelinen nokta ile yetinilmemesi gerektiğini ancak bu noktanın ise azımsanmaması gerektiğini ifade etti. Baykan, bugün Türkiye’nin bu halde olmasının, geçmişin emeğiyle ortaya çıktığını ifade etti.

Vefa ve kardeşlik için böyle bir buluşmada biraraya geldiklerini ifade eden Eski İl Müftüsü Ahmet Poçanoğlu, “Mazisine vefası olmayanın, istikbali de olmaz. Bu nedenle 25 yıldır bu vuslat buluşmasını gerçekleştiriyoruz. Konya’da da ikincisini gerçekleştirdiğimizi bu buluşmada Konya’nın yeniden ele alınması nedeniyle Dernek Başkanı Salih Akverdi’ye teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Erzurum denildiğinde akla ilk gelen ‘ayazı’ olduğunu aktaran Poçanoğlu, “Dışarıda ayaz vardı ancak biz öğrenci evlerimizde sönmeyen bir muhabbet, sevgi ateşi vardı. Bizler Erzurum’da yalnızca bir üniversite mezunu olmadık; ömür boyu sürecek dava arkadaşları olarak mezun olduk.” dedi.

Dava neferleri olarak Anadolu’nun tarihi başkentinde biraya geldiklerini ifade eden Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını diledi. Selçuk Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Hüseyin Kara ise, erdemli nesiller yetiştirmek amacıyla süregelen bir davanın içerisinde bulunmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.





