Hz. Mevlana'nın Vuslat Yıldönümü etkinlikleri yine başladı....
7-17 Aralık tarihlerinde kutlanan Vuslat etkinliklerinde her yıl coşku arttığı gibi aşırılığa kaçırılıyor.
Etkinlikleri kutlamak ayrı, aşırılığa kaçmak ayrı.
Aşırılıktan kastım Hz. Mevlana'nın neredeyse peygamber seviyesine çıkartılması.
Yazmış olduğu Mesnevi adlı kitabın kutsallığının vurgulanması.
Bir Müslüman olarak ikisinin de kabul edilir yanı yok.
Bir kere Mevlana benim, senin gibi fani bir insan.
Gelmiş, yaşamış ve gitmiş.
Hepimiz gibi Allah'ın sevgili kulu.
Bizden ayıran tek özelliği var; İslamiyet'in ayılması, insanların kendisi gibi Allah, peygamber aşkından yanması için hayatını feda etmiş bir sevgili kul...
Hepsi bu, bunun haricinde fani insan.
Ama maalesef, "Mevlana'nın bilmem kaçıncı kuşağından geliyorum" diyen zihniyetler tarafından, bu işe devletin kurumları da bilmeden alet olarak Mevlana ve Mesnevisini kutsallaştırıyor.
İsteyenin okuması gereken bir kitap bugün neredeyse Kur'an'ı Kerim gibi baş tacı edilmeye başlandı.
Bu net olarak gözüküyor.
Hazırlıklar bir yıl öncesinden başlıyor, törenin yakınlaştığı bugünlerde billboardlara Hz. Mevlana'nın sözleri yazılıyor, meşhur yedi öğüdü neredeyse hadis gibi lanse ediliyor. Resmi erkan konuşmalarına 'Mevlana'sız başlamıyor. Yatıyorlar Mevlana, kalkıyorlar Mevlana!...
Gerçek bu...
Niçin daha çok turist gelsin diye.
Turist gelsin de Hz. Peygamber (S.A.V) sevgisi gibi Mevlana sevgisi oluşsun hiç umurlarında değil!
Acaba yapılan bu kötülükleri Mevlana hak ediyor mu?
Yaşadığım sürece Kur'an'ın kölesi, Hazret-i Muhammed'in ayağının tozuyum diyen Allah dostunun sözleri nasıl oluyor da pazarlanıyor, kitabı 22 dile çevrilerek hediye ediliyor.
Bu nasıl bir Mevlana aşkı ki milletin itikadı tehlikeye atılıyor...
Genç nesle yanlış bir şekilde Hz. Mevlana sevgisi aşılanıyor... Neticede ise gençler çözümü Allah'a dua ederek değil, türbeye koşarak Mevlana'dan istiyor. Aynı şekilde birçok insan bozuk giden işlerinin düzelmesi için Mevlana'ya dua ediyor. Allah dostu Allah'la kul arasında aracı pozisyonuna düşüyor. Buna kimin hakkı var Allah aşkına...
Konya'nın resmi erkanına sormak istiyorum;
Hz. Mevlana törenlerinde gösterdiğiniz 1 yıllık ilgi ve alakayı Peygamber Efendimizin Kutlu Doğum Haftası'nda neden göstermiyorsunuz?
Efendimiz için neden etkinlikler düzenlemiyorsunuz?
Hoşgörü ve Sevgi Yürüyüşü gibi İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen Hz. Peygamberimiz için Kutlu Doğum Yürüyüşü yapmıyorsunuz?
Kur'an'ı başka dillere çevirip neden dağıtmıyorsunuz?
Yoksa gelen yabancı misafirlerinize Kur'an vermekten utanıyor musunuz?
Yazık! İş para olunca gerisi teferruat oluyor....
Ne Sema'nın ne de Mesnevi'nin İslam'da yeri vardır.
Hiçbir Müslüman'da bunun dinde yeri olduğunu söyleyemez.
Müslüman'ın görevi İslam dinini tevdi etmektir. Bunu da Kur'an ve hadis ile yapar. Mesneviyle değil...
Mevnevi nedir ki Kur'an'ın yerine geçecek!...
Boş lafları bir kenara bırakın...
Yapılan;
Turisttik bir dönmekten ibarettir.
Mevlanacıların kazama dönemidir...
Hz. Mevlana törenleri yapılmasın demiyorum ama her şey ölçüsünde olsun. Türkiye'de yüzlerce Allah dostu mefdundur. Mefdun oldukları iller de insanlar ölçüyü kaçırmadan anma etkinlikleri düzenleniyor. Biz de ise Hz. Mevlana Türbesi ve civarı kutsal toprak gibi lanse ediliyor, sözleri hadislerden önce lanse ediliyor, para uğruna bilerek veya bilmeyerek yanlış konuşmalarla milletin itikatı tehlikeye atılıyor. Aynı hassasiyeti Peygamber Efendimiz için de gösterin eyvallah. Ama resmi erkan laikliğe aykırı korkusuyla işi vakıflarla atıyor...
Biz Peygamber sevgimizi daima imanımızda taşırız bunda hiçbir şüphemiz yoktur. Ancak ve ancak genç neslin hali. Hz. Mevlana'yla Peygamber'i eş değer tutan bir gençlik. Allah korusun...
Onun için aman ölçüye ve sözlere dikkat!