Kamuda kariyer basamaklarını tırmanmak isteyen binlerce memurun yıllardır en büyük çekincesi olan sözlü mülakat sistemi, beklentilerin aksine yine reform dışı bırakıldı. Geçtiğimiz yıl açıklanan dönemsel programlarda yazılı ve sözlü sınavların ağırlık oranlarının yeniden ele alınacağı yönünde kuvvetli sinyaller verilmesine rağmen, yıl boyunca bu alanda somut bir hukuki adım atılmadı. Memur sendikalarının ve çalışanların liyakat talepleri bir kez daha takvim sayfalarında ertelenirken, yeni dönem programlarında da konunun akıbeti belirsiz bir ifadeyle geçiştirildi.
Sürecin bu şekilde sürüncemede kalması, kamu personeli arasında adalet duygusunun zedelendiği yönündeki eleştirileri de beraberinde getiriyor. Yazılı sınav maratonundan yüksek başarıyla çıkan adayların, saniyeler süren mülakatlarda elenme korkusu yaşaması çalışma barışını olumsuz etkiliyor. Yetkili mercilerin konuya ilişkin henüz net bir takvim sunmamış olması, binlerce kamu görevlisinin geleceğe dair umutsuzluk yaşamasına zemin hazırlıyor.
Görevde Yükselme Sisteminde Eşit Ağırlık İlkesi Sürüyor
Yürürlükteki Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik, uzun süredir değişmeyen kurallarıyla uygulanmaya devam ediyor. Bu çerçevede adayların başarı puanı hesaplanırken yazılı sınav ve sözlü mülakat notlarının aritmetik ortalaması baz alınıyor. Başka bir deyişle, iki aşama da başarı puanı üzerinde yüzde 50 oranında doğrudan etki sahibi olmayı sürdürüyor.
Kurumsal düzeydeki atama yönetmeliklerinde de bu dengenin korunduğu açıkça görülüyor. Son dönemde güncellenen çeşitli kurum yönergeleri, yazılı başarı puanı ne kadar yüksek olursa olsun, mülakat ayağının nihai sonucu doğrudan değiştirebilecek bir ağırlıkta kalmaya devam ettiğini doğruluyor.
Mülakat Puanlamasında Öznel Kriterler Belirleyici Oluyor
Sınav kılavuzlarında yer alan puanlama sistemine bakıldığında, 100 üzerinden yapılan değerlendirmenin yarısının doğrudan mesleki bilgiye ayrıldığı görülüyor. Kalan yüzde 50'lik dilim ise adayın kavrayış yeteneği, temsil kabiliyeti, özgüveni, ikna gücü ve genel kültürü gibi daha çok kişisel izlenimlere dayanan ölçütlere dağıtılıyor. Bu durum, yazılı sınavda rakiplerini geride bırakan bir memurun, mülakat masasında bu öznel kriterler nedeniyle geride kalabilmesine yol açabiliyor.
Uygulamadaki bu esneklik, adaylar arasında liyakat ilkesinin zedelendiği yönündeki tartışmaları her geçen gün alevlendiriyor. Yazılı sınav salonlarında dökülen alın terinin, birkaç dakikalık sözlü değerlendirmeyle gölgelenmesi kamu çalışanlarının en temel hak arayışları arasında yer alıyor.
Yeni Dönem Programında Değişen İfadeler Dikkat Çekiyor
Resmi Gazete'de yayımlanan son yıllık program incelendiğinde, geçen yıl açıkça zikredilen yazılı ve sözlü sınavların ağırlıklarının gözden geçirilmesi hedefinin metinden çıkarıldığı görülüyor. Bunun yerine kariyer ve liyakat ilkeleri çerçevesinde nesnel ölçütler getirileceği belirtilse de, eski ifadelerin yerini daha muğlak cümlelerin alması endişeleri artırıyor. İlk atamalardaki mülakatları sınırlandırmayı öngören önceki tedbirlerin de yeni metinde yer almaması, reform iradesinin zayıfladığı şeklinde yorumlanıyor.
Kamu insan kaynakları alanındaki bu yavaşlama sadece mülakat düzenlemeleriyle sınırlı kalmıyor. Kamuda esnek çalışma modelleri gibi diğer modernizasyon hedefleri de sürekli olarak ileri tarihlere öteleniyor, bu durum da yapısal dönüşümlerin pratik hayata geçişini zorlaştırıyor.
Dijital Platformlar Sürece Şeffaflık Kazandırmaya Çalışıyor
Mevzuat değişiklikleri yavaş ilerlese de, istihdam süreçlerinin dijitalleşmesi noktasında bazı adımlar atılıyor. Açıktan atama ve görevde yükselme süreçlerinin merkezi bir platform üzerinden yürütülmesi, en azından başvuruların ve ilan aşamalarının daha şeffaf ve denetlenebilir bir yapıya kavuşmasını sağlıyor. Yüzlerce kamu kurumunun bu sistemi aktif olarak kullanması, en azından bürokratik süreçlerdeki bazı keyfiliklerin önüne geçilmesinde kritik bir rol üstleniyor.
Bununla birlikte, dijital altyapının şeffaflığı süreçlerin elektronik ortamda izlenmesini kolaylaştırırken, mülakat odalarındaki puanlama adaletsizliğini tek başına ortadan kaldırmaya yetmiyor. Memurlar, teknolojik entegrasyonun yanı sıra değerlendirme kriterlerinin de tamamen şeffaf ve kayıt altına alındığı bir sistem talep ediyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım





