Konya'ya Bir Daha Yağmayan Büyük Kar

1970 li yıllara kadar Konya Merkez şehirde kar yağışlı günlere hasret kaldık.

Ne idi o günler Kasımda başlayıp Nisan ayına kadar aralıklı yağan en az yirmi santimlik ki zaman zaman elli santim kadar olurdu.

Bu kar yağışlarında kardan adam yapmak bizlerin zevki idi.

***

Bu kadar yağan kardan kimse şikâyetçi olmaz. Resim 1 de gördüğünüz gibi sokaklarda kar yığınından zor geçilirken herkes mutlu yaşam içinde idi.

Hele şimdileri yapılan beş on santim kar yağınca okul tatilleri olmazdı.

Bu gün öğrenci ve öğretim üyeleri tatil beklerken o günlerdekiler okullarına gider tatil bile düşünmezlerdi.

O kadarki aşağıda sunacağım ilk defa yağıp bir daha göremediğimiz seksen santimlik karda okullar tatil edilmemişti

Evet, o günü bizzat görmüş olan bendeniz olarak anlatayım sizlere!

***

Yıl 1943 Şubat sonu. Hatırladığım kadarı ile cemrenin toprağa düştüğü hafta idi.

Akşama yaklaşırken Lapa lapa, yani büyük danelerle yağan kar yağışı altında

2. Sınıfında okuduğum Sanayi Mektebi binasından akşam paydosu sonu, şimdiki Emniyet Müdürlüğü binası civarı Takkeli sokaktaki ev arası hiçbir vasıta olmadığı için tabanvayla geliyorum. Yol sürtesi bir saate yakın.

Kar taneleri güzel görünümü ile yağıyor üstümüzü beyazlaştırıyordu ama bir başkalık vardı o gün.

***

Kar yağarken hiç şimşek çakmazken. Bırakın kırmızı renk ışın ardından gök gürlemesini,

Şimşek ışınları yem yeşil renkte çakıyor herkes hayretle bırakıyordu.

Kimileri kıyametin alâmeti derken tuhaf tuhaf bakışıyordu halk

 Zamanın tek katlı ve % 90'nı çatısız kamış çelenkli evlerin saçtan yapılmış odun sobasında ısınarak yağışı seyrediyorduk.

Yatım sonu gece yarısı Rahmetli dayım Süleyman Gül dürtüşleyerek kaldırmıştı bendenizi.

Uyandığımda baktım ki pencerelerin kenarına kadar seviye yapan karı gördüm. Hayret içinde kalmıştım.

“Kalk kalk karın ağırlığı ile dam çökecek” deyince kar kürüme küreklerini alıp güç bela çıktık dama.

Herkes damlar üstünde kar kürüyordu. Eh az değil tam seksen santime yakın kar yerleri ve damları.

Hava açık, kar yağışı durmuş bahar havası gibi, ay ise bembeyaz aydınlatıyordu yerleri. 

Zaten elektrik bile yoktu ki evlerde. Ya idare ya da gaz lambası kullanılıyordu.

Herkes damdan dama laf atıp sohbet ediyordu kar kürürken. Kürünen karların çoğu sokağa dökülüyor kar dağı oluşuyordu sokaklarda.

Kar makinesi, bol personel ne gezer belki on kişiyi geçmeyen Belediye işçileri ancak ana caddeleri açmaya çalışırken çift tekerli merkebin çektiği kar arabasına doldurup boş yerlere taşıyorlardı. Resim 2

Okul tatil falan değildi. Zaten radyo ve telefon bile olmayan o günlerde nereden bilebilecektik!

*** 

Bendeniz, önce gidenlerin açtığı kanal gibi keçi ayağı yolları izleyerek kâh kasığıma kadar kara batarak okulun yolunu tutmuştum. Bir saat sonra ki sabahın sekizinde okuldaydım.

Okul tatil olmamıştı. Açık ve öğretmenler vardı. Atölyeye girdiğimde. “Oğlum neye geldin bu zor durumda” demişlerdi. Birkaç talebe gelmiştik zaten ama ertesi gün ve sonrası da hiç tatil edilmedi. Tedrisata devamdı öyle günlerde bile.

Bu günler beş santim kar gördüler mi bir hafta tatil bolluğu!

Evet, o gün bir gecede açıklık ovalarda bir metreyi bulduğu belirtilen seksen santim civarındaki kar yağışı!

Kış aylarında yağdı mı yirmiden aşağı olmayan kar kalınlığı birden bire bir gün hatta üçte iki gün zaman içinde seksen santimi bulmuştu.

Bir daha göremedik okar kalınlığını. Yirmi otuz santimi görürdük yıllarca ama!

Şimdi yirmiyi bile göremiyoruz ya. Bereketimiz mi kaçtı acaba ne dersiniz?

Gerçi o günler hiç kimse halinden şikâyetçi olmayıp mesut yaşam içinde olanlar yerine!

Bu gün beş santim yağış ve olağan bütün imkânlar varken velvele içine giriyoruz!

***

Hoşça kalınız...

***

Resim 1:Sokaklarda kar yığını. Anadolu Kadının koltuğunda 4 tandır ekmeği var

Resim 2 :Belediye temizlik arabası(!) kar topluyor.