"MUHADDİSLERİN BAŞI SADRÜ’L-MUHADDİSÎN"
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi’nin Karatay Belediyesi iş birliğiyle düzenlediği etkinlikte konuşan Prof. Dr. Mehmet Eren, Sadreddin Konevî’nin klasik tasavvuf anlayışının çok ötesinde bir hadis otoritesi olduğunu vurguladı. Eren, Konevî’nin bu alandaki müstesna yerini şu sözlerle detaylandırdı: "Sadreddin Konevî Hazretleri, Anadolu irfanının en önemli sütunlarından biri olmasının yanı sıra, aslında 'Sadrü’l-Muhaddisîn' yani muhaddislerin başı olarak anılan çok büyük bir hadis âlimidir. O, Konya’da ikamet ettiği süre boyunca Sahih-i Buhârî dersleri okutmuş, bu ilmi tasavvufi derinlikle harmanlamıştır. Genellikle onun sadece tasavvufi ve felsefi yönü ön plana çıkarılsa da o, hadisleri 'tahkik' metoduyla inceleyen ve her bir rivayetin arkasındaki manevi hakikati arayan bir şarihtir."

"KEŞF METODU DEVREYE GİRMELİDİR"
Konevî’nin hadisleri şerh ederken kullandığı "keşf" ve "tahkik" yöntemlerine dair geniş alıntılar sunan Prof. Dr. Eren, ilmi metodun ruhuna dair şu önemli ifadeleri kullandı: "Konevî’ye göre hadislerin anlaşılmasında sadece rivayet zinciri ve lügat bilgisi yeterli değildir; bunun yanında kalbi bir tasfiye ve manevi bir tecrübe olan keşf metodu da devreye girmelidir. O, 'hadis' dediğimizde sadece sözlerin nakledilmesini değil, o sözlerin kalpte bıraktığı tesiri ve hakikati kasteder. Peygamber Efendimiz’den (sav) gelen nurların, sâlih rüyalar ve manevi yakazalar yoluyla hakikat arayıcılarına nasıl ulaştığını bizzat kendi ilmi tecrübeleriyle de harmanlayarak anlatır. Sûfi bir hadis şarihi olarak İslam’ın zahir ve batın dengesini en güzel şekilde temsil eden Konevî, hadis ilmini kuru bir nakilcilikten çıkarıp onu bir hakikat arayışına dönüştürmüştür."

"Konevî’yi Anlamak Anadolu’nun Ruh Köklerine İnmektir"
Programın ilerleyen bölümlerinde Konevî’nin Selçuklu payitahtı Konya ve Türkiye’nin düşünce tarihindeki mirasına odaklanıldı. Eren, bu mirasın günümüz insanı için taşıdığı hayati önemi şu sözlerle özetledi: "Onun kırk hadis şerhi, klasik şerh literatüründen farklı olarak, varoluşsal meseleleri ve marifetullahı hadisler üzerinden temellendiren, benzeri az rastlanan bir eserdir. Selçuklu Konyası’nın ilmi ve manevi hayatına yön veren Konevî, İbnü'l-Arabî’den tevarüs ettiği irfanı sistemleştirmiş ve bu irfanı hadis ilmiyle buluşturarak İslam düşünce tarihine yeni bir soluk getirmiştir. Bugün onun vasiyetine, kurduğu kütüphanesine ve geride bıraktığı nadide eserlere sahip çıkmak bizler için sadece tarihi bir sorumluluk değil, aynı zamanda günümüz insanının mana arayışına rehberlik edecek bir zorunluluktur. Konevî’yi anlamak, Konya’nın ve Anadolu’nun ruh köklerine inmek demektir."





