Doğa Koruma ve Milli Parklar 8. Bölge Müdürü Orhan Çatalçam, "Bozkırın Gözü" olarak nitelendirilen bu türün Türkiye'nin en değerli genetik kaynaklarından biri olduğunu ifade etti. 1960'lı yıllarda sayıları 30-40'a kadar inerek yok olma tehlikesiyle burun buruna gelen türün, Konya merkezli yürütülen koruma çalışmaları sayesinde bugün 235 erkek, 391 dişi ve 144 yavruya ulaştığını belirtti. Çatalçam, Konya Bozdağ’da nüfusu artan koyunların Afyonkarahisar, Ankara, Karaman ve Kırşehir gibi illere gönderilerek buralarda yeni popülasyonlar oluşturulduğunu, Bozdağ'ın bu türün hayatta kalmasındaki ana merkez olduğunu vurguladı.

Anadolu yaban koyunlarını avlamanın kesinlikle yasak olduğunu ve bu suçun milyonlarca liralık cezai yaptırımı bulunduğunu hatırlatan Çatalçam, bu hayvanların günümüz evcil koyunlarının atası sayıldığını dile getirdi. Bu canlıların sadece görsel bir zenginlik değil, dünya üzerindeki tüm evcil ırkların en yakın akrabası olması sebebiyle eşsiz bir genetik miras olduğunu aktardı. Hilalin ve bozkırın bu dirençli sakinlerinin; binlerce yıldır zorlu tabiat şartları, hastalıklar ve kıtlıkla mücadele ederek bir "genetik rezerv" haline geldiğini söyledi.

Gelecekte yaşanabilecek küresel hayvancılık krizlerinde bu dirençli genlerin birer kurtarıcı olabileceğini belirten Çatalçam, bu türün su kıtlığına ve sert iklim değişimlerine karşı geliştirdiği adaptasyonun modern hayvancılık için bir "altın madeni" değerinde olduğunu kaydetti. Konya Havzası'ndaki kadim yerleşimlerde yapılan kazılarda bulunan binlerce yaban koyunu kemiğinin, insanlığın avcılıktan hayvancılığa geçişteki ilk adımlarını bu topraklarda attığını kanıtladığını sözlerine ekledi.





