ANADOLU'NUN İKİ KADİM MİRASI LABORATUVARDA

Küresel iklim değişikliğinin tarımsal üretimi tehdit ettiği günümüzde, Selçuk Üniversitesi Sarayönü Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayati Akman öncülüğündeki bilim heyeti, Türkiye'nin tahıl ambarında devrim niteliğinde bir araştırma yürütüyor. TÜBİTAK 1002 programı kapsamında desteklenen projeyle, halk arasında Turna Gagası veya Turda Dili olarak da bilinen İri Taneli Polonya buğdayı ile geçmişin en güçlü genotiplerinden Horasan buğdayı bilimsel olarak inceleniyor. Yerel gen kaynaklarının korunmasını ve geleceğe aktarılmasını hedefleyen bu özel çalışmada, kadim buğdayların tarımsal verimliliği, kök sistemlerinin gelişimi ve iklim krizinin en büyük tehdidi olan kuraklığa karşı gösterdikleri direnç performansı çok yönlü analizlerle raporlanıyor.

Selçuk Üniversitesinde Iklim Değişikliğinin Etkilerine Dayanıklı Buğday Türleri Araştırılıyor (2)

SAĞLIK VE ENDÜSTRİ İÇİN YENİ BİR ALTERNATİF DOĞUYOR

Yalnızca tarladaki verimle sınırlı kalmayan araştırma, bu kadim buğdayların mutfaktaki ve insan sağlığındaki fonksiyonel rollerini de en üst düzeyde ortaya koymayı amaçlıyor. Buğdayların geleneksel bulgur üretimi ile makarnalık kaliteye uygunluğu ve teknolojik özellikleri Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yaşar Karaduman tarafından titizlikle değerlendiriliyor. Diğer taraftan bu değerli genotiplerin laboratuvar ortamındaki yüksek antioksidan kapasitesi, fenolik ve flavonoid bileşenleri ile beslenmedeki mucizevi etkileri ise Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Zengin tarafından incelenerek sağlık açısından barındırdığı sırlar gün yüzüne çıkarılıyor.

Kağıt üstünde değil sahada reform: Türk tarımında anayasal güvence zamanı!
Kağıt üstünde değil sahada reform: Türk tarımında anayasal güvence zamanı!
İçeriği Görüntüle

Selçuk Üniversitesinde Iklim Değişikliğinin Etkilerine Dayanıklı Buğday Türleri Araştırılıyor (1)

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI DÜŞÜK GÜBRE VE YÜKSEK LİF FORMÜLÜ

Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Hayati Akman, yüzyıllardır Anadolu’nun sert iklimine ve toprak yapısına mükemmel uyum sağlamış olan bu yerel çeşitlerin geçmişin birer hatırası olmaktan çok öte, geleceğin tarımı için hayati birer kaynak olduğunu vurguluyor. Modern buğday türlerine göre iki kat daha fazla tane ağırlığına sahip olan bu genetik mirasın sulu alanların yanı sıra özellikle kurak ve marjinal arazilerde de yüksek yetişme potansiyeli bulunduğunu belirten Doç. Dr. Akman, bu çeşitlerin gübreye olan ihtiyacının da çok düşük olduğunu ifade ediyor. Kuraklığa meydan okuyan yapıları, yüksek lif içerikleri ve zengin fonksiyonel bileşenleriyle öne çıkan bu kadim buğdayların bilimsel altyapısının tamamlanmasıyla birlikte, gelecekte yürütülecek yeni buğday ıslah çalışmalarına da eşsiz bir katkı sunulması hedefleniyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ