Küçük Muhammed Bekir'in geleneksel Türk okçuluğuna olan merakı, kısa sürede tüm aileyi saran ortak bir tutkuya dönüştü. Oğullarını antrenmanlara götürüp getirirken bu sporun asil duruşundan ve felsefesinden etkilenen anne ve baba, soluğu hedef tahtasının karşısında aldı. Bugün aynı kulübün çatısı altında ter döken Çavuşlar çifti ve oğulları, turnuvalara birlikte katılarak aile içi iletişimi ve dayanışmayı yeşil sahada yeniden tanımlıyor.
Sadece bir spor dalıyla uğraşmanın ötesine geçerek ata mirası okçuluğu bir yaşam biçimi haline getiren aile, hedefe gönderdikleri her okta birlikteliklerini daha da perçinliyor. Yaş sınırlarını ortadan kaldıran ve kuşakları aynı çizgide buluşturan bu sıra dışı serüven, çevrelerindeki pek çok aileye de ilham kaynağı oluyor.

TELEVİZYON EKRANINDAN OKÇULUK SAHALARINA UZANAN HEYECAN
Her şey, Çavuşlar ailesinin en genç üyesi olan Muhammed Bekir Çavuşlar’ın henüz 10 yaşındayken izlediği dizi ve filmlerdeki okçulardan derin bir şekilde etkilenmesiyle başladı. İçindeki bu yoğun isteği ailesiyle paylaşan küçük Muhammed, kendisini geleneksel Türk okçuluğu eğitimi veren bir kursa kaydettirmelerini rica etti. Oğullarının bu hevesini karşılıksız bırakmayan anne ve baba, onu Konya'daki yerel bir eğitim merkezine yazdırdı. Kısa sürede yeteneğini gösteren ve düzenli antrenmanlarla yay üzerindeki hakimiyetini artıran genç sporcu, ailesinin gurur kaynağı oldu.
Oğullarının gelişimini yakından takip etmek için her antrenmanda tribündeki yerlerini alan ebeveynler, zamanla sadece birer izleyici olmaktan sıkıldıklarını fark etti. Okların hedefe her gidişindeki o tok ses ve sporcuların duruşundaki sükunet, önce 54 yaşındaki baba Mehmet Ali Çavuşlar'ı ardından da 51 yaşındaki anne Miyase Çavuşlar'ı harekete geçirdi. Oğullarının teşviki ve kulüp antrenörlerinin desteğiyle önce baba, hemen ardından da anne aktif sporculuk hayatına adım atarak yay çekmeye başladı.

ELLİ YAŞINDAN SONRA GELEN BEDENSEL VE RUHSAL DÖNÜŞÜM
Yaşın sadece bir sayıdan ibaret olduğunu tüm Konya’ya kanıtlayan baba Mehmet Ali Çavuşlar, yarım asrı devirdikten sonra başladığı bu sporun hayatına inanılmaz bir dinamizm kattığını ifade ediyor. Kavurucu sıcaklara aldırmadan her gün antrenman sahasına koştuklarını belirten tecrübeli sporcu, okçuluğun özellikle odaklanma becerisini son derece artırdığını vurguluyor. Geleneksel Türk okçuluğunun fiziksel faydalarına dikkat çeken baba Çavuşlar, bu spor sayesinde kas yapısının güçlendiğini ve duruş bozukluklarının giderildiğini belirtiyor.
Ruhsal açıdan da büyük bir dinginliğe kavuştuğunu anlatan baba, elli yaşından sonra spor yapmak isteyen herkese gözü kapalı bu kadim disiplini öneriyor. Eşi ve oğluyla aynı çizgide durup aynı hedefe odaklanmanın tarif edilemez bir mutluluk olduğunu söyleyen Mehmet Ali Çavuşlar, okçuluğun aile içi bağları kuvvetlendiren muazzam bir sosyal faaliyet olduğunu dile getiriyor.
SABRIN VE SAKİNLİĞİN FORMÜLÜ HEDEF TAHTASINDA GİZLİ
Sporun insana kazandırdığı en önemli erdemlerin başında sabır geldiğini belirten anne Miyase Çavuşlar ise okçulukla tanıştıktan sonra hayatında yepyeni bir sayfa açıldığını söylüyor. Yay kurmanın, oku doğru açıyla yerleştirmenin ve nefes kontrolünün kendisine sakin kalmayı öğrettiğini ifade eden anne Çavuşlar, bu sayede günlük hayatın stresinden tamamen uzaklaştıklarını belirtiyor. Ailece kaliteli ve üretken zaman geçirmenin en güzel yolunu bulduklarını aktaran anne, geçmişte sadece oğlunu izlerken duyduğu o tatlı heyecanı, şimdilerde oğlunun kendisi ok atarken hissettiğini dile getiriyor.




