HAYATIN İÇİNDEN

Konya'da bu mesleğe Z kuşağı yüz çevirdi, siparişler ise artıyor

Konya’nın tarihi ve ticari hafızasında önemli bir yer tutan Fatih Çarşısı, yarım asrı deviren bir aile hikayesinin canlı şahitliğini yapıyor.

Abone Ol

Babadan oğula aktarılan, her ilmeğinde sabır ve göz nuru barındıran kişiye özel gömlek dikim sanatı, değişen tüketim alışkanlıklarına ve teknolojik dönüşüme rağmen hala ilk günkü heyecanla yaşatılıyor. Kentin köklü zanaatkarları, iğne iplikle yazdıkları bu başarı öyküsünü sürdürürken, dükkandan içeri giren her kumaşa adeta yeniden hayat veriyor.

1958 YILINDA BAŞLAYAN BÜYÜK MİRASIN FATİH ÇARŞISI'NDAKİ TEMSİLCİLERİ

Ailenin gömlekçilik serüveni, asıl mesleği kunduracılık olan ancak içindeki terzilik aşkına yenik düşen ilk kuşağın 1958 yılında makine başına geçmesiyle başladı. Yarım asra yaklaşan bu meslek aşkı, ilk ustanın 1992 yılındaki vefatının ardından da kesintiye uğramadı ve evlatları tarafından devralındı. Günümüzde 52 yaşındaki deneyimli terzi Mustafa Gücüman, babasından devraldığı bu değerli bayrağı, yükseköğrenimini tamamladıktan sonra baba mesleğine yönelen 27 yaşındaki oğlu Sadrettin Gücüman ile omuz omuza taşıyor. Fatih Çarşısı’ndaki mütevazı atölyelerinde üçüncü kuşak olarak hizmet veren baba-oğul, hazır giyim mağazalarında bulunması imkansız olan bir kaliteyi Konyalılarla buluşturuyor.

Atölyede seri üretim mantığından tamamen uzak, her müşteri için sıfırdan başlayan bir üretim süreci işletiliyor. Dükkandan içeri giren her kumaş; titiz bir kesim, dikim, ütü, ilik açma, düğme dikimi ve son ütü aşamalarından geçiyor. Tecrübeli ustaların ellerinde şekillenen tek bir özel dikim gömleğin hazır hale gelmesi en az 2,5 ila 3 saatlik kesintisiz bir emeği gerektiriyor. Günümüzün dijitalleşen dünyasında genç nesil terzilik kültürüne biraz mesafeli dursa da, giyimine özen gösteren, kalıpların dışına çıkmak isteyen eski nesil ve özel dikim tutkunları bu tarihi atölyenin kapısını aşındırmaya devam ediyor. Hazır giyimde bulunması zor olan uzun ömürlü, dayanıklı ve üst segment kumaşların tercih edilmesi, müşterilerin buraya olan bağlılığını artırıyor.

GÜNDE 10 GÖMLEK ÇIKIYOR AMA SİPARİŞLERE YETİŞİLEMİYOR

Üniversite sıralarından geçtikten sonra kendi işinin patronu olmak ve ata mesleğini yaşatmak adına atölyeye adım atan en genç kuşak Sadrettin Gücüman, yaklaşık 5-6 yıldır profesyonel olarak babasının yanında tezgah başında bulunuyor. Müşterilerin anatomik yapılarına ve kişisel zevklerine göre üretim yaptıklarını belirten genç usta; hakim yakadan düğmeli yakaya, cepli modellerden sıra dışı asimetrik tasarımlara kadar her türlü talebe yanıt verdiklerini ifade ediyor. Hatta son dönemde kollarının, yakasının veya ön panellerinin farklı renk ve desenlerde olmasını isteyen sıra dışı talepleri bile büyük bir ustalıkla gerçeğe dönüştürdüklerini aktarıyor.

Atölyede iş yoğunluğundan yana hiçbir şikayetlerinin bulunmadığını, aksine talepleri karşılamakta zorlandıklarını vurgulayan Gücüman, sektörün en büyük kanayan yarası olan insan kaynağı sorununa dikkat çekiyor. Günde ortalama 8 ila 10 adet kaliteli gömlek ürettiklerini ancak çırak yetişmediği için işi büyütmekte zorlandıklarını belirten aile, günümüzde ebeveynlerin çocuklarını zanaat öğrenmeye yönlendirmek yerine sadece akademik eğitime odakladığını dile getiriyor. Toplumda terziliğin eski ve cazibesini yitirmiş bir meslek gibi algılanmasının büyük bir hata olduğunu söyleyen ustalar, iş potansiyelinin çok yüksek olmasına rağmen yeni nesil ustalar yetiştirememenin burukluğunu yaşıyor. Mesai saatlerinin esnek olduğu, sabah sekiz akşam beş kalıplarına sığmayan bu sabır mesleğini ömürleri yettiğince sürdürmeyi hedefleyen baba-oğul, Konya’nın zanaat tarihindeki bu köklü sayfayı açık tutmak için iğne oyası gibi çalışmaya devam ediyor.