Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, havzada son altı aylık zaman diliminde metrekareye yaklaşık 450 milimetre yağış düştüğünü açıkladı. Bu rakamın, bölgenin uzun yıllar ortalaması olan 332 milimetrenin yaklaşık yüzde 50 üzerinde olduğunu belirten Arık, bir önceki yıl yaşanan son 50 yılın en şiddetli kuraklığının ardından bu yıl son 60 yılın en yüksek yağış oranına ulaşıldığını vurguladı.

Yağan kar ve yağmurlar özellikle buğday ve arpa gibi stratejik kışlık ürünlerin gelişimini olumlu etkileyerek çiftçinin yapacağı yapay sulama ihtiyacını ciddi oranda azalttı. Bu durum yeraltı su seviyesindeki sert düşüş hızını biraz frenlese de havza genelindeki negatif gidişatı durdurmaya yetmedi. Konya, Karaman, Aksaray ve Niğde illerini kapsayan Konya Kapalı Havzası’nda suyun akış yönü doğal olarak en düşük kota, yani Tuz Gölü’ne doğru ilerliyor. Yapılan ölçümler, kuraklığın yeraltı suları üzerinde bir etkisi olsa da asıl büyük tahribatın ve su kaybının aşırı ve plansız tarımsal su kullanımından kaynaklandığını açıkça ortaya koyuyor. Özellikle üretimin yoğun olduğu Çumra ve Karapınar gibi alt havzalarda, meteorolojik şartlardan ziyade insan eliyle yapılan sulama faaliyetleri suların kaderini belirliyor.
KUZEY BÖLGELERİNDE KUYULAR KURUDU: 450 METRE DERİNLİKTE BİLE SU BULUNAMIYOR
Havzanın jeolojik yapısı incelendiğinde, özellikle kuzey kesimlerdeki su kaybının çok daha dramatik boyutlara ulaştığı görülüyor. Sakarya Havzası ile kesişen sınır bölgelerinde, Altınekin ve Cihanbeyli hatlarında açılan yeni üretim kuyuları inanılmaz derinliklere ulaşmış durumda. Güncel verilere göre, bölgedeki yeraltı suyu üretim kuyularının derinliği 400 ila 450 metre seviyelerine kadar inmiş vaziyette.

Bilim insanları, bu derinliklerden sonra daha aşağıya inerek su aramanın hem ekonomik hem de mantıksal olarak hiçbir getirisinin kalmadığına dikkat çekiyor. Korkutucu olan ise bazı bölgelerde bu devasa derinliklerde bile artık kullanılabilir su kaynaklarına rastlanamaması oluyor. Mevcut yeraltı su tablosunun sürekli eksi bakiye verdiğini belirten uzmanlar, bu yılki rekor yağışların yeraltındaki milyarlarca metreküplük eksikliği telafi edebilmesi için aynı yağış performansının ardı ardına uzun yıllar boyunca tekrarlanması gerektiğinin altını çiziyor.
DIŞARIDAN SU GELMİYOR: GELECEĞİ KURTARMANIN TEK YOLU TASARRUF
Konya Kapalı Havzası’nın en büyük dezavantajı, bölgeyi besleyen büyük ve sürekli bir akarsu kaynağının bulunmaması olarak öne çıkıyor. Bugüne kadar havzanın su açığını kapatması planlanan büyük ölçekli dışarıdan su aktarım projelerinin de tam anlamıyla hayata geçirilmemiş olması, kenti tamamen kendi öz kaynaklarına bağımlı kılıyor. Mevcut yerel kaynakların ise sonsuz olmadığı gerçeği, bölgedeki üretim modellerinin acilen revize edilmesini zorunlu kılıyor.

Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde su tüketiminin çok daha sıkı denetimler ve akıllı sistemlerle yapılması, suyun geleceğe taşınabilmesi adına hayati bir eşik olarak görülüyor. Vahşi sulama yöntemlerinin tamamen terk edilerek damlama ve akıllı tarım teknolojilerine geçilmesi, sadece Konya’nın değil Türkiye’nin gıda geleceğini korumak adına atılması gereken en radikal adım olarak nitelendiriliyor. Yetkililer, gökyüzünden gelen rekor yağışların rehavete yol açmaması gerektiğinin, eldeki her bir damla suyun altın değerinde olduğunun altını çiziyor.





