Yeraltı sularının çekilmesiyle adeta delik deşik olan Konya Ovası'ndaki obruk bölgesine çıkarma yapan çevre gönüllüleri, "İklim Krizi Burada" yazılı dev bir pankart açarak kuraklığın ve yanlış su politikalarının yıkıcı boyutlarını gözler önüne serdi. "Gerçek Sebep: Fosil Yakıtlar" başlığıyla sürdürülen kampanya kapsamında gerçekleştirilen bu eylem, Türkiye'nin gıda ambarı sayılan bölgedeki tehlikenin boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı.

D J I 0349

KONYA KAPALI HAVZASI'NDA OBRUK SAYISI 739'A YÜKSELDİ

Toprak bütünlüğünü tehdit eden ve tarım arazilerini kullanılamaz hale getiren jeolojik çöküntüler, resmi verilere de ürkütücü rakamlarla yansıdı. AFAD tarafından yürütülen Obruk Duyarlılık Haritası tespitlerine göre, Konya Kapalı Havzası sınırları içerisinde kayıt altına alınan obrukların toplam sayısı 739'a ulaştı. Bölgesel dağılım incelendiğinde bu devasa çukurların 702'sinin Konya'da, 29'unun Karaman'da ve 8'inin ise Aksaray illerinde yer aldığı görülüyor. Son yıllardaki ivme ise tehlikenin ne denli hızlı büyüdüğünü kanıtlar nitelikte. Kentte daha önceden varlığı tespit edilen 576 obruğa, 2020 yılından bu yana 126 yeni dev çöküntü daha eklendi. Bilimsel araştırmalar, obruk oluşumundaki bu patlamanın doğrudan küresel iklim krizinin getirdiği kuraklık ve kontrolsüzce sürdürülen yeraltı suyu kullanımıyla birebir bağlantılı olduğunu doğruluyor. Düşen yağış miktarları ile tırmanan hava sıcaklıkları su rezervlerini eritirken, tarımsal sulama amacıyla yerin derinliklerinden aşırı su çekilmesi felakete davetiye çıkarıyor.

D J I 0366

ÇİFT YÖNLÜ SU KRİZİ TOPRAĞIN ÇÖKMESİNE NEDEN OLUYOR

Celiloğulları Grup’tan Konya ekonomisine dev yatırım: İkinci istasyon hizmete açıldı!
Celiloğulları Grup’tan Konya ekonomisine dev yatırım: İkinci istasyon hizmete açıldı!
İçeriği Görüntüle

Bölgedeki ekolojik dengesizliğin kök nedenlerini değerlendiren Boğaziçi Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi İrem Daloğlu Çetinkaya, dev yarıkların yıllardır süregelen kontrolsüz yeraltı suyu tüketiminin yüzeye yansıyan en net somut sonucu olduğunu dile getirdi. Havza genelinde yürütülen tarımsal sulama ihtiyacının çok büyük bir kısmının ruhsatsız açılan su kuyularından temin edildiğine dikkat çeken Çetinkaya, iklim şartlarına bağlı olarak azalan yağışların yeraltı su depoları olan akiferlerin doğal yollarla beslenmesini engellediğini belirtti. Ayrıca bölgedeki ürün deseninin yanlış seçilmesinin süreci hızlandırdığına değinen akademisyen, mısır gibi su tüketim kapasitesi son derece yüksek olan ürünlerin ekim alanlarının sürekli genişletilmesinin mevcut baskıyı katladığını ifade etti. Hem arz tarafında iklimsel kuraklık nedeniyle su kaynaklarının yenilenemediğini hem de talep tarafında aşırı su çekimi ve yanlış ürün seçimi yapıldığını vurgulayan Çetinkaya, yeraltındaki boşalan su kütlelerinin üzerindeki toprak tabakasını taşıyamayarak çökmesiyle obrukların meydana geldiğini aktardı.

COP31 ÖNCESİ NET MESAJ: FOSİL YAKITLARDAN ÇIKIŞ HIZLANDIRILMALI

Küresel iklim diplomasisinin merkezinde yer almaya hazırlanan Türkiye'nin mevcut durumuna değinen 350 Türkiye ekibinden Ege Tok, ülkenin Antalya'da düzenlenecek COP31 zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını hatırlattı. Konya Ovası'nın ortasında beliren devasa çukurların, iklim krizinin gelecek yıllara ait teorik bir risk olmadığını, aksine bugün milyonlarca insanın yaşamını doğrudan tehdit eden somut bir gerçeklik olduğunu belirten Tok, kampanyanın ana hedeflerini paylaştı. Yürüttükleri "Gerçek Sebep: Fosil Yakıtlar" çalışmasıyla iklim yıkımının Türkiye'nin dört bir yanındaki etkilerini görünür kılmayı amaçladıklarını söyleyen Tok, krizin arkasındaki temel faktörün fosil yakıt kullanımı olduğunun altını çizdi. Taleplerini yenileyen çevre aktivisti, Türkiye'nin başta kömür olmak üzere yeni fosil yakıt projelerini ve yatırımlarını teşvik etmekten vazgeçmesini, bunun yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı adil ve hızlı bir dönüşüm sürecini başlatması gerektiğini belirtti.

Kaynak: HABER MERKEZİ