KONYA HABER

Konya emniyeti geleceğimizi korumak için sahada!

Abone Ol

Serinlemek İsterken Yapılan O Hata Hayat Karartıyor

Hava sıcaklıklarının tırmanışa geçmesiyle birlikte baraj, göl ve akarsular serinlemek isteyenlerin ilk adresi haline geliyor. Ancak her yıl sıcak yaz günlerinde yaşanan acı olaylar, su kenarlarında yapılan küçük ihmallerin ne denli büyük trajedilere yol açtığını gözler önüne seriyor. Birçok insan su üstünde kalmanın sadece kas gücüyle alakalı olduğunu düşünse de uzmanlar madalyonun diğer yüzüne, yani görünmez tehlikelere dikkat çekiyor. Kurtarma ekiplerinin en çok vurguladığı husus, suyun hiçbir zaman hata kabul etmediği ve saniyeler içinde geri dönüşü olmayan kayıplara zemin hazırlayabildiği gerçeğidir.

Saniyeler İçinde Sessizce Gerçekleşiyor

Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte boğulma vakalarında gözlenen artış eğilimi, güvenlik güçlerini harekete geçirdi. Konya Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan profesyonel balık adamlar, bir yandan zorlu su altı görevlerine aralıksız devam ederken diğer yandan geleceğimiz olan çocukları korumak adına okullarda yoğun bir eğitim mesaisi harcıyor. Okulların tatile girmesinden hemen önce öğrencilere su güvenliği bilincini aşılamayı hedefleyen ekipler, tehlikeli alanlardan uzak durulması gerektiğinin altını çiziyor.

Konya Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü'ne bağlı Su Altı Grup Amiri Komiser Hakan Özdemir, su kaynaklarının barındırdığı gizli risklere karşı uyarılarda bulunuyor. Komiser Hakan Özdemir, suyun şakası olmadığını, anlık bir dikkatsizliğin ya da göz ardı edilen basit bir güvenlik önleminin ömür boyu sürecek derin bir vicdan azabına ve pişmanlığa dönüşebileceğini ifade ediyor.

Boğulmanın Arkasındaki Gizli Düşman: Panik Faktörü

Ekiplerin zorlu doğa şartlarında yürüttüğü arama kurtarma operasyonları, en modern teknolojik imkanlarla destekleniyor. Kış mevsiminin çetin şartlarında buz tutan göl yüzeylerini kırarak dalış gerçekleştiren kurbağalama ekipleri, su altı aramalarında termal yeteneklere sahip dronlar ve gelişmiş su altı robotları kullanıyor. Vakalar üzerinde yapılan derinlemesine teknik incelemeler, suda hayatını kaybeden insanların büyük kısmının aslında yüzme bilmediği için değil, o an yaşadıkları anlık korkuyu yönetemedikleri için can verdiğini ortaya koyuyor.

Komiser Hakan Özdemir, boğulma sürecinin fizyolojik boyutunu anlatırken, olayın aslında solunum yollarının sıvıyla dolması ve beynin oksijensiz kalmasıyla tetiklendiğini belirtiyor. Süreci asıl hızlandıran etkenin ise panik dalgası olduğunu dile getiriyor. Korkuya kapılan kişi kontrolsüzce nefes almaya çalışıyor, bu durum oksijen açlığını büyüterek sırasıyla bilinç kaybına ve kalbin durmasına yol açıyor. Sahada edinilen acı tecrübeler, felaketle sonuçlanan olayların neredeyse tamamının basit fakat hayati derecede kritik hatalardan kaynaklandığını gösteriyor.

Profesyonel Yüzücüler Bile Bu Tuzaklara Düşüyor

Toplumda doğru bilinen yanlışların başında, iyi yüzme bilen birinin suda asla tehlike yaşamayacağı algısı geliyor. Oysa arama kurtarma uzmanları, çok iyi derecede yüzme yeteneğine sahip pek çok insanın da akıntılara kapılarak hayatını kaybettiğini sıklıkla tecrübe ediyor. Suya girilecek bölgenin derinlik profilini, suyun anlık sıcaklığını ve en önemlisi taban yapısını bilmeden hareket etmek büyük bir kumar olarak nitelendiriliyor. Güvenli bir yüzme deneyimi için mutlaka cankurtaran hizmetinin sunulduğu, sınırları dubalarla belirlenmiş denetimli plajların veya işletmelerin tercih edilmesi gerekiyor. İçeriği ve yapısı bilinmeyen, kontrol mekanizması bulunmayan sularda tek başına yüzmek riski katlıyor.

Yüzme yetkinliği az olanlar ve küçük çocuklar için can yeleği gibi koruyucu donanımların kullanımı zorunlu tutulurken, bu araçların varlığına güvenerek çocukların göz önünden ayrılmaması gerektiği hatırlatılıyor. Çünkü boğulma eylemi filmlerde yansıtıldığı gibi bağırıp çağırarak ya da çırpınarak değil, çoğunlukla kimsenin ruhu duymadan, son derece sessiz ve ani bir biçimde meydana geliyor. Deniz yatakları ve şişme simitlerle açılan vatandaşların, rüzgarın yönünü ve akıntı şiddetini hesaba katmaması durumunda açıklara sürüklendiği, ekipler tarafından kıyıdan kilometrelerce uzakta kurtarılan çok sayıda insan olduğu belirtiliyor. Tarımsal sulama kanalları, baraj gölleri ve yapay göletler ise tabanlarındaki yoğun çamur, balçık ve kesici atıklar sebebiyle adeta birer ölüm tuzağı barındırıyor. Halk dilinde girdap veya su çekmesi olarak adlandırılan zemin akıntıları, bu durağan gibi görünen tatlı sularda kaldırma kuvvetinin düşmesiyle birleşerek insanı dibe çekiyor.

Sosyal Medya Uğruna Hayatınızı Riski Atmayın

Uzmanlar, suda en ufak bir kramp veya halsizlik hissedildiği anda hiç vakit kaybetmeden karaya çıkılması gerektiği konusunda uyarıyor. Rahatsızlığın suda ilerlemesi durumunda kişinin tamamen çaresiz kalabileceği aktarılıyor. Son yıllarda ortaya çıkan bir diğer tehlike ise dijital dünyanın getirdiği popülerlik arzusu oluyor. Sosyal medya platformlarında birkaç fazla beğeni alabilmek amacıyla şelale yataklarında, kaygan uçurumlarda veya tehlikeli dalgaların vurduğu kaya kenarlarında fotoğraf ya da video çekilmeye çalışılması can kayıplarına davetiye çıkarıyor.

Herhangi bir boğulma hadisesine şahit olunduğunda ise ilk kuralın kendi can güvenliğini sağlamak olduğu unutturulmamalıdır. Ekipler, kurtarıcı olmak isterken kazazede durumuna düşen çok sayıda vatandaşın dramına şahit olduklarını ifade ediyor. Denizlerde sıkça görülen ve ölümcül sonuçlar doğuran rip (çeken) akıntısına karşı da hayati bir tüyo veriliyor. Bu akıntıya karşı dikine yüzmeye çalışarak enerji tüketmek yerine, sakin kalarak sırtüstü pozisyonda akıntının sizi açığa götürmesine izin vermek gerekiyor. Akıntı yaklaşık 200-300 metre sonra etkisini kaybedeceğinden, o noktadan sonra kıyıya paralel, yani sağa veya sola doğru yüzerek güvenli bölgeden karaya dönmek hayat kurtarıyor.

Konya genelinde yürütülen bu geniş çaplı farkındalık seferberliği kapsamında, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa hareket eden emniyet güçleri, şimdiye kadar 2 bin 400 öğrenciye doğrudan ulaşarak teorik ve pratik güvenlik eğitimi verdi. Okullar tamamen kapanana kadar tek bir çocuğun bile bu tehlikelerden zarar görmemesi adına bilgilendirme çalışmalarının aralıksız sürdürüleceği belirtiliyor.