Ankara'da gerçekleştirilen menfur bombalı saldırıda yine birçok can gitti. Canımız yanıyor, ne söylesek, ne yapsak kifayetsiz. Ama öfkemizi içimize atacağız, bağrımıza taş basacağız, teröre ve yardakçılarına teslim olmayacağız. Millet olarak daha sıkı yapışacağız, kenetleneceğiz. Terörün bizden almak istediğini ona vermeyerek boşa çıkaracağız kirli oyunlarını. Bu kararlılık ile terörü yeneceğiz.

Terör, muhteviyatı itibariyle ne kural tanır, ne ahlâk, ne de vicdan. Sinsice, sessizce yaklaşır hedefine. Ne yaşlı bilir, ne genç; ne kadın bilir, ne de çocuk. Terörün amacı, acıtmaktır, kan akıtmaktır. Bunu başardılar. Terörün bir diğer amacıysa, canı acıyanları olabildiğince öfkelendirmektir. Bilhassa 'etnik terör', canı yanan öfkeli kalabalıkların örgütün taban kazanmak istediği kesimlere saldırmaları için gerçekleşir. Şimdiye kadar bunu başaramadılar. Devletse, öfkelenmez, hukukun kuralları içerisinde, gereği neyse onu yapar.

Bir devlet, teröre başarılı şekilde karşı koyamazsa, peyderpey, kimi zaman sürekli teröre maruz kalır. Teröre karşı koymanın en başarılı yoluysa terörün amacını doğru tespit etmekten ve doğru hamle yapmaktan geçiyor. Devlet, gerçek failleri bulup hukukun önüne çıkarırken, diğer yandan terör örgütünün amacını boşa çıkaracak bir siyaset izlemekle mükelleftir. Terör, ülkede 'güvenlik, hukuk ve özgürlük' dengesini bozmak ister. Devletin tepkisini kendi istediği biçimde yönlendirmek ister. Terörden beslenen örgütler hukukun bir kenara itilmesini murat ederler. Buna meydan verilmemesi gerekir. 

Terör insaniyetten ve vicdandan yoksundur. İnsan hayatının hiçbir önemi yoktur. Halk tabanında umduğu desteği bulamayan örgütler siyasal olarak kaybetmiş olmalarının hıncını masum insanları katlederek almak isterler. Böylece terör 'araç' olmaktan çıkarak başlı başına bir 'amaç' halini alır. Bu gibi hallerde terörist sadece 'intikam' ve 'nefret' saikiyle hareket eder. Topluma acı veren bir kişi olarak anılmaktan hoşlanır. Çünkü terör, yaşamının anlamı haline gelmiştir, hatta kimliği olmuştur. Sadistçe bir zevk alır yaptığından, durdurulmadığı takdirde vazgeçmez elini kana bulamaktan.

Terör örgütleri çoğu zaman gizli servislerin taşeronu olarak kullanılır. Terörün en sinsisi, en alçağı budur. Tetikçinin kimliği azmettiricileri ele vermez. Taşeron örgütler adres şaşırtmaya, hedef saptırmaya yararlar. Terör örgütleri “matruşka bebek” gibidirler, her biri, bir diğerini içinde saklar. En dipteki parçaya ulaşmak zaman alır. Oysa açıktaki düşman o kadar korkutmaz, bilirsin, önlemini alırsın, 'meşru müdafaa hakkı'nı ileri sürerek caydırıcı olmaya çalışırsınız. Alçak devletler, mafya devletler, korkak devletler taşeron örgütlerin arkasına saklanarak kötülüklerini icra ederler. Hatta sözde terörü kınayanlar arasından bunların simalarını seçersiniz. Yüzlerine geçirdikleri 'üzüntü maskeleri' cibilliyetlerini gizlemeye yetmez. Bunları tanıyacağız, belleyeceğiz ve asla zihnimizden çıkarmayacağız.