Şefkat-Der'den
Silah talimi...
Silah talebi...
Güvenlik çipi kullanımı...
Koruma isteği...
Çeyiz sandıklarına silah konulması...
...
ve gelinen noktada:
“Kadınya Bölgesi'nin” kurulması talebi...
Bu talep kadına yönelik şiddetin arttığının da aslında en somut örneği...
Platon'un “İdeal Devleti”, Campanella'nın “Güneş Ülkesi” gibi ütopik bir düşünce...
Gerçekleşmesi imkansız ama geçtiğimiz hafta içinde 3-4 kadının daha öldürülmesi hayalleri zorluyor...
Çünkü Şefkat veya Sevgi Evleri kadınları koruyamıyor!
“Koruma 24 saat başında duramaz”denilerek, acil bir durumda aramasını söylüyorlar.
Cellatı kapıya geldiğinde ise telefonu eline almaya bile vakit bulamıyor...
Ertesi gün, gazetelerde “Bir kadın daha katledildi” başlıkları atılıyor!
Kadını koruyamayan devlet,  cenazesine katılıyor. Açıklama değişmiyor, “Kadın cinayetlerini sonlandıracağız!”
Sonlandıracağızın üzerinden 24 saat geçmeden bir kadın daha hayatını kaybediyor...
İşin ilginç yanı toplum da cinayetleri kabullenmiş durumda!
Kadına en büyük değeri veren İslam dini ve yüce İslam'ı seçmiş biz Müslümanlar, sadistlerin yaptıkları eylemleri umursamıyoruz.
“Cennet anaların ayağının altındadır” Hadisi Şerifini ne çabuk unuttuk.
“Çorbanın tuzu neden yok?, Yemek niye geç kaldı?, Komşuya neden gittin?, Neden alışveriş yaptın? Benimle neden evlenmiyorsun?... gibi” nedenlerle hergün kadın cinayetlerin işlendiği Müslüman bir toplum olduk.
Bu duruma düşmemizin tek nedeni ise dini unutmamız.
Campanella'nın “Güneş Ülkesi”nde dediği gibi dinliler dinden uzaklaşıyorsa, din kurallarının sıklığından değil, daha çok dinsizlerle düşüp kalktıkları, şan şeref peşine düştükleri, mal mülk sevdasına, ten isteklerine kapıldıkları içindir...
Gelinen nokta ise insanlara hayal kurmaktan başka bir imkan bırakmıyor.
Şefkat-Der Başkanı Hayrettin Bulan da, etrafı güvenlik çemberine alınmış, “Kadınya” bölgesinin kurulmasını önerdi.
Bana kalırsa devletin değil kadınların yönettiği, “Kadınya Özerk Bölgesi” kurulmalı.
Canilerin, sadistlerin, psikopatların giremediği, kadınların huzur ve güven içinde yaşadığı bir bölge.
Erkeğin olmadığı, sorumluluğun kadınlarda olduğu bir bölge...
Bizimkisi sadece ütopik bir hayal, gerçekleşme oranı yok.
Çünkü bazen “hayaller gerçek olmuyor!” Ancak kadın cinayetleri toplumsal bir gerçek!
GÜNAYDIN, GÜLAY SAMANCI!
AK Parti Konya Milletvekili Gülay Samancı, dünkü basın toplantısında şehir içindeki trafikten rahatsız olduğunu itiraf etti;
“Maalesef görmekteyiz ki karayolları, sürekli gelişen Konya'ya hizmet sağlamakta artık zorlanmaktadır” ifadesini kullandı.
İtirafa ancak “günaydın” cevabı yakışır.
“Yıllardır yapın şu 126 kilometrecik dış çevre yolunu”demekten kalemimizin mürekkebi, dilimizde tüy bitti. Sonunda Samancı Hanımefendi, olayın farkına varmış olacak ki, konuyla ilgili projelerinin olduğunu aktardı.
İsmini zikretmemiş ama inşallah proje dış çevre yoludur. Çünkü başka bir proje Konya yollarına dar gelir.
DÜZENLEME KATİL ÖCALAN İÇİN...
Diğer yandan Milletvekili Gülay Samancı, hükümlülere 3 ayda bir 24 saat aileleriyle görüşme imkanı verilmesiyle ilgili düzenlemeden de bahsetti.
Yönetmeliğin amacını ise Sayın Samancı, “ Hükümlü bulunanların aile bağlarını yitirmemeleri ve dünya ile irtibatlarını kesmemeleri” olarak açıkladı.
Oldu olacak, cezaevlerini lojmana çevirin, tutukluluk süreleri bitene kadar aileleriyle birlikte yaşasınlar. Koğuşlara da televizyon ve internet de getirin, dünyayla bağlantılarını sağlayın!
Hükümlüye ceza, pişman olması için verilir. Böyle konfor içinde bırakın pişman olmayı, aynı suçu tekrar işlemeye bile hazırdır. Çünkü gideceği yerde, dünya ile irtibatını kesmeyecek herşey var, eşini de 3 ayda bir göreceği için sorun yok! Gel keyfim gel..
Aslında bu düzenleme Bebek Katili Öcalan için yapılıyor hissi uyandırıyor! Katil Öcalan'ın evlenme istediği, aileleriyle görüşemiyor tepkilerinin olduğu bir zamanda bu düzenlemenin getirilmesi manidardır.
Düzenleme katil Öcalan için. Ancak katil Öcalan'ın canı canda, diğer mahkumların ki patlıncan mı? Denilerek düzenleme genele yayıldı.    
İmralı görüşmelerinde bu düzenleme devreye girecek mi girmeyecek mi hep birlikte göreceğiz.
Şimdilik hoşça kalın...