İlk Askeri Darbe, İstanbul'un Fethi ve Büyük İman Şairi
Mayıs ayının son haftası; demokrasinin rafa kaldırıldığı, Başbakan'ın ipe gönderildiği askeri darbenin yanında, çağ kapatıp çağ açan bir büyük Fethin ve büyük iman şairinin doğum-ölüm yıldönümlerini içine alan önemli bir tarih aralığıdır.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde demokrasiye, halkın seçtiği hükümete ve aynı zamanda milletin inancına vurulan ilk askeri darbe 27 Mayıs 1960 darbesidir. 1950'de iktidar olan ve halkın tercihiyle 10 yıldır ülkeyi yöneten Demokrat Parti hükümeti, dönemin cunta askerlerinin zorbalığı sonucu alaşağı edildi. Darbe sonunda Başbakan Adnan Menderes ile iki Bakanı suçsuz yere idam edildi. Bu ilk darbeden sonra ülkemizde, halkın seçtiği meşru hükümetlere her 10 yılda bir askerlerce müdahale etme ve hükümetleri silah zoruyla yıkma geleneği başladı. Böylece ülke; 1971'de, 1980'de ve 1997'de askeri darbe veya askeri müdahalelere maruz kaldı. Halkoyuyla seçilenler, atanan eli silahlı zorba ve cuntacı güçler tarafından devrildi ve her defasında Türkiye sıkıntılarla karşı karşıya kaldı.
Son olarak 28 Şubat 1997'de post modern darbe yapıldı ve ülke insanı yıllarca büyük acılar yaşadı. Halkın inancına vurulan darbenin etkisi ile 7'den 70'şe herkes zulüm gördü. 12 yıldır Türkiye'de iktidar olan Ak Parti iktidarının yaptığı en büyük ve en hayırlı icraat, bu zorba ve cuntacı güçlere karşı başlattığı hukuk savaşı ile darbeci zihniyetten hesap sormak ve 28 Şubat'ın bütün kalıntılarını ortadan kaldırmak olmuştur. Darbelerin söz konusu olmadığı, halkın seçtiği iktidarlar eliyle yönetilen tam demokratikleşmiş Türkiye, milletimizin arzu ettiği bir Türkiye'dir.
*** *** ***
Peygamber Efendimizin ne güzel kumandan ve ne güzel asker müjdesine nail olmak amacıyla, Konstantinopolis 1453 yılındaki fethe kadar defalarca kuşatılmış ancak sonuç alınamamıştı.
Son olarak Konstantinopolis'i kuşatan 21 yaşındaki 2. Mehmet'in liderliğindeki Osmanlı Ordusu 6 Nisan 1453' de ilk saldırıyı başlattı. Haftalarca toplarla surlar dövüldü ve yapılan taarruzlarda kanlı savaşlar yaşandı. Kuşatmanın uzun sürmesi ve bir türlü fethin gerçekleşmemesi üzerine askerler arasında başlayan endişe, gerek Sultan 2. Mehmet'in yaptığı orduyu cesaretlendirici ve askeri ateşleyici konuşması gerekse Akşemseddin Hz. lerinin manevi desteği ile giderildi. Bir gece yağlı kalaslar üzerinde karadan Haliç'e gemiler indirildi. Haliç'te bir anda Osmanlı gemilerini gören Bizans askerleri neye uğradıklarını şaşırdılar. Ardından 29 Mayıs sabahı son taarruz başladı. Uzun süren çarpışmalar sonucunda bıyığı yeni terlemiş bir yeniçeri olan Ulubatlı Hasan, surlara Osmanlı Sancağı'nı dikti. Bununla ateşlenen Osmanlı ordusu 29 Mayıs 1453' te surları aştı ve İstanbul'a girerek şehre hâkim oldu.
Sultan Mehmet, fethin ilk günü Ayasofya'ya giderek namaz kıldı ve İstanbul'u Osmanlı'nın başkenti, Ayasofya'yı da Camii ilan etti. Fetihle birlikte Konstantinopolis İslambol olurken, 2. Mehmet de Peygamber sözüyle ne güzel kumandan müjdesine nail olmuş ve çağ açan hükümdar unvanını da alarak Fatih olmuştu. İstanbul'u kanıyla fetheden Osmanlı askerleri de ne güzel asker mazhariyetine ulaşmıştı.
İstanbul'un fethiyle Osmanlı devleti İmparatorluk olmuş ve yükselme dönemi başlamış, Doğu Roma İmparatorluğu yok olup gitmiş ve Orta Çağ kapanarak Yeni Çağ başlamıştır. Fethin önündeki maddi ve fiziki engelleri Fatih Sultan Mehmet, mânevi engelleri de, İstanbul'un mânevi fatihi Akşemseddin aşmıştır. 53 gün süren kuşatmada fethin gerçekleşmemesi nedeniyle ümitlerin tükendiği noktada Akşemseddin devreye girmiş ve verdiği müjdeler, telkinler yaptığı tazarru, niyaz ve dualarla İstanbul'un gölge Fatih'i olmuştur. İstanbul'un Fatih'lerini rahmetle anıyor, başta fetih müjdesini asırlar öncesinden veren Peygamber Efendimiz olmak üzere bütün büyük zatların şefaatlerini yüce Allah'tan diliyoruz.
*** *** ***
Büyük iman şairi ve fikir adamı Necip Fazıl Kısakürek, 26 Mayıs 1904 tarihinde dünyaya gelmiş, 25 Mayıs 1983' de hayata veda etmiştir. Necip Fazıl; 12 yaşında şiir yazmaya başlamış, ilk şiirleri Yeni Mecmuada yayınlanmış, 17 yaşında ilk şiir kitabı basılmış ve Milli Eğitim Bakanlığınca ders kitabı olarak okutulmuş mümtaz bir şahsiyettir. 24 yaşında iken ikinci şiir kitabı Kaldırımların yayımlanması ile şöhretin zirvesine çıkmış, genç yaşta Edebiyat ünlüleri arasına girmiş ve yazdığı tiyatro eserleri aylarca kapalı gişe oynamış olan Necip Fazıl'ın hayatı 1934 yılında AbdülhakimArvasi ile tanışmasından sonra değişikliğe uğramış, yaşantısında yeni bir dönem başlamıştır. Hayatında adeta inkılap yaşatan Abdülhakim Arvasi için yazdığı şu dörtlük çok manidardır:
"Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel,
Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel.
Bana, yakan gözlerle, bir kerecik baktınız;
Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!
Üstat, hayatında meydana gelen devrim niteliğindeki değişikliği de şu mısra ile özetler:
Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum...
Necip Fazıl'ın hayatı; 1934 den önceki ilk döneminde bunalımlı ve yolu belirsiz bir halde iken, Abdülhakim Arvasi'nin yol göstermesi ile kendisini kurtarmış, yaşantısını düzene koymuş, önce kendine yol bulmuş daha sonra da bozuk sistemle mücadele etmeye başlamıştır. Necip Fazıl; materyalist anlayıştan, 'Büyük Doğu' adını verdiği İslâm'ın nurlu yoluna dönüşün numunesi olmuş ve bundan sonraki şiirlerini iman ve cihad yolunda yazmaya başlamıştır.
Necip Fazıl Kısakürek; dünyanın zevk, sefa ve rahat yaşantısını terk edip, çileli olsa da, ebedi saadet hayatını tercih eden dev bir iman şairi, örnek mücadele insanı ve büyük bir fikir adamıdır. O nedenle şiirlerini 'Çile' adını verdiği kitapta toplamıştır. Üstadın hayat ölçüsünü, şu mısra ne de güzel açıklıyor.
Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim;
Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim!
Üstat Necip Fazıl'ın hayatı hakikaten büyük çilelerle geçmiş, İslâm yolunda verdiği mücadeleler nedeniyle sorgulanmış, yargılanmış, defalarca hapis yatmış ve inancı uğruna aldığı mahkûmiyetler 100 yıla ulaşmıştır. Fakat o yine de yılmamış, susmamış, yazmaya ve konuşmaya devam etmiş, inancından zerre taviz vermemiştir. Geride, çeşitli türde 100' ün üzerinde eser ve yıllarca emek verdiği imanlı bir nesil bırakarak 79 yaşında hayata veda etmiş ve doğduğu gün olan 26 Mayıs Perşembe günü İstanbul Eyüp sırtlarında toprağa verilmiştir. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. [email protected]