Yine bir milli maç önü yine patlayan bombalar, gencecik bedenlerin sağa ve sola savruluşu. Kandırılmış beyinlerin, kendilerini hiçe sayarcasına bizden bir, sizden yüz dercesine  yok oluşları. Binlerce kilometre öteden gelen, çıkar savaşları. Yer altındaki birkaç taş parçasının ya da petrolün  insan bedeninden daha değerli görülüşü, kıyıya vuran küçük cansız bedenler.

Ülkemizin içinde ve dışında, dış mihraklardan beslenen zavallılar, şehit olan polislerimiz, askerlerimiz bugünde sivil vatandaşlarımız var. Zavallı bir eylem anlayışıyla, evlerimize bayrak asıyoruz, birkaç araçlık konvoy yapıp korna, klakson çalıyoruz, siyasetçilerimiz yalandan eyyam yapıyor, sosyal paylaşım sitelerinden ekran karartıyoruz,  tabii ki çabucak unutuyoruz, bir daha ki olana kadar.  Kendi adıma söylüyorum, belki tepki alacak ama bu kadar can yanarken Avrupa Şampiyonasına gitmişim, şampiyon olmuşum ne fayda. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş Şampiyon Kulüplerde final oynamış kimin umurunda, Torku Konyaspor adım adım şampiyonluğa koşuyor  kime ne faydası var? Başın sağ olsun TÜRKİYE'M. Başımız sağ olsun, böyle kötü günleri bir daha görmemek, yaşamamak  dileğiyle.

Maça gelince Fatih Hoca, kalecisi ve iki stoperi hariç ofansif bir kadro sürüyor sahaya. Sağ savunmada Şener, sol savunmada Caner,  tek ön libero gibi Selçuk, onun önünde pas ve koşu bağlantısını sağlaması düşünülen Ozan,  forveti destekleyecek bir Oğuzhan,  en önde  Cenk. Omurganın tamamı ofansif oyunculardan kurulu. Sağda Çalhanoğlu, solda Arda var. Maçtan önce Kazakistan 1 Hollanda -2- skoru var. Yani maç fazlasıyla bir puan önümüzde Hollanda,  kazanmak değil de kaybetmemek zorunda olan bir milli takımı tercih ediyor futbol ulemaları. Fatih Terim'in kadrosu  4-1-4-1 şablonu  ile mücadeleye başlıyor.

 Beklerimiz  takım topla buluştuğunda  fazla ataklara katılmıyor, eksik kalmamak adına. Ama Çekler 30. Dakikadan sonra  daha hızlı geliyorlar, özellikle Arda'nın yeterince yardımına gitmediği Caner'in bölgesinden etkili olmaya başladılar. Çaktırmıyorlar ama top kenara açıldığında ceza alanı içine 3-4 oyuncu ile giriyorlar, pozisyon yok ama garip bir baskı var.  Neyse ki devre oluyor, pozisyon vermeden ama pozisyonda bulamadan,  ceza alanı dışından hedefi bulmayan, kaleciyi rahatsız etmeyen 3 şutumuz var.  Nabzımızı 120'nin üzerine çıkaracak bir aksiyon yok maalesef.

Maçta kaleyi ilk bulan şut Çeklerden dakika  55'te geldi. Milli Takımımızın orta sahada oynayan 4 oyuncusundan 3 tanesi  koşu mesafesi olarak fena değil ama top bize geçtiğinde verimsiz bu dakikaya kadar. Kolay top kaybediyoruz, savunmadan çıkışlarda Çalhanoğlu, Oğuzhan ve Arda iyi işlere imza atmıyorlar bugün. Ozan ikinci devre biraz daha Selçuk'a ve savunmaya yakın oynuyor. Top rakibe geçince 4-2-3-1 oluyoruz artık. Ayağımıza geçtiğinde  ise yine 4-1-4-1 olduk.

Dk. 60 ilk defa sağdan Şener ve hemen sonrasında soldan Caner ile çoklu hücum girişimleri var bu kalabalık atak  Serdar Aziz'in ısrarlı takibi  penaltı getiriyor.  Selçuk kaleciyi ayrı topu ayrı köşeye  yolluyor.  Yine öndeyiz, zor oynadığımız dakikalar lider oyuncuların sahne alması gerekiyor. Herkesin gözü Arda Turan da.

Hemen arkasından garip bir değişiklik, Cenk Tosun kenarda Volkan Şen sahada kim santrafor oynayacak, yada Fatih Hoca bir Barcelona sistemi peşinde mi koşuyor ?  Arda, Cenk'in boşalttığı alana giriyor, bir forvet kafa  indirişiyle topu Volkan Şen'in önüne düşürüyor kaleci ile karşı karşıya aut.  5 Dk sonra yürüyerek Arda savunmayı deliyor, bekin arkasına Messi vari bir pas ve Çalhanoğlu tabelayı değiştiriyor. Maçta ki üç önemli pasın hepsinin altında Arda'nın imzası var.  

Letonya maçında galibiyet golü sonrasında  yapamadığımız ön alanda top tutma işini ikinci golden sonra takım olarak en iyi şekilde uyguladık. Savunmamızı kalemizden uzak tuttuk, takımın boyunu kısalttık, rakibin hızlı ataklarını Yugoslav faulleri ile kestik, topu kenarlara taşıyıp savunmamızı dinlendirdik,  merkezi kalabalık tutup rakibe şut ve pas imkanı tanımadık.

Oyuncu bazında sahaya baktığımızda  temposu düşük ama tabi ki Arda ofansta  ve defansta savunmanın merkezinde ikinci baharını yaşayan Hakan Balta sahanın en iyileriydi. Ama takımın genel performansı  ortalamanın üstündeydi kazanmak isteyen genç diyebileceğimiz bir takım vardı sahada. Hepsinden önemlisi artık alternatifli bir kadroya sahibiz. Oynamayan  Mert Günok, Gökhan Gönül, Gökhan Töre, Olcay Şahan, Burak Yılmaz, Mehmet Topal, Yasin Öztekin, çağırılmayan Alper Potuk, Hasan Ali Kaldırım,  Salih Uçan  oynasa, oynayanları aratmayacak oyuncular. Unuttuğum oyuncular varsa özür diliyorum. Şimdi gel de yanma Letonya maçlarında kaybettiğin 4 puana,  Çek Cumhuriyeti maçında alamadığının en az 1 puana, elimizi kolumuzu sallaya sallaya gideceğimiz Avrupa Şampiyonasına şimdi İzlanda maçında bir puan alırsak,  baraj maçlarını kazanarak gidebileceğiz. Yazık, çok yazık.