Konya'nın iki önemli sınavı var: Dilencilik ve hırsızlık...
Ama bir türlü bu iki sınavı geçemiyor...
Devamlı bütünlemeye kalıyor, geçmeye çabalıyor...
Önce hırsızlık sınavını ele alalım...
Emniyet yoğun mesai harcıyor,
Ekipler sürekli sokak aralarında devriye geziyor,
Binalara, işyerlerine güvenlik kameraları konuyor,
Şehir MOBESE'lerle donatılıyor,
Sivil ekipler halkın içinde dolaşıyor...
Ama nafile, hırsızlığın hakkından gelinemiyor!
2012'yılında sadece haber ajanslarına yansıyan 150'den fazla hırsızlık olayı var! Ajanslara yansımayanı da düşündüğümüzde Konya'da bine yakın hırsızlık olayının olduğu belirtiliyor.
Geçtiğimiz gün bir gün içinde 9 hırsızlık şüphelisinin de yakalanması bu verileri doğrular nitelikte...
Halk hırsızlıktan isyan etmiş durumda. Emniyet'in çalışması yetmeyince binlerce lira vererek güvenlik kamerası yerleştiriyor, alarm taktırıyor... Sabah iş yerine geldiğinde yine soyulmuş buluyor...
Son 2 yıldır Konya'yı mesken tutan hırsızlara karşı da güvenlik güçleri çaresiz kalmış gibi gözüküyor. “Güvenlik güçleri çalışmıyor” diyemeyiz ancak hırsızlığın arttığı da bilinen bir gerçek....
Bu durum ne kadar daha devam eder bilinmez ancak, Konyalı'nın bir sabır ölçüsü var!
Konya halkı, Emniyet'in fuhuş kartı çetecilerini büyük oranda ortadan kaldırdığı gibi biran önce bu hırsızlığı da bitirmesini bekliyor. Aksi halde iş Konyalı'ya kalacak gibi bu durumda istenmeyen sonuçlar da çıkabilir ki ilgiler bu konuya daha çok hasssiyet göstermelidir...
Ayrıca en büyük görev hükümette. Hırsızlık suçlarının cezası arttırılmalıdır. 3 ay yat çık hırsızlığı önlemiyor. Caydırıcı cezalar şart...
KONYA'YI DİLENCİLER BASTI
Konya'nın diğer önemli bir sınavı da dilenciler... Eskiden köşe başlarında, cami önlerinde karşılaştığımız dilenciler şimdi mantar gibi her yerde bitiyor.
Durakta, kaldırımda, parkta, toplu taşıma aracında, cami önünde insanın olduğu her yerde varlar.
Üstelik eski model dilencilik de yapmıyorlar. Yani elleri yüzleri temiz, kıyafetleri yeni, forsları yerinde... Baktığınızda dilenci değil dersiniz.
Yeni nesil teknoloji diyorlar ya bunlarda yeni nesil dilenci.
Üstelik normal dilenciler gibi şu hastalığım var şöyle hastam da var demiyorlar. Gözüne kestirdikleri şahsa yaklaşarak:
“Kardeş bir şey sorabilirmiyim? Ne olur beni yanlış anlamayın. Şu ilden iş için geldim. Cebimde 5 kuruş yok bir çorba veya yol parası versen. Dolmuşa bineceğim 1,5 lira versen. İnanki dilenci değilim ne olur beni geri çevirme...!”
Gibi sözlerle edebiyata başlıyorlar. Üstelik parayı alana kadar da edebiyata devam ediyor. 502 japon yapıştırıcısı gibi yapışıyor insana.
Vicdanlı bir millet olduğumuz için de vatandaşlarımız bakıyor üstüne dilenci olmadığına da kanaat getirerek gönlünden kopanı veriyor. Vermek istemeyen de dilencinin bir zarar vermesinden korktuğu  için birkaç lira sıkıştırıyor eline. 5 lira için cinayet işlendiği Türkiye'de bu korkuyu doğal karşılamak gerekir!
Zabıta ekipleri ise kıyafetleri yüzünden bunların dilenci olduğunu ayırt edemiyor. Onun için güvenlik güçleri ve zabıta ekipleri sivil kıyafetle halkın içinde dolaşıp bu gibi şahısların insanları daha fazla sömürmesine, insanların üzerine daha fazla yapışmalarının önü geçmelidir.
Aksi takdirde bunlar da boşluktan yararlanıp hırsızlık çeteleri gibi Konya'ya kök salmak üzeredir...
BEN DE AKTİVİSTİM, BENDE AKTİVİSTİM...
İsrail'in uluslararası sularda gerçekleştirdiği ve 9 vatandaşımızın öldüğü menfur Mavi Marmara saldırısının ardından dünyada yeni bir kavram türedi; “aktivist!”
İsrail'in ambargosunu delip Gazze'ye ulaşmak isteyenler kendilerine bu ismi verdi....
Aktivistin anlamı ise geniş olmakla birlikte kısa.
Sözlük anlamı; “Resmi veya gayrı resmi, hukuki veya hukuki olmayan, onaylanabilir yada onaylanamayan aynı düşünce ya da hayat görüşüne sahip kişi veya kişilerin bu düşünce yada hayat görüşlerini legal (yasal) veya illegal (yasal olmayan) yollar ile eyleme dönüştürmesine katılan bireyler.”
Kısa anlamı ise; “eylemci muhalif.”
Kendini muhalif olarak tanımlayanlar bu kelimeden o kadar çok etkilendiler ki isimlerinin başına aktivist eklediler.
Aktivist bilmem ne diye kartvizit bastırdılar, internette bloglar oluşturdular...
Türkiye'de unvan hayranlığını da kabul etmemiz gerekirse hiçbir sıfatı olmayan ancak toplum içinde öne çıkmak isteyenler isimlerinin başına bu kelimeyi yapıştırdılar...
Bir anlamda egolarını tatmin ettiler diyebiliriz...
Konya'da 'yalın ayaklı' diye bir tabir var, bilirsiniz. İşte dünün yalın ayakları bugünün aktivisti oldu.
Toplum ise anlamını bilmediği için adam önemli biri her halde baksana 'Aktivist' bilmem ne diyerek hayran kalıyor. Ama bilmiyor ki istese kendisi de aktivist olabilir. Çünkü bu ünvanı almak için yüksek lisans, doktora yapmaya, herhangi bir sınava girmeye gerek yok.
Hemen git bir kartvizitçiye isminin başına aktivist ekleyerek bir kart bastır, dağıt çevrene, STK'lara... Aktivist oldun gitti...
Ben de bir kart bastıracağım. Buradan STK'lara duyuru beni de programlarınıza çağırın, çünkü aktivist oldum... Muhalif içeriği olan her türlü konuda konuşuruz, sıkıntı yok, Allahu alem!