KÜRESEL GÜVENLİĞİN SIRTINDAKİ EN BÜYÜK YÜK: NETANYAHU POLİTİKALARI
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gerçekleştirdiği mülakatta İsrail hükümetinin uyguladığı saldırgan stratejilerin sadece bölge ülkeleri için değil, tüm dünya için büyük bir risk barındırdığına dikkat çekti. Avrupalı liderlerin de artık İsrail'in oluşturduğu bu büyük tehdidi fark etmeye başladığını ancak sorunu nasıl ele alacakları konusunda henüz net bir formül bulamadıklarını ifade eden Fidan, Netanyahu hükümetinin mevcut konumunu sert sözlerle eleştirdi. Bakan Fidan, bu politikaların ve mevcut hükümetin sadece Türkiye için bir problem olmadığını, aksine hem İsrail'in kendi geleceği hem bölge istikrarı hem de uluslararası güvenlik mimarisi için tam anlamıyla bir yük ve tehdit unsuru haline geldiğini dile getirdi.
SURİYE’DEKİ İSTİKRARSIZLIK GİRİŞİMLERİ VE ÇATIŞMA İHTİMALİ
Türkiye ile İsrail arasında son dönemde sertleşen söylemlerin açık bir savaşa zemin hazırlayıp hazırlamayacağı sorusuna net bir yanıt veren Bakan Fidan, iki ülke arasında açık bir çatışmaya yol açacak hiçbir neden bulunmadığını belirtti. Ancak Suriye’deki mevcut dengeye işaret ederek kritik bir uyarıda bulunan Fidan, Suriye'nin ilerlemesini ve toparlanmasını sekteye uğratacak dış girişimlerin bu durumu tamamen değiştirebileceğini aktardı. İsrail'in geçmişteki ve şu anki davranış kalıpları incelendiğinde komşu ülkeleri istikrarsızlaştırma eğiliminde olduğunu doğrulayan Fidan, İsrail'in istikrarlı, güçlü, dönüşen ve gelişmiş bir Suriye görmek istediğinden emin olmadıklarının altını çizdi.
İLETİŞİM HATALARINA KARŞI KRİTİK TELEFON TRAFİĞİ
Bölgedeki tansiyonu düşürmenin ve kalıcı bir ateşkese ulaşmanın her iki tarafın da gerçek arzusu olması gerektiğini hatırlatan Dışişleri Bakanı, diplomatik kanalların açık tutulmasının önemine değindi. İranlı mevkidaşı Abbas Erakçi ile yaptığı son telefon görüşmesinin kendisine sorunun kökenini çok daha derinlemesine anlama olanağı sağladığını aktaran Fidan, boğazdan geçişlerin uygulanması gibi hassas konularda taraflar arasında bir iletişim eksikliği ve yanlış anlama yaşandığını düşündüğünü belirtti. Süreç ne kadar kontrollü ilerlerse ilerlesin provokasyonlar, misillemeler veya iletişim hataları nedeniyle her zaman olası bir kaza payının bulunabileceğini söyleyen Fidan, tüm aktörlerin bu dönemde çok dikkatli olması gerektiğini hatırlattı.
GAZZE BARIŞ KURULU VE ULUSLARARASI TOPLUMA BASKI ÇAĞRISI
Filistin coğrafyasında yaşanan insani dramı durdurmak adına atılan adımlara da değinen Bakan Fidan, Gazze Barış Kurulu'nun sahadaki soykırımı durdurma noktasında etkili bir rol oynadığını ifade etti. Buna karşın planın vadettiği nihai sonuçları görme noktasında, özellikle de bölgeye ulaştırılması gereken insani yardımlar konusunda henüz tam anlamıyla başarıya ulaşamadığını düşündüğünü samimiyetle paylaştı. Son dönemde Körfez'de yaşanan savaş ve gerilimler nedeniyle uluslararası toplumun dikkatinin başka yönlere kaydığını vurgulayan Fidan, masum Filistinlilerin hayati öneme sahip insani yardımlara ulaşabilmesi için küresel vicdanın İsrail üzerinde çok daha güçlü bir baskı kurması gerektiğinin altını çizdi.
BÖLGESEL İŞ BİRLİĞİNDE TÜRKİYE’NİN BENZERSİZ ROLÜ
Türkiye'nin köklü tarihi geçmişi ve diplomatik birikimi sayesinde bölgesel anlaşmazlıklarda ara buluculuk yapmak ve krizleri durdurmak adına benzersiz bir konumda bulunduğunu hatırlatan Hakan Fidan, bölgedeki herkesi tanıdıklarını ve her çatışmanın kendine has dinamiklerine hakim olduklarını söyledi. Artık bölge ülkelerinin kendi sorunlarını omuzlamasının ve bu krizleri sahiplenmesinin zamanının geldiğini belirten Fidan, eski usul dış politika anlayışlarında ısrar edilmesinin sadece başarısızlık getireceğini ifade etti. Her ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyulan eski döneme geri dönülmesi gerektiğini savunan Bakan Fidan, bu doğrultuda yeni ve hızlı çözümler üretecek adımların sinyalini verdi.
ALTERNATİF GÜVENLİK DÜZENİ VE GELECEK VİZYONU
Bölgesel güvenliği kalıcı kılmak adına bu yılın başlarında Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan'ın katılımıyla barışa dayalı yeni bir düzen inşa etmek için özel bir çalışma grubu oluşturulduğunu anımsatan Fidan, bu yapının önemini anlattı. Kurulan bu yeni bölgesel yapılanmanın Arap Birliği veya Körfez İşbirliği Konseyi gibi köklü örgütlere bir alternatif veya onların yerini alacak bir oluşum olmadığını, aksine bürokrasiyi azaltarak daha hızlı kararlar almayı hedeflediğini açıkladı. Bölgedeki her tarafın siyasi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü garanti altına alacak yeni bir güvenlik anlayışı geliştirildiği takdirde, İran'ın da vekil güçler üzerinden yürüttüğü önleyici güvenlik politikasından vazgeçerek kendi köşesine çekilebileceğini belirten Fidan, inşallah Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında bir barış anlaşmasına ulaşıldığı takdirde bölgede gerçekten sağlıklı görüşmelerin başlayabileceğini sözlerine ekledi.


