Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşıyor ve toplumun aslında yerel seçimlerde beklediği vergi ve SGK affı sonunda meclis gündemine geliyor. Kamuoyuna “Cumhuriyet Tarihinin En Kapsamlı Mali Affı” olarak lanse edilen vergi ve SGK prim borçlarının yeniden yapılandırılmasını öngören Kanun teklifi 2 Haziran 2014 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuştur. Söz konusu teklif şu an itibariyle 30 Nisan 2014 tarihinden önce kesinleşen bazı kamu alacaklarının tahsilinin hızlandırılmasına yönelik hükümler içermektedir. Kapsama giren kamu alacaklarının asıllarında bir af öngörülmemekte, asılların TEFE/ÜFE artış oranları ile güncellenen değerlerinin tahsili hedeflenmekte, faiz ve ceza gibi unsurların silinmesi öngörülmektedir. Ayrıca kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklara ilişkin düzeltme imkânı getirilmektedir. Ancak kamuoyunun beklentisi 6111 sayılı Torba Kanun ile daha önce uygulanmış olan inceleme ve tarhiyat safhasındaki işlemlere belli indirimler, matrah ve vergi artırımı, stok beyanları gibi hükümlerinde TBMM genel kurulunda Kanun teklifine eklenerek geniş ve işletmeleri rahatlatacak bir düzenlemedir.

Bu tür aflar aslında vergisini zamanında ve düzenli ödeyen vatandaşlar için bir haksızlık yaratmaktadır. O yüzden aftan yararlanmaya ihtiyacı olmayan, vergi ve primlerini zamanında ödeyen işletmelere de düzgün mükellef primi gibi bir uygulama yapılabilir. Bu uygulama onların içine düştüğü “Biz Enayi miyiz” duygusunu biraz olsun azaltabilir. Son yıllarda ortalama her 4-5 yılda esaslı bir vergi affı çıkmakta ve mükelleflerinde pek çoğu bu aflardan faydalanmaktadır. Buradan şu sonuç çıkmaktadır: Demek ki vergi sistemimiz düzgün çalışmıyor ve devlette bunu bildiği için belli periyotlarda çıkardığı aflarla vatandaşı rahatlatıyor. Bu durum demokrasilerin temel şartlarından olan hesap sorma kültürünü de geliştirmiyor. Çünkü vergisini düzgün ödemeyen hesap soramaz. 

Vergi afları bir nevi bataklığı kurutmak yerine sivrisinekleri teker teker öldürmeye çalışmak gibi bir uğraşı hatırlatıyor. Her 5 yılda bir af çıkarılacağına gerçekçi bir vergi sistemi vatandaşa daha çok hizmet eder. İşletmeleri vergi kaçırmaya sevk eden birkaç husustan bahsetmek gerekirse rekabet eşitsizliği bunların başında gelmektedir. Ben kayıtlı ve düzgün çalışırken aynı işi yapan iç ve dış rakiplerim (özellikle Çin ) vergisiz alış veriş yaptıkları zaman ben onlardan daha ucuz ve kaliteli üretmeme rağmen vergiden dolayı sistem dışına itiliyorum. Diğer bir konu yüksek istihdam vergileri ve SGK primleri. Bu konuda da özellikle KOBİ işletmeler için vergi ve SGK primleri dâhil %35 geçmeyecek bir üst sınır belirlenirse hem kayıtlı istihdam teşvik edilmiş olur hem de işletmelerin gelir tablosu ve bilançoları gerçeği yansıtır hale gelir. Pek çok faiz gelirlerinde sıfır stopaj, maksimumda ise % 15 vergileme olduğu düşünülürse hem üretimi hem de istihdamı artıracak böyle bir politika, çok uçuk olmasa gerek. Bir başka önemli konu da kar dağıtımındaki %15'lik stopajın işletmelerin yapısını bozduğudur. İşletme ortakları ihtiyaçları olan parayı şirketlerden ya kar dağıtımı yaparak ya da ücret ve huzur hakkı gibi yollardan almaları gerekir. Bu yollarda da vergi stopajı olduğu için, ortaklar fiilen işletmelerden parayı almakta ama kayıtlara bu işlemi yansıtmamaktadır. Bu durumda fiktif kasa mevcutlarına sebebiyet vermektedir. Bunu önlemek için kar dağıtım stopajı daha makul düzeylere indirilebilir veya eskiden olduğu gibi Kurumlar Vergisi oranı biraz yükseltilerek kar dağıtımındaki stopaj tamamen kaldırılabilir.