MUSTAFA KEMAL ATATÜRK NEDEN HİÇ UÇAĞA BİNMEDİ?
Konevi Derneği salonunda düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Konya Şubesi Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Şam’daki Ümeyye Camii'nde bulunan üç hava şehidinin kabrini hatırlatarak havacılık tarihine dair çarpıcı bir anekdot paylaştı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ömrü boyunca hiç uçağa binmemiş olmasının arkasındaki tarihi detayı aktaran Güçlü, şu ifadeleri kullandı:
"Mustafa Kemal hiç uçağa binmemiş. Fransa imal ettiği uçakları dünyaya tanıtırken ordu mensuplarını davet etmiş. Türkiye’den de bir Paşa ile Yüzbaşı Mustafa Kemal katılmışlar. Programda ziyaretçiler uçağa bindirilerek uçurulmaktadır. Sıra geldiğinde Mustafa Kemal binmek için hamle yaptığında Paşa kolundan tutup (Bilmediğin aş ya karın ağrıtır ya baş) diyerek binmesini engellemiş ve o binmedikleri uçak düşmüş. Belki bu hadisenin tesiriyle Mustafa Kemal ömründe hiç uçağa binmemiş"
MALİ ZORLUKLARA RAĞMEN DÜNYAYLA YARIŞAN BİR ORDU
Açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen emekli Hava Astsubay ve Konya Aydınlar Ocağı Yönetim Kurulu Üyesi Tayyar Yıldırım, Türk askeri havacılığının köklü geçmişini kronolojik verilerle anlattı. Türk ordusunda havacılık çalışmalarının 1909 yılında başladığını belirten Yıldırım, ilk etapta Avrupa'ya eğitime gönderilmek istenen subayların mali imkansızlıklara takıldığını aktardı. Dünyanın ilk askeri havacılık teşkilatlarından birine sahip olduğumuzu vurgulayan Yıldırım, süreci şu sözlerle özetledi:
"Dünyanın ilk askerî havacılık teşkilatlarından biri olan Türk Ordusunda havacılıkla ilgili ilk çalışmalara 1909 yılında başlanmış, 1910 yılı sonlarına doğru, havacı personel yetiştirilmek üzere birkaç subayın Avrupa’ya eğitime gönderilmesi öngörülmüş fakat ülkenin içinde bulunduğu mali zorluklar nedeniyle gerekli ödenek bulunamadığjdan gönderilememiştir"

Havacılığın önemini kavrayan Mahmut Şevket Paşa'nın gayretleriyle 1911'de Tayyarecilik Komisyonu'nun kurulduğunu belirten Yıldırım, ABD ve Avrupa devletleri ile hemen hemen aynı yıllarda çağdaş havacılık temellerinin atıldığını ifade etti.
ÇANAKKALE'DEN CUMHURİYETE GÖKLERDEKİ MÜCADELE
Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele dönemindeki havacılık faaliyetlerine de değinen Tayyar Yıldırım, Türk havacılarının Çanakkale'den Kafkasya'ya kadar çok geniş bir coşkunlukla çarpıştığını dile getirdi. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte havacılıkta büyük bir sıçrama yaşandığını, 1940 yılında 500'e yakın uçakla Balkanların en güçlü hava kuvveti haline gelindiğini söyleyen Yıldırım, yerli savunma sanayisine de dikkat çekti. Geçmişteki Hürkuş girişiminin yarım kaldığını ancak günümüzdeki gelişmelerin gurur verici olduğunu belirterek, kendi hayatından da şu samimi hatırayı paylaştı:
"Seydişehir’in Oğlakçı köyünden çıkıp İvriz Öğretmen Okulunu bitirdim ama öğretmen olmak yerine Hava Astsubay Okuluna gittim. Seri bir uçuş sırasında indiğimiz yerlere levazım malzemeleri de teslim ediyorduk. Konya’dan havalanırken uçağımızın, Torosları aşabilmek için şehir üzerinde daire çizerek yay gibi yükselmesi gerekiyordu. O aşamada Seydişehir’i de havadan ve yakın planda gördüm. Meradaki hayvanları, köy yolunda yürüyen insanları görebiliyordum. İnince babama telefon edip latife maksadıyla (Falanca saatte tarlada ne yapıyordun?) diye sordum. Meğer tarladaymış (Çalışmaya gitmiştim) diye cevap verdi ve çocukluk yıllarımızda uçağa el sallayan çocukları hatırladım"

EŞREF BİTLİS KAZASI BİR TEKNİK ARIZA DEĞİL MİYDİ?
Programda görsel bir sunum eşliğinde teknik detayları paylaşan emekli Hava Astsubay Atilla Hizarcı ise uçuş güvenliğinde teknisyenlerin üstlendiği hayati rolü anlattı. Uçağın her şeyden önce can taşıdığını ve tekerlek lastiğinin bile milyon dolarlık uçaklar için kritik öneme sahip olduğunu belirten Hizarcı, geçmişte Petlas ile yaşanan kalite tartışmalarına değindi. Dinleyicilerden gelen soru üzerine, Türk siyasi ve askeri tarihinin en tartışmalı olaylarından biri olan Orgeneral Eşref Bitlis'in şehit düştüğü uçak kazasına dair de çok konuşulacak bir tespitte bulunan Hizarcı, şu çarpıcı açıklamayı yaptı:
"Hava şartları ne olursa olsun, meteorolojik şartlar da dikkate alınarak yapılan teknik kontrollerden sonra uçuşa karar verilir. Bu bilgiden hareketle, merhum Bitlis’in şehit düştüğü kazanın, bir teknik arıza ile yaşandığına ben ikna olmadım"
Büyük bir ilgiyle takip edilen programın sonunda, Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü tarafından her iki değerli konuşmacıya da günün anısına özel kitap takdimi gerçekleştirildi.




