Emeklilikte yaşa takılan vatandaşlara yönelik çıkarılan yasal düzenleme milyonlarca kişiye emeklilik kapısını aralamış olsa da gerekli prim süresini veya sigorta yılını dolduramayan geniş bir kitle kapsam dışında kaldı. Sigorta giriş tarihleri birkaç günle kaçan ya da prim ödemelerinde eksikleri bulunan çalışanlar, mevcut yasal haklarını değerlendirerek emekli olmanın alternatif yollarını aramaya başladı. Bu noktada kamuoyunda yaygın biçimde bilinen 3600 günle kısmi emeklilik seçeneği öne çıkarken, diğer taraftan devlet katkılı bireysel birikim mekanizmaları da Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan aylığa ek bir gelir kaynağı sunuyor.
Günümüz ekonomik koşullarında tek bir kanaldan emekli aylığı almak yerine çift dikiş bir gelir modeli oluşturmak çalışanlar arasında hızla yaygınlaşan bir strateji haline geldi. Sosyal güvenlik sistemindeki mevcut mevzuat, şartları yetersiz kalan vatandaşlara belirli yaş ve gün kriterleri dâhilinde imkân tanırken, bireysel tasarruf sistemleri ise yaşlılık döneminde finansal güvenceyi ikiye katlama olanağı veriyor. Bu kapsamda hem devlet destekli sistemlerin sunduğu avantajlar hem de kısmi emeklilik şartlarının detayları, geleceğini planlamak isteyen milyonlarca kişinin birincil gündem maddesini oluşturuyor.
Kısmi Emeklilik Haklarından Yararlanma Kriterleri Ve Yaş Şartları
Sosyal güvenlik mevzuatında yer alan kısmi emeklilik hakkı, tam prim gün sayısına ulaşamayan sigortalılara daha az prim ödeyerek ancak daha yüksek bir yaş sınırını bekleyerek emekli olma imkânı tanımaktadır. Bu haktan faydalanabilmek için sadece 3600 prim gününe ulaşmış olmak yeterli gelmemekte, bununla birlikte ilk sigortalılık tarihi ve toplam sigortalılık süresi gibi kriterlerin de eş zamanlı olarak sağlanması gerekmektedir. Türkiye'de sigorta giriş tarihine göre kademeli bir yapı uygulandığından, her çalışanın emeklilik yaşı ve tamamlaması gereken prim günü farklılık göstermektedir.
İlk defa 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı tescili yapılan çalışanlar için 15 yıllık sigortalılık süresi ile 3600 prim gününün tamamlanması şart koşulmaktadır. Bu gruptaki vatandaşlar için yaş şartı, ilgili koşulların sağlandığı tarihe göre kadınlarda 50 ile 58 yaş, erkeklerde ise 55 ile 60 yaş arasında değişiklik arz etmektedir. Sigorta başlangıcı 9 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 tarihleri arasına denk gelen çalışanlarda ise istenen şartlar 25 yıl sigortalılık süresi ve 4500 prim gününe yükselmektedir; bu gruptakiler kadınlarda 58, erkeklerde ise 60 yaşında emekliliğe hak kazanmaktadır. 1 Mayıs 2008 sonrasında iş hayatına girenler için prim gün şartı 5400 güne çıkarken, emeklilik yaşı kademeli olarak 65'e kadar tırmanmaktadır.
Düşük Prim Ödemelerinde Bağlanan Bağkur Ve SGK Maaş Dengesi
Kısmi emeklilik hakkından yararlanarak emekli aylığı bağlatan vatandaşların göz önünde bulundurması gereken en temel faktörlerden biri, ödenen toplam prim gün sayısının aylık miktarına doğrudan etki etmesidir. Çalışma hayatı boyunca ödenen primlerin hacmi ve gün sayısı esas alınarak hesaplanan kök aylıklar, 3600 gün üzerinden emekli olan kişilerde tam primle emekli olanlara kıyasla doğal olarak daha düşük seviyelerde kalmaktadır. Ancak sosyal devlet ilkesi gereğince uygulanan taban aylık düzenlemesi sayesinde mağduriyetlerin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Sistem kapsamında hesaplanan kök aylık tutarı yasal olarak belirlenen taban emekli aylığının altında kaldığında, aradaki fark devlet tarafından hazine desteğiyle tamamlanmaktadır. Böylece 3600 günle emekli olan bir vatandaş da en düşük emekli aylığı tutarında ödeme alma hakkına kavuşmaktadır. Kök maaşı yüksek olan veya primleri yüksek kazanç üzerinden yatırılmış kişilerin aylıkları ise bu taban sınırın üzerinde seyrederek çalışma dönemindeki birikimlerinin karşılığını vermektedir.
Bireysel Birikim Sistemleri İle İkinci Emekli Maaşı Fırsatı
Sosyal Güvenlik Kurumu üzerinden bağlanan standart emekli aylığı ile yetinmek istemeyen ve emeklilik döneminde refah seviyesini korumayı hedefleyen vatandaşlar için bireysel birikim modelleri güçlü bir alternatif oluşturmaktadır. Halen aktif olarak uygulanan Bireysel Emeklilik Sistemi ile çalışanların dâhil edildiği Otomatik Katılım Sistemi, devletin sağladığı yüzde 30 oranındaki doğrudan katkı payı desteğiyle cazibesini her geçen gün artırmaktadır. Yakın dönemde hayata geçirilmesi planlanan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi ile birlikte bu alanın daha da genişlemesi beklenmektedir.
Katılımcılar kendi bütçelerine uygun olarak belirledikleri aylık tasarruf tutarlarını hesaplarına aktarmakta, devlet de yatırılan her tutara yüzde 30 oranında ek katkı sağlamaktadır. Sistemde biriken fonlar uzman portföy yöneticileri tarafından çeşitli finansal enstrümanlarda değerlendirilmekte ve enflasyona karşı korunarak uzun vadede anaparanın katlanmasını sağlamaktadır. Otomatik Katılım Sistemi dâhilinde çalışanların prime esas kazançlarından her ay en az yüzde 3 oranında kesinti yapılarak birikim hesabına aktarılmakta, arzulayan çalışanlar sistemde kalarak birikim yapmaya devam edebilmektedir.
10 Yıl Sistemde Kalma Ve 56 Yaş Şartıyla İkinci Emeklilik
Bireysel emeklilik modellerinin klasik sosyal güvenlik sistemine göre sunduğu en belirgin avantaj, emeklilik hakkının elde edilmesindeki süre kısalığı olarak göze çarpmaktadır. Örneğin 2000 yılında sigortalı olarak işe başlayan bir erkek çalışanın SGK'dan emekli olabilmesi için 7000 prim gününü doldurması ve 60 yaşını beklemesi gerekirken, aynı kişi bireysel emeklilik sisteminde 10 yıl boyunca kalarak ve 56 yaşını doldurarak emeklilik hakkına kavuşabilmektedir. Bu şartları sağlayan katılımcılar, sistemde biriken tüm parayı toplu ödeme olarak alabileceği gibi dilerse düzenli bir aylık şeklinde ödenmesini de talep edebilmektedir.
Söz konusu birikim mekanizmaları yalnızca aktif olarak bir iş yerinde çalışan sigortalılarla sınırlı kalmamaktadır. Çalışma hayatının dışında kalan ev hanımları, henüz bir işte çalışmayan gençler ya da hali hazırda SGK'dan emekli olmuş bireyler de sözleşme imzalayarak birikim hesabı açtırabilmektedir. Özellikle emekli olduktan sonra çalışmayı sürdüren vatandaşlar için bu sistem hayati önem taşımaktadır; çünkü emekli çalışanların ödediği sosyal güvenlik destek primi devlete aktarılmakta ve SGK'dan ikinci bir emekli aylığı bağlanmasına imkân vermemektedir. Bireysel sistemler ise bu kitleye tamamen bağımsız ikinci bir gelir kapısı sunmaktadır.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım




