Nasip olursa, yarın Arife, Cuma günüde bayramın ilk günü…
Ne yalan söyleyeyim; burukta olsa, benim için bayramların bir tadı var…
Çocukluğumdaki bayramlar gibi olmasa da, adı üstünde bayram…
Biz yetişkinler için olmasa da, çocuklar için başka bir tat, başka bir lezzet, başka bir sevinç kaynağıdır, bayramlar…
Benim gibi nüfus kağıdı eskiyenler için, bir sonraki bayramı görmek en büyük şükür sebebidir…
Çünkü, ufak-tefek arızalara rağmen, hayatta olmanın, sevdikleriyle iç içe olmanın anlamıdır bayramlar…
Ramazan Bayramını görmeye iki üç adım kaldı ve fakat önümüzdeki Kurban Bayramını göreceğimizin garantisi yok!
Onun içindir ki, bu bayramı burukta olsak dolu dolu yaşamalıyız…
Katil İsrail ile Manyak Trump’un Müslümanlara yaptığı zulümlere rağmen, inadına güzel bir bayram geçirmeliyiz!
xxx
ÇOCUKLUĞUMUN BAYRAMLARI
Çocukluğumuzdaki bayramların tadı başkaydı…
Çocuktuk çünkü…
Bayramlar yetişkinlerden ziyade çocuklar için, deyim yerindeyse, kıyafet balosu tadında olurdu…
Komşu çocuklarla kıyafetler üzerinden birbirimize caka satar, gösteriş yapardık…
Mantar tabancalarıyla, rengarenk balonlarla ve cebimizdeki demir paralarla bir birimize üstünlük kurma çabası verirdik…
Güzel günlerdi…
Bugünün çocuklarında bunları görebiliyor muyuz?
Tabi ki, hayır…
Her şeye rağmen çocuklarda bir doygunluk var, beğenmemezlik var!
Kılık kıyafetten ziyade, elektronik aletler, akıllı telefonlar, tabletler gibi çağımızın vebası olan materyallerle ilgilenme durumları söz konusu.
xxx
DEDEMİN HATIRALARI
Eskidenmiş büyüklerin ellerini öpmek…
Çocuklar için el öpmek zul geliyor…
Hoş, eli öpüleceklerin sayısı da her geçen bayramda azalıyor…
Ailenin büyükleri ölünce, bayram sevinçlerini de beraberlerinde götürüyorlar sanki…
Dedem ve nenem 30 yıl, annem ve babam rahmetli olalı, daha doğrusu terk-i diyar etmeleri 7-8 sene olmuş!
Sülalede büyük olarak ellerini öpeceğim sadece amcam ve yengem kalmış…
Dayı yok, teyze yok, hala yok, yok oğlu yok!
Ailenin değil, sülalenin temel direkleri gitmiş…
Dedemin Sedirler’deki evinin cümle kapısı bayram sürecince asla kapanmazdı…
Hoş, normal günlerde de kapısı hep açık olurdu…
Gelenler, gidenler, yemeğe ve yatıya kalanlar, dedemin baş tacı olurlardı…
Dedem misafiri çok severdi…
Daha önce de anlatmıştım misafir hikayesini…
Dedem eski Tellal Pazarının halıcı esnaflarından Erzurumlu Binali lakaplı, Ali Çınar…
Bir yaz günü dükkanın önünde oturup düşünüyor, dedemin bu düşünceli hali, yan komşusu sandalyeci Ahmet Özkafa amcanın dikkatini çekiyor…
Ahmet Amca, “Aliağa seni 2-3 gündür düşünceli görüyorum, hayır mı?” diye soruyor…
Dedemin verdiği cevaba bakar mısınız?
“Nasıl düşünmeyeyim hey Ahmet, benim evime 2-3 gündür misafir gelmiyor, ‘neden gelmiyorlar’ onu düşünüyorum” diyor…
Dedemin evi kalabalık, amcalarım, yengelerim, torunları, nereden bakılırsa bakılsın 15-20 boğaz yaşıyor o evde ve buna rağmen ‘misafir gelmiyor’ diye adam kara kara düşünüyor…
Bugün ise “misafir gelmesin” diye televizyonun sesini kısanlar, ışıkları kapatanlar vs!
O günlerden bu günlere geldik…
Dedem, ‘aşiret lideri’ olmasa da, sülalenin başı, ailenin temel direği, etrafta sözü dinlenen bir adamdı…
Mekanı cennet olsun…
Bu bayram vesilesiyle onları da anmış olduk.

393A5863 C146 4328 Ac75 C4B6E822Adfa
xxx
CELAL ABİ (KARATAŞ)
Bu yazının çıkış noktası, bir ziyaret sonrasında vücut buldu…
Benim çok sevdiğim, kendisini anarken bile bazen hüzünlendiğim, bazen kahkalarla güldüğüm ve bazen de “keşke yaşasaydı” dediğim, bana göre dünyanın en güzel yemek yiyen insanı “Kara Seyit” lakaplı, Seyit Karataş’ın, yani Seyit eniştemin, rahmetli evlatları Mehmet Ali Abi ile Yakup Abinin bir küçüğü olan, eski boksörlerimizden Celal Abiyi ziyaret ettim…
Celal Karataş’ı, yani halamın oğlunu…
Celal abi, rahatsızlığı nedeniyle evden çıkmıyor…
Dışarıda olduğunu duyunca, ziyaretine yürüyerek değil, koşarak gittim…
Sarıldık, kucaklaştık, iki yanağımdan öptükten sonra “Bekir abinin cenazesi için çıktım” dedi…
Bekir abi kim mi?
Rahmetli Ferman İnal ile Kartal İnal’ın ağabeyleri Bekir İnal…
Benim de çok sevdiğim mahallenin ağır, ama efendi abilerinden birisiydi…
Allah, ona da rahmet eylesin…
Güzel adamdı vesselam.
xxx
Celal abi kendine has üslubu ile anlatmaya başladı…
Bu arada sohbeti güzeldir, dinletir…
Anlattıkça dinledim, dinledikçe anlattı…
Sohbete Vehbi abi, Hollandalı Mehmet Yıldız ve Eyüp Ağrılı da katılınca, konu konuyu açtı, biraz eskilerden biraz yenilerden derken, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık…
Ama, tadına da doyamadık…
Rahmetlilerden konuştuk, yaşayanların kulaklarını çektik, dostluklarımızı satanları, arkamızdan atanları, ihanet edenleri, aklınıza ne gelirse, daha doğrusu Konya’yı, Sedirler’i, Türbeönünü, Dolavı konuştuk…
Kimler gelmiş, kimler gitmiş?
Gelenleri bilemem, ama gidenler güzel adamlarmış…
Nazım Hikmet’in, “yüreğin kadını erkeği yoktur. Bir mert olanı vardır, bir de namert olanı” dediği gibi, gidenler içerisinde tanıdıklarımın yüzde 90’ı mert insandı…
Özetlersem; Celal abiyle güzel bir sohbete nokta koymadık, virgül koyduk…
İnşallah bir dahaki sefere, Allah emanetini almazsa tadından yenmeyecek sohbetler edeceğiz, kendisiyle ve dostlarla.
xxx
HUZURLU BİR BAYRAM OLSUN
Sizlere barışın, dostluğun, fakir fukarayı gözeteceğiniz, sağlıklı ve huzurlu bir bayram dilerim…
Cezaevlerinde, dört duvar arasında gününü geçirmeye çalışanlara özgürlük, hastanelerde ve evlerinde hastası olanlara da Allah’tan sabır ve şifa diliyorum.
xxx
Yazımı bir Nasrettin Hoca fıkrası ve Ömer Hayyam’dan bir dörtlükle noktalıyorum.
HOCA NASRETTİN
Bayram günü Hoca komşusunu ziyarete gider. Komşusu herkese olduğu gibi Hoca’ya da “bal” ikram eder.
Koca bir tepsi içinde ikram edilen petek baldan, herkes bir iki kaşık alır, geri çekilirmiş.
Komşu bakar ki Hoca peteğin başında habire kaşık daldırıp durur. Duracağa da yok. Bal elden gidiyor ya, dayanamaz, “Aman Hoca efendi fazla yeme yoksa için yanar” diyerek, Hocayı uyarır.
Hoca bu hemen cevabı yapıştırır, “Kimin içinin yandığını Allah bilir!” der ve yemeye devam eder.
xxx
Ömer Hayyam’dan…
Sevgili bir başka güzelsin bugün.
Ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün.
Güzeller Bayram günü süslenir.
Senin ise bayramları süsler yüzün.
xxx
Bayramlarda süslenmek kolay, zor olan bayramları süslemek…
Allah hepimizi bayramları süsleyenlerden eylesin…
Amin.